HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


AB'den küreselleşmeye22

Bir gazetenin manşetinde "Abant'tan AB çıktı" ifadesini okudum. 15 maddelik sonuç bildirgesinin yalnızca son maddesinde AB'ye temas edilmekte ve şöyle denmektedir: "Türkiye'nin küreselleşme sürecine katılmasının önemli aşamalarından birisi Avrupa Birliğidir. Esasen bu, Türkiye'nin 2 asırlık yönelimine uygun bir hedeftir. Bu süreçte Türkiye'nin varlık ve çıkarlarını gözeten bir anlayışla üyelik için gerekli hazırlıkların yapılması uygundur." Görüldüğü gibi bu madde, her biri ayrı önemi haiz olup doğrudan AB ile ilgili olmayan 15 maddeden bir maddedir ve "Türkiye AB'ne mutlaka girmelidir, girmezse mahvolur" filan dememiştir. Madde bir gerçeği ifade etmekte, bir de -şartlı olarak- giriş için gerekli hazırlıkların yapılmasını uygun bulmaktadır.

Türkiye'nin en azından Tanzimat'tan bu yana resmi olarak gözünü Avrupa medeniyetine diktiğini ve kurtuluşunu bu medeniyete dahil olmakta bulduğunu kim inkar edebilir? Doğrudan Batılılaşma'yı savunanlar bir yana, Türkçüler ve İslamcılar da "İslam-Batı", "Türk-İslam-Batı" sentezlerinden söz etmişler; yani Batılı olmayı reddetseler bile Batı'dan bazı şeyleri almayı savunmuşlar, bu alışverişin öz benliklerine zarar vermiyeceğine kani olmuşlardır. İşte madde bu gerçeğe işaret etmektedir.

"Üyelik için gerekli hazırlıkların yapılması uygundur" derken Abant'a katılanlar bir de şart ileri sürmektedirler: "Türkiye'nin varlık ve çıkarlarını gözeten bir anlayışla." Bu şarta göre; AB'ye giriş Türkiye'nin çıkarına değilse veya onun varlığına derhal, yahut zaman içinde ortadan kaldıracaksa giriş hazırlığı yapmak bile uygun değildir.

Abant toplantısında olsun, başka toplantılarda konuşma ve yazılarda olsun çeşitli gerekçelerle AB'ye girmeye karşı olanların şu sorulara makul ve gerçekçi cevaplar bulmaları gerekiyor.

Türkiye AB'ye girerken bir şeriat ülkesi mi AB'ye giriyor, yoksa demokrasisi de laikliği de arızalı bir ülke mi, demokrasi ve laikliği daha sağlıklı bir ülkeler topluluğuna giriyor?

2. Türkiye - teorik veya hayali olarak değil, pratik ve gerçekçi olarak - içinde bulunduğu maddî ve manevî bir yığın problemi tek başına kalarak veya dünyada mevcut alternatif güçlerle/kutuplarla işbirliği yaparak çözebilir mi? "Çözebilir" diyenler varsa - ki oluyor - "Hangi kadro, hangi programla ve ne zaman" sorularının tatmin edici cevabı nerede?

3. Hiç şüphe yok ki ilk akla gelen ve olması gereken birlik, İslam'ın rahmetini bütün insanlığa sunmak ve İslam medeniyetini dünyaya alternatif bir medeniyet olarak takdim etmek üzere Müslüman ülkelerin oluşturacakları birliktir. En azından Sultan Abdülhamit zamanından beri siyasî ve ideolojik alanlarda bu birliği oluşturmak için gösterilen bunca çaba semere verdi mi? "Şimdiye kadar olmadı ama uygun bir yakın gelecekte bu birlik şu yoldan gerçekleşecektir" müjdesini verecek bir Allah kulu var mı?

İslam "hayatı, aklı, nesli, malı ve dini" korumayı hedefliyor. AB'ye girmediğiniz takdirde bunları koruyamıyorsanız girmeniz gerekir, koruyabiliyorsanız girmeniz caiz olmaz. Bütün hesapların, değerlendirmelerin bu esasa göre yapılması zorunludur.



22 Yeni Şafak, 19.07.2002



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: