HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


Laiklik tanımı üzerine

Müslümanlar her önemli işe besmeleyle başlarlar. O anlamda laik değildirler. Yani Allah'ı karıştırmadıkları hiçbir iş yoktur. Ben de onunla başlıyorum. İkincisi, top hep bizim sahaya atılıyor ve diğerleri seyrediyorlar. 'Şu topu bizim istediğimiz gibi oynayın, vereceklerinizi verin, daha neler vereceğimizi düşünün' diyorlar. Mesela Ankara'da sizinle söz konusu ettiğimiz ve hayretle karşılayıp "yahu bu kadar da olur mu?" dediğimiz bir yüksek mahkeme kararı var. Burada hayretle karşıladığımız bir laiklik tanımı var. Bu tanıma göre din, Türkiye'de sadece siyasal alandan değil, sosyal ve kültürel alanlardan da uzaklaştırılıyor. Bu alanların dinden arındırılması, dinin bu alanlara etkisine izin verilmemesi öngörülüyor. Bir tarafta böyle bir laiklik anlayışı var. O halde bunu şöyle ifade edebilirim; biz bu dünyada bir hayat yaşıyoruz, bunlar şu dünya hayatından dinin dışlanmasıdır. Biz bu insanlara; "Siz yanlış yoldasınız, yani laiklik buysa bu insanî değil, bu insan hak ve hürriyetlerine aykırı. Bütün kurumlar, kuruluşlar, kurallar insanların mutluluğu içindir. Sizin anladığınız bu laiklik anlayışı inanan insanı mutsuz kılar, baskılara, sıkıntılara sokar. Siz bu fikrinizi tashih edin, düzeltin. Din ve vicdan hürriyeti, insan hakları dünyada nasıl algılanıyorsa siz de o noktaya gelin" diyecek yerde hemen telaşa kapılıyoruz. Bu sefer bence laiklikle hiç alakası olmayan ve Müslümanların bir iç problemi olan şu meseleleri tartışmaya açıyoruz: Kur'an ayetleri ve sünnet ne kadar bağlar bizi, hangisi bağlayıcıdır, hangisi değildir? Bizi Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) uygulaması, sahabenin uygulaması, müçtehidlerin içtihadları ne ölçüde bağlar? Biz bugünkü problemlerimizi çözmek isterken bunlara nasıl bakacağız, bunları da değişmez ayetler gibi mi okuyacağız? Ben bundan hiç rahatsızlık duymuyorum ama bu bize dayatılanla alakalı olmayan bir konu ve bugünkü problemimizle de alakası yok.

Şimdi bakınız Kur'an-ı Kerim'de 277 hüküm ayeti var deniyor. Nasıl sayılıyorsa bu hüküm ayeti? Tabii doğrudan diyor Yunus Vehbi Yavuz Bey. Ben de besmeleden başladım mesela besmelede yok.

Mevzuyu çok dağıtmak istemiyorum da, Kur'an'daki ahlakî hükümleri, dünyevî hükümlerin dışına nasıl çıkarıyorsunuz? Mesela Fazlur Rahman hocam aklıma geldi, aslında bizim Allah'ın iradesine uygun ve fakat çağdaş yaşayabilmemiz için Kur'an'ın ahlakî ve içtimaî ilkelerini kavramamız gerekir. Fazlur Rahman hoca merhum, laik değildir ve İslam'da laikliğin olmayacağını ifade eder. Madem ki Fazlur Rahman hocaya çok atıf yapıyoruz, o halde bir atıf da ben yapayım. Fakat o çok önemli bir şeye işaret eder, der ki: "Eğer Müslümanlar Müslüman kalarak çağdaşlaşamazlarsa zorunlu olarak laiktirler. Böyle bir ikilemle karşı karşıyasınız, unutmayın". Bu bizim iç meselemizdir, bunları tartışalım.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: