HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


İslam ve Batı medeniyetleri

Amerikan National Review dergisi, batı idealleri için sürdürülen savaşta Türkiye'ye desteğin, Avrupa ve Amerika için borç olduğunu yazdı. Dergide, "Türkiye'ye borcumuza karşılık şükran" başlığı ve Ami Horowitz imzasıyla yer alan yorumda, 11 Eylül'ün, batı demokrasisi ve "İslam teokrasisi" modelleri arasındaki keskin ayrımı ortaya çıkardığı, Türkiye'nin de batı demokrasisi ideallerine dayalı bir ülke ve hem ABD'nin, hem de AB'nin en önemli müttefiki olduğu belirtildi. Yorumda, 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana Türkiye'nin, Batı dünyasının yanında yer aldığı, şimdi de terörizmle mücadeleye destek verdiği, desteğinin, Irak harekatı için kilit önem taşıdığı bildirildi. İran'ın, bölgeyi İslam'a yönlendirmek için milyonlar harcadığı ve Türkiye'nin tek başına bu tehdide karşı durduğu ifade edildi.

Batı medeniyeti Yahudi-Hıristiyan dinine, Grek-Roma mirasına, sekülerlik ve demokrasi ilkelerine dayanıyor. Başka alanları da etkileyen çağdaş düzenlerinin adı da liberal kapitalist düzendir. İslam medeniyeti, Hz. İbrahim'den beri aynı isimle devam eden İslam vahyine, tevhid gerçeğine, Allah'ın yarattıklarının insanlara emanet edildiği ve onlara şefkatle muamele etmek gerektiği esasına dayanmakta, "yöneticilerin seçimle işbaşına gelmeleri, danışma yoluyla yönetmeleri, yönettiklerine hesap vermeleri, başarısızlık veya ehliyetin kaybı halinde emaneti ehline teslim etmeleri" şeklinde özetleyebileceğimiz siyaset usulünü içermektedir. İslam ile Batı medeniyetlerini ayıran farkın "demokrasi ve teokrasi" farkına indirgenmesi cehalet değil, bilmezden gelmektir, tecahüldür. Fark çok daha geniş ve derindir. İslam medeniyeti geçmiş asırlarda iyi bir imtihan vermiş, insanları geliştirip mutlu edebileceğini, dünyaya huzur, adalet ve hürriyet getirebileceğini ispat etmiştir.

Çağdaş batı medeniyetinin karnesine bakıldığında görülen manzara şudur: Önce sömürgecilik şimdi ise küreselleşme yoluyla dünyayı sömürmek, yoksulların ve zayıfların bu durumlarından istifade ederek gücünü ve servetini arttırmak; emanet olan tabiatle hemhal olacak yerde ona hakim olmaya kalkışarak kirletmek, tüketmek, bozmak; hesaba gelmez servetin ve canın heba olmasına sebep olan iki dünya savaşı, Batı ve Doğu için ayrı insan hakları anlayış ve uygulamaları, çifte standart; insanın aşkın boyutunu yok etmek, onu dünya hayatına mahbus, nefsani arzularına mahkum kılmak, aklı ve iradesi olmayan canlıların derekesine indirmek, bu son düşüşün tabîî bir sonucu olarak ensest ilişki ve cinsel sapıklığın yayılması, aile bağlarının gevşemesi, insanın yalnızlaşması...

İslam'dan hareketle ortaya konabilecek siyasi sistemin teokrasi olması mümkün değildir; çünkü Peygamber'den başka hiçbir beşer Allah'tan vahiy alamaz, her bir insan isabet ve hata edebilir, kendi siyasî, dinî, ictimaî, ekonomik... görüşünü Allah'a izafe edemez, siyasi otoritesini Allah'tan veya aşkın bir kaynaktan alamaz; idare edilenlerin rızasından alır, Allah'a itaat etmek ve onlara hesap vermek mecburiyetindedir.
Batı demokrasilerinin ayrılmaz unsuru seküler oluşlarıdır; Allah'ı ve dini siyasete, dünya işlerinin idaresine karıştırmazlar. Zaten Allah'tan vahiy yoluyla alınmış ve korunmuş bir dinleri de yoktur; böyle olunca da idareciler -haşa- tanrı olur, çıkardıkları kanunları, aldıkları kararları insanlara dayatırlar. Temsil bir aldatmacadan ibarettir, siyasi otoriteyi sermaye belirler, yönlendirir ve halka illüzyon yoluyla kabul ettirir.

Türkiye yukarıda özelliklerini ve marifetlerini özetlediğimiz Batı uygarlığını kendi halkına dayatmak, benimsetme amacıyla 2 asırdır mücadele vermek, "Batı idealleri için savaşmak" yerine keşke dünyaya, insanlığın muhtaç olduğu İslam medeniyetini çağdaşlaştırarak sunabilseydi.

Türkiye şimdi, çaresizlik içinde AB'ne giriyor. AB'nin idealleri İslam'ın idealleri ile örtüşüyor mu? Örtüşmüyorsa Türkiye bu idealleri etkileyebilecek, insanlığın hayrına yöneltebilecek mi? Yoksa kendisi de bu idealleri sorgulamadan benimseyecek ve "ötekilere" zulmederek kendini "kurtarmanın" yoluna mı koyulacak? Her aklı, imanı ve vicdanı olanın düşünüp cevap bulması gereken sorulardır bunlar.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: