HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


Dinci-laikçi çatışması

Din-devlet, toplum, fert ilişkisi ile ilgili konular konuşulurken, tartışılırken tarafları ifade etmek için kullanılan, bir yanda "dinci, islamcı, fundamantalist ile dindar, mümin, müslüman", öte yanda "laik ile laikçi" arasında fark görme yaklaşımı tutunmuş sayılır.
Clergé-laik21 ayrımı oldukça eskilere gitmektedir; bu mânada fertler için laik demek, "din adamı sınıfına dahil olmayan" demektir. İslam'da din adamlığı sınıfı bulunmadığı için bu ayrımın, bizim dinimizde ve kültürümüzde yerinin olmadığını söyleyebiliriz.
Bir devlet tavrı olarak laiklik, kabaca din işleri ile dünya işlerinin birbirinden ayrılması; din işlerinin kiliseye, dünya ve devlet işlerinin ise akla, bilime ve siyasilere/yöneticilere bırakılması mânasına gelmektedir. Başka bir ifade ile kamusal alanı düzenleyen kuralların dine dayandırılmaması demektir. Bu ayrıma Hıristiyanlığın uygun olduğu söylene gelmiştir, ancak tarihi uygulama bir yana, kiliselerin çağımızdaki talepleri ve iştiğal alanları göz önüne alındığında bile bunun böyle olmadığı açıkça görülmekte, kiliseler dünya ve devlet işlerine de müdahale etmeye çalışmaktadırlar. İslam'da ise hem tarihi uygulama hem de teorik kurallar böyle ayrıma uygun düşmemektedir. Müslüman ferdin ve topluluğun bütün işlerinde dinin onayını alması, yapıp ettiklerinin Allah rızasına aykırı olmadığını bilmesi zorunludur.
Laikçilik, laikliğin bir ideoloji olarak algılanmasının, dine ve dindarlığa karşı kullanılmasının adıdır. Laikçi, laikliği din özgürlüğünün aracı olarak değil, dinin alanını daraltmanın, din özgürlüğünü sıfıra yakın bir alana hapsetmenin aracı olarak görmektedir. Laikçiye mukabil olarak kullanılan dinci kelimesine ise "dini bütün topluma dayatan, toplumun her ferdinin belli bir din anlayışına göre inanıp yaşamasını isteyen, bu tavrı bir ideoloji haline getiren ve hayatta gerçekleştirmek için çaba gösteren" anlamı yüklenmektedir.
Yukarıda özetlenen tanımlamalar, "laiklik-İslam" ve "laikçilik-İslamcılık" arasında bir çelişme ve çatışmanın bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Çeşitli zamanlarda ve zeminlerde yapıldığı gibi son günlerde Türkiye'de de bu çatışmanın nasıl aşılabileceği üzerine farklı tezler ileri sürülmekte ve tartışılmaktadır.
Karşı tarafı "ya sev ya terk et" kıskacına sokan yaklaşımları, en azından dünyanın geldiği bu noktada işe yarar ve uygulanabilir olmadıkları için bir yana koyacak olursak geriye kalanlar içinde "seçkinler uzlaşması"na dayalı olarak "Türkiye'nin kendi içinde bütünleşmesi" tezi, önemli ve tartışmaya değer bir tez olarak önümüze gelmektedir.



21 Din adamı, rahip olan ve olmayan Hıristiyan.



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: