HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git

(Google Arama ile sayfaya gelenlere not: Yazılarda sorun varsa tarayıcınızda adresimize dokunup GiT veya ENTERe basın. Veya sayfalarımızı sadece site üzerindeki bağlantıları kullanarak dolaşın. Sorun Google kaynaklı.)
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


YÖK ve diğerleri

Van 100. Yıl Ü. Rektörü'nün ilmî kanâatini veya siyasi görüşünü açıkladığı için değil, yolsuzluk, çete kurmak gibi "âdi, yüz kızartıcı suçlar"la suçlanarak tutuklanması karşısında YÖK başkanının kumandasında ortaya konan tepki gerçekten ibret verici, düşündürücüdür ve bu sebeple de tahlil, tenkit, değerlendirme ve tartışmayı hak etmektedir.

Eğer YÖK, ideolojik ve tarafgîr bir sivil toplum örgütü gibi değil de akademik bir kurum gibi davransaydı ne yapardı?

Tutuklama biçimini tenkit eden bir açıklama yapabilirdi, ama daha da önemlisi derhal bir araştırmaya, işin gerçeğini anlamak için gerekeni yapmaya koyulur, rektörün suçlu olup olmadığını ortaya koyacak açıklamasını bile yargı kararının sonuna bırakırdı.

Daha ne yapardı?

İktidara, başörtüsüne, İmam Hatip Liselerine, dindar öğretim üye ve yardımcılarına karşı ideolojik ön kabullerle cephe ve tavır almaz, haksız tasarruflarda bulunmazdı. Tutuklanan rektörle ilgili olarak da olayı kendi boyutları içinde ele alır, gerekli incelemeyi yaptıktan sonra "olay olmuştur veya olmamıştır" der, rektör iftiraya uğramış ise (bu yargı kararı ile sabit olunca) ona makam, şeref ve itibarını iade eder, yargının daha dikkatli davranması, güvenlik güçlerinin de ölçüyü kaçırmaması konusunda akademisyence uyarılarda bulunurdu.

YÖK ve rektörler bütün bunların yerine ne yaptılar?

Siyasi ve ideolojik muhalefet gibi davrandılar, kargaların güleceği bir açıklama yaparak, ideoloji ile hiçbir ilgisi olmayan suçlarla suçlanan bir rektörü korumanın "Cumhuriyeti korumaya eşdeğer" olduğunu söylediler. Birisi çıkar da "Cumhuriyet yolsuzluk ve çetecilik mi ki, birini korumak diğerine eşit olsun" derse ne diyeceklerini düşünmediler. Elbette onların bu sözden maksatları şu idi: "Rektör, gericilerle savaştığı ve Cumhuriyeti koruduğu için tutuklandı, bu sebeple...". İşte benim de zaten bu maksada ve ona bağlı beyana itirazım var: Hep bunu yapıyorlar, niyet okuyorlar, insanlara söylemediklerini söyletiyor, düşünmediklerini düşündürüyorlar, gerçekliği bilim ve hukuk olarak sabit olmamış ithamlarda bulunuyor, bununla yetinmeyip "yargısız infaz" yapıyorlar...

Şu güzel ülkeye, onun güzel insanlarına, ülkeye ışık olması gereken üniversitelerimize yazık değil mi? Üniversiteleri temsil eden bir kurumun yargıyı töhmet altına sokan ve halkın ona olan güveninin sarsan açıklamalar yaptığı YÖK'ten başka nerede görülmüş!?

Öyle anlaşılıyor ki, YÖK, Köşk, Barolar, CHP vb. aralarında ortak olan bir amaçta ve bu ülkenin iktidarı ile halkın dindar kesimine karşı tutumda birleşmişler, birbirlerini destekleyerek yollarında ilerliyorlar, ama bunun kendileri için neye mal olduğunu hesap etmiyorlar.
Peki bu tutum ve davranışın asıl sebebi nedir? İşte bu soruya verilecek doğru cevaplardan birini Gülay Göktürk şöyle veriyor: "Aslında kimse medreseye çevirmiyor üniversiteleri, ama bu çevreyi rahatsız eden başka bir şey oluyor: Akademik dünyada önemli bir transformasyon gerçekleşiyor. Anadolu, 80'li yıllarda ekonomik hayatta gerçekleştirdiği büyük atılımı son yıllarda entelektüel hayatta gerçekleştiriyor. Anadolu üniversitelerinde görev yapan ve büyük çoğunluğu Anadolu kökenli olan, dindar ailelerden gelme yeni bir öğretim üyesi grubu, akademik dünyada kendine yer aça aça ilerliyor. Üniversiteler artık Osmanlı'nın son paşalarıyla Cumhuriyetin ilk bürokratlarının oğullarının ve onların oğullarının doğal iktidar alanları olmaktan çıkıyor. Bu olay hem üniversite öğretim üyesi profilinde ciddi bir değişime, hem de bir bütün olarak akademik dünyada bir kabuk değişikliğine yol açıyor. Ama tabii, Ak Parti iktidarını Türkiye'nin geriye gitmesi, dincileşmesi olarak kavrayanların, akademik dünyada yaşanan bu değişimi de 'üniversitelerin medreseleşmesi'nden başka türlü algılaması mümkün görünmüyor."

28 Ekim 2005
Cuma



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: