HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Başörtüsü ve AB

AB'nin adil, dengeli, yansız davranma bakımından karne notları oldukça düşük. Türkiye için ileri sürdüğü şartları ve bu şartlarla ilgili olarak ince eleyip sık dokumaları başka birçok üye ülkeye uygulamadığı ortada. Kıbrıs Rum kesimini, Türk kesimi ile aralarında yıllardan beri sürüp gelen anlaşmazlıklar var iken, bütün ülkeyi temsil etmek üzere bir devlet olarak AB'ne kabul etmesi, Türkiye'de yaşayan ve Türk vatandaşı olan gayr-i müslimlere (azınlıklara), bazı kürtlere ve alevîlere gösterdiği yakın ilgiyi mesela başörtüsü mağdurlarından, ibadet yaptığı için resmi görevinden olan memurlardan esirgemesi, âdeta onları yok sayması, sünnî çoğunluğun çocuklarına kendi inançlarına uygun din eğitimi verme arzularının ciddi şekilde engellenmesine ses çıkarmaması, sırf İmam Hatip mezunları üniversitelere giremesin diye YÖK tarafından uygulanan ve hukuka aykırı olan puan değerlendirme sistemini hiç gündeme getirmemesi AB'nin bu problemli tutumunun bazı örnekleridir.

Bu tutum, bu yaklaşım hangi sonucu doğurmuştur?

Bu soruya bazı yazarların verdiği cevap şudur: "İktidarın AB'ne giriş yolculuğunda iştahsızlık dönemine girmesi ve işi yavaşlatma eylemine girişmesi sonucunu doğurmuştur."

İktidar bu değerlendirmeyi kabul etmiyor ve yetkili sözcüleri, AB'ne giriş sürecinin aksamadan devam ettiğini ve gerekenlerin zamanında yapıldığını açıklıyorlar.

Ama son günlerde üç önemli kalem -birbirlerinden habersiz- aynı konuyu (AB'ne giriş yolculuğu ile başörtüsü yasağı arasındaki ilişki konusunu) işlediler: Eser Karakaş, Gülay Göktürk ve Fehmi Koru.

Bu üç yazarın ortak görüşü şöyle özetlenebilir: İktidar AB'ne girmek için ileri sürülen şartları kabul etmek durumundadır, ama bu şartlar içinde muhafazakâr kesimin kabullenmekte çok zorlanacağı hususlar vardır, bir başörtüsü yasağının -hatta kısmen, mesela üniversitelerde- kaldırılması bile önemli ölçüde taban desteği getirebilecek ve iktidarın yürüyüşünü kolaylaştıracaktır... Sayın Göktürk'ün bir cümlesini örnek olarak aktarayım: "Türkiye'nin AB güzergahından çıkmasından korkan 'ilerici, demokrat kişi ve kuruluşların' türban konusundaki psikolojik takıntılarından kurtulmaları için vakit geldi de geçiyor bile. Türban konusu belki de ilk defa sadece ilkesel bakımdan değil, siyaseten de bu kadar önem kazanıyor."

Kıbrıs, Kerkük, Kürtler, azınlıklar, ermeni soykırımı gibi milli hassasiyet konusu olan problemlerin çözümü yönünde adım atmak, belli bir politika yürütmek isteyen iktidarın bir yandan AB ve ABD, diğer yandan da iç muhalefet ve hassasiyet arasında sıkıştığı ortadadır. Son günlerde birinci gündem maddesi haline gelen bayrak olayı da işin nezaketini göstermesi bakımından oldukça dikkat çekicidir.

Bütün bu problemlerin AB ve ABD'nin istekleri doğrultusunda çözüme kavuşturulması karşısında ortaya çıkacak tepkileri, "bir başörtüsü yasağının kısmen kaldırılması" ile dengelemenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Başörtüsü yasağı ve diğer haksız hukuksuz uygulamalar elbette kaldırılmalıdır, ama gerek AB ve gerekse ABD ile ilişkilerde/pazarlıklarda aşılamaz kırmızı çizgilerimizin olması da tabîîdir; sıra bu çizgilere geldiğinde tavizi verecek olanların karşı taraf olması gerekiyor.

25 Mart 2005
Cuma



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: