HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Uzlaşmanın Tarafları

Bundan önceki "Uzlaşma Formülü" başlıklı yazımda "Din Eğitimi Daire Başkanına da atıf yaparak" ifademiz yanlış olmuş, atıf yapılan bürokrat Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı'dır. Başkanın sözlerini değerlendirmeyi bir başka yazıya bırakarak şu meşhur "uzlaşma" kelimesi/kavramı ile İmam Hatipler'in özel okul haline getirlmesi düşüncesi üzerinde durmak istiyorum.
Uzlaşma iki veya daha fazla tarafın olmasını ve bu taraflar arasında ortak bir problemin, karşılıklı hak taleplerinin bulunmasını gerektirir. İmam Hatip Liseleri ve genel olarak okullarda din eğitimi konusunun taraflarına baktığımızda, bulardan birinin hak isteyenler, diğerlerinin ise -kendilerinden esirgenmiş bir hakkı isteyenler değil- hak talep edenlere, haklı olanlara hakkın verilmesini istemeyenler, engellemeye çalışanlar olduğunu görüyoruz. İmam hatip Liselerinden mezun olanlar İlahiyat dışında da yüksek öğrenim aldıklarında, keza isteyen velilerin çocukları özel din eğitim ve öğretimi aldıklarında, bunları istemeyenler bir zarar görmüyorlar, onların hakları kısıtlanmıyor. Durum böyle olunca "uzlaşma" kavramı de yerine oturmuyor. İşin adı konacaksa "hakkı alma mücadelesi" demek gerekecek.
Şöyle diyenler olabilir: Türkiye'nin dindarlaşması rejimi tehlikeye sokar, rejim tehlikesi de onun bağlılarını rahatsız eder.
Dindarlaşma ile rejim tehlikesi arasında illiyet rabıtası kurmak için hiçbir gerçek ve mantıklı temel/gerekçe yoktur; söylenenler vehim, abartma, hatta istismardan ibarettir.
Rejimin gerçekten tehlileye düşmesi durumunda, önceden Anayasa'da ve diğer kanunlarda belirlenmiş tedbirler vardır, bu tedbirler tehlikeyi zamanı gelince önler. Eğer çok uzak ihtimaller sebebiyle rejimi korumak için hak kısıtlamalarına kalkışılırsa asıl o zaman rejim (demokratik cumhuriyet) tehlikeye girmez, o andan itibaren ortadan kalkar; çünkü bu rejimin temel amacı hak ve özgürlüklerin korunmasıdır.
Laik devletin din okulu olamaz diyenler İmam Hatip okullarının özel okullar haline getirilmesini teklif ediyorlar.
Eğer laik devletin Diyaneti varsa din okulları da olur. Bu aksaklık düzeltilmek isteniyorsa işe İmam Hatip liselerinden başlanmaz.
Ayrıca İmam Hatip okullarının binaları, araç ve gereçlerinin çok önemli bir kısmı halk tarafından, bu okullar için bağışlanmıştır. Milli Eğitime devredilmesinin sebebi de Bakanlığın, İmam Hatip Okulu açmak için binaların devir ve temlikini şart koşmuş olmasıdır. Halk (dernekler, vakıflar) İmam Hatip açılacak diye bu binaları, araç ve gereçleri Bakanlığa devretmişlerdir. Eğer bir gün bu okulların özelleştirlmesi yolına gidilecek olursa bunun olmazsa olmaz iki şartı olacaktır.
1. Halkın yaptırıp şartlı olarak Bakanlığa temlik ettiği binaların tekrar aynı veya benzeri vakıf ve derneklere iade edilmesi.
2. Özel İmam Hatip Okullarından mezun olacak çocuklara farklı işlem yapılmaması, diğer orta öğretim kurumları ile eşit haklkara sahip olmalarının sağlanması.
Sonuç:
Bize göre bugünkü şartlarda Devletin Diyaneti de , din okulu da olur ve vardır. Şartlar değişecekse işe kökten başlamak gerekir. Böyle bir reform yapılır da sıra İmam Hatiplerin özelleştirlmesine gelirse bu takdirde yukarıdaki iki şartın gerçekleşmesi gerekir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: