HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Alevilere Din Dersi

Sevgili F. Koru'nun bir yazısından, Almanya'da Alevilere, müslümanlardan ayrı din dersi verme/alma hakkı tanındığını öğrendim. Bu hakkın tanınması da oradaki (Berlin'deki)bazı Alevî derneklerinin, "Bizim müslümanlıkla bir alakamız yok, onlara verilen din dersi hakkı bize verilmiş sayılmaz, biz de ayrıca bu hakkı talep ediyoruz" mealinde bir başvuruları sonunda gerçekleşmiş.
Araştırmacılar Alevîliğin İslam ile alakası konusunda birden fazla tez/görüş ileri sürüyorlar: 1. Alevîlik bir İslam mezhebidir. 2. Alevîlik bir İslam tarikatidir. 3. Alevîlik ayrı bir dindir. 4. Alevîlik bir kültürdür...
Araştırmacılar bu tezleri tartışadursunlar ben size Türkiye'de, doğup büyüdüğüm Çorum ve çevresindeki durumu aktarayım. Dinin siyasete ve ideolojik mücadelelere alet edilmediği dönemde (1950 öncesi diyebiliriz) bizim bölgede yaşayan Alevî vatandaşlarımız, Sünnî vatandaşlar gibi kendilerini müslüman biliyorlardı. Onların farklılığı dinde değil, din anlayışında, dinin bazı inanç ve ibadet konularında idi. Mesela - Alevîlerin tamamı değil, bir kısmı- gusletmiyordu, namazlarının Hz. Ali tarafından kılındığını söylüyorlardı, helal diyerek içki kullanıyorlardı, Hz. Ali'nin beşer üstü bir takım niteliklerinin olduğuna inanıyorlardı,diğer üç halifenin onun hakkına tecavüz ettiklerini, Muaviye'nin de zalim olduğunu ileri sürüyorlardı... Alevîlerin bir kısmı -inanç bakımından yukarıda söylenenlere katılmakla beraber- tıpkı sünnîler gibi namaz kılıyor, oruç tutuyor, hacca gidiyor, haram ve helale riayet ediyorlardı. Daha sonra seyahatlerimde Türkiye'nin diğer bölgelerinde de durumun benzer olduğunu gördüm. Yapılan alan araştırmaları (mesela İSAM'dan İlyas Üzüm'ün araştırmaları) da Türkiye Alevîleri'nin müslüman olduklarını, kendilerini İslam'ın bir farklı temsili, tatbiki olarak gördüklerini ortaya koymaktadır.
Türkiye'de bugünkü şekliyle Diyanet kurumu olacaksa bu kurum müslüman oldukları için Alevîlerin de kurumudur. Alevîler ayrı camiler ve din adamları istiyorlarsa bunun da yönetimi -hem eşitliği hem de düzeni sağlamak ve kötüye kullanımı engellemek için- Diyanet'e ait olur. Alevîler bir kültür merkezi veya tekke olarak cemevi istiyorlarsa bu istek hem onlar için hem de Sünniler için eşit olarak cevaplandırılır. Okullarda din dersine gelince, bunun için özel toplantılar yapılmalı, eğitimcilerin ve ilahiyatçıların ortak çabalarıyla tarafları tatmin eden çözümler bulunmalı, programlar ve kitaplar hazırlanmalıdır.
Alevîlerin müslümanlıkla bir alâkalarının bulunmadığı tezi en azından bütün Alevîler için doğru ve geçerli değildir. Alevîler adına konuşanlar ve bir takım taleplerde bulunanlar da bunlara muhatap olanlar da bunu bilmeli ve buna göre hareket etmelidirler.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: