HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Eğitim-öğretim Hakkında Ayrımcılık

Bir okuyucum şöyle diyor:
Geçen hafta Yeni Şafak'ta bir yazınızı okudum. İmam Hatiplilere /müslümanlara yapılan sınav haksızlığından bahsediyordunuz.
Haklısınız. Bir haksızlık var. Benim yazmak istediğim, dertleşmek istediğim bununla alakalı bir vaka.
Ben de meslek lisesi mezunuyum, ama İmam Hatipli değilim. Bize de haksızlık yapılıyor. Yeni sınav sistemini öyle bir yerinden yakaladım ki danıştayda görülen davamda, tetkik savcısı ve hakimi beni haklı bulduğu halde, kurul oy birliği ile haksız buldu. Bulmak zorundalar çünkü sistemi çökertiyordum. Amacım da buydu zaten. Şimdi temyizdeyim ve reddedilince(reddedilecek) AİHM' sine gitmek istiyorum, ama burda maalesef beni çok üzen bir durum var. Müslümanlar kendilerine yapılan bu haksızlıktan memnunlar ki kimse bana bu konuda yardımcı olmuyor. Herkes topu taca atıyor. Dernekler olayı reklam amaçlı Kullanmak peşinde. Kimsenin olayın gerçek nedeniyle ilgilendiğini göremedim, hatta İmam Hatipliler Derneği başkanı "bu olay 1971 de de olmuştu 73 de düzeldi " diyebilmiştir.
Bu E-maili niye yazdım?
Kimse halinden şikayetçi değil ki, kimse hakkını aramıyor ki!? Bu davayı kazansam en çok fayda görecek olan İmam Hatipliler dava dilekçelerinin bir kopyasını bile göndermekten kaçınıyorlar. Gönderseler "adamalar" ne diyor bir bakacağız ve ona göre dilekçe yazacağız, ama gelin görün ki kimse böyle bir görevi üstüne alınmıyor.
Her şeye müstehakız hocam. 3 yıldır bıktım. Ret gelecek ve belki de bizim zaferimiz olabilecek bir dava müslümanların lakayıtlığı yüzünden güme gidecek; çünkü AİHM'sine gidemiyorum. Bu riski göze alamıyorum; çünkü arkamda kimse yok, param yok. Benim davamın özelliği şu hocam: İmam Hatipli olmadığım için olay dini özellik arzetmiyor, ama aynı haksızlık bana yapıldığı için sistem güme gidiyor, ancak olay dini değil ya, bu şekilde müslümanların da dikkatini çekmiyor; yani müslümanların derdi haksızlıkla değil, kendi canları yanınca insan hakkını anımsıyorlar.
Dertleşmek istedim.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim, Allah'a emanet olunuz.
Celal Kılıç

Celal Kılıç'ın derdi "haksızlık karşısında susmayanlar ile İmam-Hatiplilerin ve diğer meslek lisesi mezunlarının" da derdidir. Bu meseleyi çözmenin çok kolay olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK.nun işbirliği ve alınacak bir kararla hemen düzeleceğini de defalarca yazdım. Eğer yöneticiler hak tanımazlık, ayrımcılık, eşitlik ilkesini ihlal kusurlarını devam ettireceklerse; onlara göre ideoloji, insan hakları ve demokrasiden daha önemli ise haksızlığa uğrayanların yapacakları şey bütün kapıları zorlamak, bütün çarelere başvurmaktır. Bir yandan siyaset ve idare kapıları çalınırken diğer yandan iç ve dış yargıyı kullanmak en tabîî haktır ve ödevdir.
"...olay dini değil ya, bu şekilde müslümanların da dikkatini çekmiyor; yani müslümanların derdi haksızlıkla değil, kendi canları yanınca insan hakkını anımsıyorlar" şeklindeki tespitin haklı ve haksız/abartılı yönleri var. Bir kere belli bir anlayış ve davranışı genellemek doğru değil; öyle müslüman da var böyle müslüman da var. Kâmil müslümanlar Hz. Ömer gibi olurlar, değil bir insanın, haksızlığa uğrayan bir hayvanın bile hakkını almaya uğraşırlar. Akif ne demişti hatırlayalım:
"Kenâr-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu/ Gelir de adl-i ilâhî sorar Ömer'den onu"
"Meselenin dini olmadığı" tespiti de İslam'a göre doğru değildir. Meseleleri dünyaya ve dine/ahirete ait diye ayıran dinler ve sistemler başkadır, İslam başkadır. İslam'da "dünyaya ait işler" de dinin onayından geçer, Allah rızasına uygun olup olmadığı sorulur, araştırılır ve ona göre hareket edilir. İslam'a göre din, yalnızca fert ile Allah arasındaki belli ilişkileri kapsamaz; müminin bütün hayatını ve ölümden sonrasını da kapsar. Bundan maksadımız da "Din her adımımızla ilgili kurallar koymuştur, sabit, yazılı kuralları vardır" demek değildir; maksadımız şudur: "Müminler her işlerinin meşru, Allah rızasına uygun olup olmadığını vahiy kaynağına bakarak anlayacak, keşfedecek, karar verecek ve ona göre davranacaklardır."


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: