HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git

(Google Arama ile sayfaya gelenlere not: Yazılarda sorun varsa tarayıcınızda adresimize dokunup GiT veya ENTERe basın. Veya sayfalarımızı sadece site üzerindeki bağlantıları kullanarak dolaşın. Sorun Google kaynaklı.)
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


SEKİZİNCİ BÖLÜM

GURUPLAR ve İLİŞKİLER

Örnek aile (Ehl-i beyt)

Geçtiğimiz Pazar günü Konya'da, Marife dergisinin düzenlediği Ehl-i beyt sempozyumuna katıldım, bir gün sonra da hocamız, büyük alim, kamil insan Hacıveyiszade Mustafa Kurucu merhumu andık.

Marife dergisinin Ehl-i beyt için özel bir sayı çıkarması tebrik edilecek bir davranıştır; dün olduğu gibi bugün de -belki bugün daha çok olmak üzere- bu büyük ailenin örnekliğine muhtacız. İslam aleminde ve Türkiye'de milyonlarca şîî ve alevî din kardeşlerimiz var, hem geçmiş zamanlarda hem de bugün beşinci kolun ajanları araya girerek -sünn şîî- iki büyük kitleyi birbirine düşürmek ve toz duman arasında değerlerimizi gasp etmek peşindeler. Bu sebeple hem akademisyenlerin hem de kanaat önderlerinin duyarlı davranmak, kötü niyetlilerin fırsat bulmalarını engelleyici tedbirler almak gibi bir ödevleri vardır. Marife bu ödevin akademisyenler tarafına bir katkıda bulunmuş oldu.

Sempozyumda şîî-imâmî (12 imamcı) ve alevî katılımcılar ve konuşmacılar da vardı, olgunluk ve hoşgörü içinde geçen sempozyum sonunda bu büyük ailenin ve en azından onikinci imama kadar devam eden kutlu soyun da rehberliğine bütün ümmetin ihtiyacı olduğu, bu güzel insanların iki büyük müslüman kitleyi birleştirmede, ortak noktaların öne çıkarılması ve farklılıkların büyütülmemesi, farklılık içinde beraberlik ve dayanışmanın sağlanmasında çok önemli bir role sahip oldukları bir daha ortaya konmuş oldu.

Bilindiği gibi dar manada Ehl-i beyt "Hz. Peygamber, Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin"den oluşmaktadır. Bunları bir örtünün altına alan Peygamberimiz Mevlâsına dua etmiş, onların tertemiz kılınmaları, günah kirinden arındırılmalarını Allah'tan istemiştir. Şu Peygamber buyruğu da Ehl-i beyt'in dinimizdeki yeri ve değeri bakımından dikkat çekmektedir: "Size iki şey bırakıyorum, bunları izlediğiniz sürece sapmazsınız: Kur'an-ı Kerim ve Ehl-i beytim". Buna benzer bir hadiste Ehl-i beyt yerine "sünnetim" ifadesi geçmektedir. Bu iki ifade arasında bir çelişki olmadığı açıktır; çünkü Ehl-i beyt'in rehberliği onların sünneti en mükemmel bir şekilde yaşamalarından, kendilerinin âdeta bir "yaşayan, canlı, uygulanan bir sünnet" olmalarından kaynaklanmaktadır.

Dar mânada Ehl-i beyt'e sünnîler Hz. Peygamber'in eşlerini, Şîî kardeşlerimiz de kaybolan İmam Mehdî'ye kadar gelen diğer imamları da katmaktadırlar. Sünnîlere göre 12 imam masum (potansiyel olarak da günah işlemez) değildirler, ama fiilen günah işlememişlerdir, onların yolunu izleyenler sünneti (Hz. Peygamberin yolunu) izlemiş olurlar. Şî'a'ya göre onlar masumdurlar. Bu değerlendirme farkı bir yana konabilir; çünkü sonuç olarak her iki zümreye göre de bu büyük insanlar müslümanlara örnektirler.

Oniki imamın hayatları, yapıp ettikleri, sözleri, ictihad ve yorumları büyük ölçüde bilinmektedir, sağlam kaynaklara kaydedilmiştir. Bu bilinenlerin ortak noktaları üzerinden hareket edildiği zaman sünnîlerle şîî ve alevîler arasında kalacak olan farklı noktalar olsa olsa iki İslam mezhebinin varlık ve devamı sonucunu doğuracak, farklılığın tefrika ve düşmanlık doğurmasına mani olacaktır. Zaten bu imamların önemli bir kısmı, sünnîlerin mezhep imamlarının veya tarikat pirlerinin silsilelerinde (isim listelerinde) yer almış, ortak büyükler haline gelmişler, asırlar boyu her iki gurup tarafından sayılmış ve sevilmişlerdir; durum ve gerçek bundan ibaret olduğuna göre "önderleri birlikte sevip saymak, arkadan kalkıp tefrika içine düşmek" çelişki olacağından "ortak imamlar" şuuru bu ümmetin birliğini yeniden tesis edecek ve pekiştirecektir.

Bu şuuru pekiştirmek için olmalıdır ki, merhum hocamız Hacıveyiszade Mustafa Efendi, Konya İmam Hatip okulundaki derslerinde sık sık "Haydi yavrularım, oniki imam efendilerimizin isimlerini bir sayıverelim, annelerimizin isimlerini bir hatırlayıverelim" der, biz de koro halinde onları anardık.

Cümlesine rahmetler ve cümlesinden şefaatler diliyoruz.

25 Şubat 2005
Cuma



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: