HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Dindarlaşmaya Karşı

Açıklanan öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) sonuçlarına göre İmam Hatip mezunlarının uğradığı haksızlık vicdanları sızlatacak boyutlara varmış durumda. Sınava başvuran 71 bin 689 İmam Hatip mezununun sadece % 2.9'u, 4 yıllık lisans programına girebildi. % 28.3'ü ise ancak Açık Öğretim'e yerleştirildi. Ayrıca, % 5'i, 2 yıllık önlisans programına kabul edildi. Bu başarısızlığın(!) sebebi, İmam Hatip Lisesi mezunlarına uygulanan 0.3'lük katsayı.
Asıl maksatları İmam Hatiplilerin önlerini kesmek, onları toplumdan tecrit ederek belli bir alanda hapsetmek olan "dindarlaşma karşıtları" sık sık şunu söylüyorlardı: "Onlar da kendi meslek branşlarında eğitimlerini sürdürsünler, ilâhiyat fakültelerine girsinler"
Din Eğitimi Genel Müdürlüğününün verdiği bilgiden anlaşıldığına göre ilâhiyat fakültelerinin kontenjanlarını YÖK sürekli düşürüyor. 1999 - 2000 ders yılında (benim de fakültede son yılım idi), ilâhiyat fakültelerine 2 bin 69 talebe kabul edilirken, bir sonraki ders yılı bu rakam bin 706'ya, daha sonraki sene ise bin 339'a indiriliyor. 2002-2003 ders yılında sadece 955 olan ilâhiyat fakülteleri kontenjan sayısı, bu yıl 445'te kaldı.
Bir yandan katsayı ile gençlerin önü kesiliyor, mazeret olarak da "Onlara kendi dallarında eğitim imkânı veriyoruz" deniyor, bir yandan da, ilâhiyat fakülteleri kontenjanı sürekli düşürülüyor; bu kararın ve uygulamanın açıklanandan başka bir sebebinin olduğu açık değil mi?
Daha önce de yazdım ve bu vesile ile bir daha tekrarlıyorum: Türkiye'deki din karşıtlarının asıl maksadı "dindarlaşmanın önünü kesmektir". "Dindarlaşmak"tan maksadım, "müslüman olmayanın müslüman olması, müslümanım diyenlerin de bilgi, duygu, şuur ve uygulama olarak daha iyi/gerçek, olabildiğince eksiksiz müslümanlar haline gelmeleridir." Bunun olabilmesi için din eğitimine ihtiyaç vardır. Din eğitimi eğiticisiz olmaz, eğitici de bir yerde yetişecektir. Burada onun yetiştiği yerin orta öğretimi İmam Hatip Okulları, yüksek öğretimi ise İlahiyat Fakülteleridir. İmam Hatip Okullarına kaliteli öğrenci akışının şartı, bu okullardan mezun olan gençler arasında din görevlisi ve eğitimcisi olmak istemeyenlerin başka alanlarda yüksek tahsil yapabilme imkanına sahip olmalarıdır. İlahiyat Fakültelerinin başarı şartı da bir yandan eğitim ve öğretimin kalitesinin devamlı iyileştirlmesi, diğer yandan mezunlarının amaca uygun istihdamlarının sağlanmasıdır. İktidarda olmadıkları (seçilmedikleri) halde millet iradesine rağmen bir nevi iktidarda olan "din karşıtları", yukarıda zikredilen iki şartı engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar ve meşru iktidar, milletin iradesi ve menfaati yönünde ıslahat yapamıyor, vaadlerini yerine getiremiyor; çünkü devleti (iktidarı) bölmüşler, çok başlı hale getirmişler, bazen birkaç kişi (heyet, kurul, kurum) bile millete rağmen karar alıyor ve uygulayabiliyor.
Şu anda Diyanet'te 16 bin civarında boş kadro mevcut. Milli Eğitim de, iyi yetişmiş din öğretmeni arıyor. Din ve vicdan hürriyetinin zorunlu sonucu olan "yeterli din eğitimi" imkanı tanınsa, okullarda diğer dinler gibi İslam dini de -isteğe bağlı olarak- okutulsa, öğretilse, eğitimi verilse öğretmen ihtiyacı kat kat artacak.
Dindarlaşma karşıtları yolları tıkamaya devam ediyorlar: İmam Hatiplerin önü açılamıyor, üniversitelerde dindar kızların okumalarına -başörtüsü yasağı yüzünden- imkan verilmiyor, İlahiyat Fakültelerine yeterli sayıda öğrenci alınmıyor, dindar müslümanların din eğitimi talep ve ihtiyaçlarına cevap verilmiyor... Bütün bunlar meclis çoğunluğunu dindar milletvekillerinin teşkil ettiği bir dönemde oluyor! Ve bütün bunlar laik demokratik rejimi koruma bahanesiyle yapılıyor; her inanca eşit mesafede duracak, insan hak ve özgürlüklerini ön planda tutacak bu rejim, sıra müslümanların dindarlaşmasına gelince değişiyor, "dindarlaşma karşıtlığına" dönüşüyor.
Bu kadar çelişki, haksızlık ve çifte standardın devleti devam edemez; herkes aklını başına devşirsin!


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: