HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


AB, Ezan ve Diyanet

İslamî hassasiyeti olanlar AB ile entegrasyon konusunu yazarken, konuşurken farklı/karşıt iki beklentiyi; biri iyi, diğeri kötü iki ihtimali dile getiriyorlar: 1. AB bizi bizden soyar, bütün değerlerimizi önce dejenere eder, sonra da yok eder... 2. Eğer biz iyi hazırlanır, sıkı pazarlık yapar, tuzaklara tutulmaz, piyon değil, oyuncu olarak masaya oturur, kültür, medeniyet ve misyonumuzun gereğini yerine getirirsek AB hem bizim için hem de Avrupalılar için önemli bir açılım fırsatıdır. Bugün İslam, diğer medeniyetlerle ve özellikle Batı ile üçüncü yüzleşmesini yaşamaktadır: Emevîler devrinde Eski Yunan ve diğerlerinden yapılan tercümeleri takip eden yüzleşme, Aydınlanma dönemini takip eden yüzleşme ve bugünkü (Aydınlanmanın iflasını veya bunalımını takip eden) yüzleşme. İlk ikisinden önemli sonuçlar alan, tecrübeler edinen İslam, bu son yüzleşmeyi AB içinde başarı ile yürütebilir...
Bir önceki yazıda, AB'ne girme veya girmeme şıklarından birini diğerine tercih etmenin o kadar kolay ve problemsiz olmadığını yazmıştım. Ayrıca içinde bulunduğumuz şarlarda ve aşamada gidişi durdurmak veya tersine çevirmekten çok tehlike ve tuzakları ortaya koymak ve bunlardan sakınmak için alınabilecek tedbirler üzerinde yoğunlaşmak gerektiğine de işaret etmeliyim. Bu çerçevede ezan ve Diyanet konusuna gelelim:
Bir köşe yazarından okuduğuma göre sayın M.A. Kılıçbay iktidarın dikkatini şu noktalara çekmiş:
"Önce Diyanet İşleri Başkanlığı'nın lağvedilmesini isteyecekler. Çünkü AB'nin hiçbir ülkesinde devlet tarafından finanse edilen dini kurum yoktur. İkincisi, nüfus cüzdanlarındaki "din" hanesi kalkacak... Daha bitmedi. Camilerden beş vakit ezan okunması da sona erecek. Çünkü AB iç hukukuna göre, ezan bir dini tebliğdir ve kamusal alanda dini tebliğ olamaz. İyi ama Avrupa'da çan sesleri kısılmadı. Çan çalmak sadece ibadet saatlerini bildirir. Ezan ise dini tebliğdir. İkisi arasında çok büyük fark var. Bizde en fazla şu olabilir; cami hoparlörlerinden ezan saatinin geldiğini bildiren sesli bir uyarı yapılır ama ezan okunmaz...."
"Yüzbin sayfalık AB müktesebatı içinde bunların ne kıymeti veya önemi var?" diyenler olabilir; ama kıymet, önem ve önceliğin, insanların inançları ve dünya görüşleri ile çok yakından ilgisinin olduğu inkar edilemez. Bana göre "dinin sembolleri arasında bulunan ezan" birçok maddeden önce gelir.
Önce sayın Kılıçbay'ın ezan ile çan karşılaştırmasına katılmadığımı ifade edeyim. Gerçekte çan da ezan da bir bakıma tebliğdir, bir bakıma ibadet vaktinin ilanıdır. Arapça olarak okunan ezanı duyan bir yabancı bunun ne olduğunu sorar, "namaz vaktinin geldiği ilan ediliyor" cevabını alır. Kiliseden çalınan çan sesini işiten biri de bunun ne olduğunu sorar, "Hıristiyanların ibadet vakitlerinin geldiği ilan ediliyor" cevabını alır ve bunlar böyle bilinir, böyle algılanır; kimse ezan okunurken, çan çalınırken İslam'a veya Hıristiyanlığa davet edildiğini anlamaz, algılamaz.
Öte yandan camiye veya kiliseye ibadet için çağıran araç -ne olursa olsun- duyanlara şunu demektedir: Orada bir din var, bunun inancı ve ibadeti var, inananları ibadete, inanmayanları da bu dinler üzerinde düşünmeye çağırıyoruz... Bu bakımdan da her iki çağrı birer tebliğdir.
Eğer farklı inançlar ve hayat tarzları bir arada olacaksa, dinsiz hayat tarzının kamusal alanı kaplaması, dinli hayat tarzının ise -başkalarının hak ve özgürlüklerini ellerinden almasa bile- yasaklanması bir dayatmadır, dine yasak, dinsizliğe özgürlük alanı açmaktır. İslam devletlerinin hakimiyet çağlarında, müslümanlarla ötekilerin karışık olarak yaşadıkları yerlerde ezan da okunmuş, çan da çalınmıştır; sosyal ve kültürel çoğulculuğu -dayatmasız, zararsız- uygulamak isteyenlere bizim medeniyetimizde güzel örnekler vardır.
AB kuralları değişmez değildir, ama değişmeyecekse ve Türkiye AB'ye girdiğinde minarelerden ezan yerine çan benzeri bir ilan sesi duyulacaksa "Ben o birliği istemem". Evet yalnızca ezanı susturmak benim için yeterli muhalefet sebebidir.
Diyanet'in durumu AB olmasa da tartışılıyor ve ona farklı bir statü aranıyordu.
Nüfus cüzdanına İslam yazılması konusuna gelince, bunu önemsemiyorum; önemli olan İslam'ın gönüllere ve zihinlere yazılması, bu yazıyı taşıyanların ona uygun yaşamalarıdır.
"Müzakereler önümüze daha neler getirecek" sorusunu herkes sormalı, olacakları bilmeli ve tavrını, tepkisini ortaya koymalıdır.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: