HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Baykal'ın laikliği

CHP'nin genel başkanı sayın Deniz Baykal "Başörtülü Cumhurbaşkanı eşi olmaz" diyor ve bu düşüncesini şu esaslara dayandırıyor:

1. "Cumhurbaşkanı bizim yaşamak istediğimiz ülkeyi temsil eder. Anayasal çizgiye göre başörtülü birinin köşke girmesi uygun değildir."

Peki bizim (Baykal gibi düşünmeyen, ondan farklı inanç ve hayat tarzına sahip olanların) yaşamak istediğimiz ülkeyi kim temsil edecek? Baykal söylediği sözün nereye vardığını bilmeyecek biri değildir; o zaman sormak gerekiyor: Bir ülkede farklı inanan ve yaşayanları temsil emek üzere birden fazla cumhurbaşkanı mı olacak! Yoksa demokrasinin vazgeçilmez kuralına göre devlet (cumhurbaşkanı) bütün inanç ve düşüncelere eşit mesafede mi bulunacak, ayrım yapmadan herkese din ve düşünce özgürlüğü mü sağlayacak?

2. "Cumhurbaşkanının eşinin başörtülü olması toplumu baskı altında tutacaktır. Biz gelecekte kadınların her türlü demokratik haklarına sahip olduğu, baskı altında olmadığı, özgürce başlarının açık olduğu bir ülke istiyoruz."

Bizim gazetenin 12/Perşembe günkü sayısından aldığım bu haber eksiksiz alınmış ise, iktidara talip olan bir partinin genel başkanının bu kadar açık ve kesin bir ayrımcılık yapması, ülkeyi yalnızca başını açanların ülkesi olarak kabul etmesi karşısında söylenecek fazla söz olamaz. Yalnızca şu iki hususa dikkatlerini çekmek isterim: a) Bu mantığa göre köşktekilerin başlarının açık olmasının da başını örtenler üzerinde bir baskı oluşturması gerekir; şimdi onlar da çıkıp herkes başını örtsün mü desinler, yoksa "sosyo-kültürel çoğulculuğun giderek yayıldığı bir ülkede her gurup diğerine tahammül edecektir, beraberlik ancak böyle sağlanır" mı denecektir. b) Sayın Baykal "kadınların özgürce başlarının açık olduğu" bir ülke istiyormuş, eğer demokrat olsaydı "isteyenin örttüğü, isteyenin açtığı bir ülke istiyoruz" derdi, böyle demesi gerekirdi.

1. "Türban anlayışı giderek resmiyet kazanırsa başı açık dolaşma olanağı hızla kaybolur... Eğer türban yaygınlaştırılan bir kıyafet olursa bilmeliyiz ki Türkiye bir süre sonra Ortadoğu ülkelerinde bile terk edilmeye başlayan bir kıyafete bürünmeye başlar..."

Türban anlayışı, isteyenlerin başlarını örtmelerine imkan verildiği zaman resmiyet kazanmaz, böyle bir mantık ve kural yoktur, ayrıca din özgürlüğü bunu gerekli kılar. Eğer bir gün bir kanun veya yönetmelik çıkarılır da bütün kadınlar şu yerlerde ve durumlarda başlarını örtecekler" denirse o zaman başörtüsü resmiyet kazanmış olur. Bunu isteyen de yoktur.

Türbanı kimse zorla yaygınlaştırmıyor, insanlar inançları öyle gerektirdiği için başlarını örtüyorlar, İslam'a inandıkları halde farklı anlayış ve yorumlar veya ihmal sebebiyle başını örtmeyen Müslümanlar da var. Başı açmayı da örtmeyi de yaygınlaştırmak için devlet eliyle ve imkanlarıyla ( bu arada siyaset yoluyla da) gayret ve faaliyet gösterilirse bu laikliğe aykırı olur, ama sivil toplumda insanların tercihlerine saygı göstermek mecburiyeti vardır, siyasilerin oturup da sayım veya gözlem yaparak şu veya bu tarzın yaygınlaştırılması yahut sınırlandırılması yönünde devlete görev yüklemeye/biçmeye kalkışması en azından bir demokrasi ayıbıdır.

Baykal ve benzerlerinin, dini konularda konuşurken uzmanlara danışmaları gerekir. İkide birde Vehhâbîlikten söz ediyorlar ama mezhepler hakkında bilgileri olmadığı anlaşılıyor. İslam'a göre kadınların başlarını örtmelerinin gerekli oluşu Vehhâbîliğe değil, içlerinde Hanefîliğin de bulunduğu bütün muteber mezheplere dayanmaktadır. Ayrıca Ortadoğu'da başörtüsü terk edilmiyor, Tunus gibi despotların yönettiği bir iki ülkede baskı var o kadar.

10 Haziran 2005
Cuma



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: