HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Avusturya'dan Ankara'ya

Bir haftadır önce Viyana'da, sonra Ankara'da, yoğun bir çalışma içinde olduğum için sizlerle, Cuma günü yazıda buluşamadık.
Viyana'ya gidiş sebebi, orada çeşitli, üniversitelerde okuyan dört yüz kadar öğrenciye üç günlük seminer yapmaktı. Bu öğrenciler, iyi şeyler yanında kötü, yanlış, olmayacak şeyler de yapılan güzel ülkemizde, meslek liselerinden mezun oldukları için yüksek puan aldıkları ve hak ettikleri halde istedikleri fakültelere alınmamışlardı. Allah bir kapı kapatırsa bin kapı açar, elden gelen yapıldıktan sonra olup bitene üzülmek yerine, hayırlı sonuçlar beklemek daha kulca oluyor. Şimdi bu zeki ve çalışkan çocuklarımız, tıptan hukuka, mimarlıktan çeşitli mühendislik fakültelerine kadar birçok kaliteli yüksek öğrenim kurumunda okuyorlar, en az üç dil öğrenmiş olacaklar, ellerinde kapı gibi, Doğu'da ve Batı'da tanınan diplomaları olacak. Öz değerlerinden bir şey kaybetmeksizin Batı'yı, içinde yaşayarak ve okuyarak tanımış olacaklar. Erkeklerin saç ve sakallarına, kızların başörtülerine takılan, karışan yok. Başlangıçta hocalar ve diğer öğrenciler, anlayamadıkları için biraz yadırgamışlar, sonra alışmış ve iyi/insani ilişkiler kurmuşlar, yardımlarda bulunmuşlar. Durumu onlara benzeyenler için önemli bir kapı, bir öğrencinin aylık gideri yaklaşık 200 dolar. Türkiye'de, özel okullara yılda 5-10 milyar ödendiğine göre birçok aile çocuklarını Viyana ve benzeri yerlere gönderebilecek demektir. Mevlâ görelim meyler...
Oradan Ankara'ya geldim. Burada, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tertiplediği "Kur'an ve hadisleri anlamada klasik ve yeni yöntemlerin imkan ve sınırları" konulu ve beş gün süren bir ilmi toplantıya katıldım. Bilindiği üzere 15-18 Mayıs 2002'de, İstanbul'da, "Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı" yapılmış ve sonuç bildirisi epeyce ses getirmişti. Bu toplantıda alınan karar uyarınca, önce usul (anlama yöntemleri) tartışılsın diye bu toplantı yapıldı.
Sonuç bildirisi yayımlandıktan sonra daha uzun konuşup yazarız inşaallah. Şimdilik şunu söylemeden geçemiyeceğim:
Kendi başlarına okuyan, düşünen, yazan ilim adamlarının zaman zaman bir araya gelerek, konunun uzmanı olan meslektaşlarıyla tartışmasının, ulaştıkları sonuçların bir anlamda sağlamasını yapmalarının sayılamayacak kadar çok faydası var. Yeniler eskileri, eskiler yenileri yakından tanıyorlar, sivrilikler körleşiyor, sertlikler yumuşuyor, ufuklar kaynaşıyor ve genişliyor, yeni alanlara, noktalara dikkatler çekiliyor, bilgi ve kaynak zenginleşiyor...
Çok kısa bir özet vermek gerekirse, konuşan ve tartışan ilim adamlarının büyük çoğunluğu, ülkemiz müslümanlarının dini hayatlarında rehber edineceklerihüküm ve bilgilere ulaşabilmek için klasik fıkıh usulünün hala geçerli olduğunu, usul geleneğini kullanarakehli olanların yapacakları ictihadla çözülemeyecek (cevabı bulunamayacak) meselenin kalmayacağını, bununla beraber özellikle Kur'an tarihi ve hadis malzemesi üzerinde titiz çalışmaların yapılması gerektiğini, Batı'da denenen ve tartışılan anlama yöntemlerinin de yakından takip edilmesi ve bünyeye uygun olanlarından yararlanılmasının yararlı olacağını ifade ettiler.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler | Tarihe Göre: Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: