HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


Vakıflar
28 Şubat sürecinde irticâ bahane ve istismar edilerek din özgürlüğünü kısıtlama tedbirleri hızlanarak devam etti. Bunun son örneği de yeni kabûl edilen medenî kanunun içinde yer alan "vakıflar"la ilgili düzenlemedir. Sayın Nazlı Ilıcak, Yeni Şafak'taki köşesinde yazmasa kimsenin haberi bile olmayacak. Mecliste bazan, incir çekirdeğini doldurmaz meseleler üzerinde kıyâmetler koparken son derecede önemli olan bu "vakıfların başına Demokles'in kılıcını asma" mâhiyetindeki yeni düzenleme karşısında yeterli tepkinin gösterilmemesi, engellemek için yapılması gerekenlerin yapılmamış olması şaşırtıcı bir davranıştır, gaflettir.
Türkiye'nin özendiği hür ve demokrat dünyada uygulanan insan haklarına göre; din özgürlüğünün beş unsuru vardır: İnanmak, inancın gereğini yapmak (tek veya toplu olarak âyin, ibâdet, merâsim...), öğrenmek ve öğretmek, açıklamak, örgütlenmek. Bu unsurlardan birisi ihlâl edilirse din özgürlüğü eksilmiş, kısıtlanmış, insan hakkına tecavüz edilmiş olur. Elbette her özgürlük gibi din özgürlüğünün de kısıtlanmasını gerektiren sebepler bulunabilir, ama bunlar bir avuç insanın kendi dünya görüşleri, çıkarları, bağnazlıkla sarılıp kaldıkları ideolojileri değil, toplumun veya insanlığın gerçekten yüksek ve önemli menfaatlerinin veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin açık ve kesin olarak ihlâlidir. Böyle bir durum ortaya çıkmadıkça özgürlükler kısıtlanamaz. Türkiye'ye dönüp baktığımızda, ortada meşrû ve gerektirci sebep bulunmadığı hâlde bu beş unsurun da ciddî bir şekilde daraltıldığını görüyoruz. Her birine birer örnek vermek gerekirse: a) Kişinin tercih ettiği İslâm anlayışını benimseyip inanması karşısında baskı vardır, o değil de şu inanma ve anlama biçimi telkin edilmekte, dayatılmaktadır. b) Birçok yerde ve durumda bazı ibâdetlerin yapılması, haramlardan kaçınılması engellenmektedir. c) Dîni serbestçe öğrenme ve öğretme engellenmekte, okullarda veya okul dışında din eğitimine (öğretimi ayrı) izin verilmemekte, din eğitim ve öğretimi için okul ve kurs açılmasına imkân tanınmamaktadır. d) Kişilerin bazı din anlayış ve yorumlarını açıklamaları laiklik, ilkeler vb. bahanelerle engellenmektedir. e) Sivillerin dînî örgüt kurmaları yasaklanmış bulunmaktadır.
Bugün üzerinde durmak istediğimiz vakıflar, dînî örgüt olmasa da din ile sıkı ilişkisi bulunan örgütlerdir. Müslümanları vakıf kurmaya iten sebeplerin/saiklerin başında Allah rızâsı, âhiret mutluluğu vardır. Vakıf kuranlar, öldükten sonra amel ve sevap defterlerinin kapanmaması için "sadaka-i câriye: kendilerinden sonra devam eden hayır" mânâ ve mâhiyetinde olsun diye bunu yaparlar. Ayrıca vakıflar birçok din hizmeti için kaynak ve imkân sağlar. Yeni düzenleme "Cumhuriyetin anayasa ile belirlenen niteliklerine ve anayasanın temel ilkelerine aykırı vakıf kurulamaz" diyerek görnüşte masûm, uygulamada zararlı ve kıstlamaya yönelik bir kayıt getirmektedir. Türkiye şartlarında "aykırılığı belirleyen" bilirkişi raporları ile hükmü veren mahkemeler göz önüne alındığında bu maddenin nice vakfın kapısına kilit vuracağını anlamak için kahin olmaya gerek yoktur. "Haklı sebepler varsa mahkeme, vakfın yetkili organı veya denetim makâmının istemi üzerine vakfın örgütünü, yönetimini ve işleyişini değiştirir" şeklindeki muğlak madde de bir başka engeldir, kıstlamadır. Çünkü haklı sebepler açıklığa kavuşturulmamış, hâkimin takdirine bırakılmıştır. Öyle anlaşılmaktadır ki, yeşil sermaye diyerek bir kesimin ekonomik faâliyetlerine karşı takınılan haksız ve olumsuz tavır şimdi de yine aynı kesimin dinle ve din hizmetleriye bağlantılı örgütlerine; yani vakıflara karşı takınılmaktadır. Türkiye'de yüzlerce vakıf çok önemli hizmetler ifâ etmekte, devletin yükünü de hafifletmektedir. İrticâ bahane ve istismar edilerek bunların engellenmesi karşısında ilgili ve sorumluların sükûtu, gevşekliği, vurdumduymazlığı anlaşılır gibi değildir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: