HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


Sahte eşikler, gerçek ve önemli meseleler
Türkiye için bütün milletin benimsediği gerçek eşikler vardır; ülkenin toprak ve nüfus bütünlüğü, bağımsızlığı, elde edilmiş haklar (özellikle insan hakları), millî kültür bunlardandır. Bu eşikleri aşmaya yeltenenlere karşı milletin şahlanması, meşrû savunma hakkını kullanması tabîidir. Bir de sahte eşikler vardır; bunları, kendilerini millet yerine koyan bir avuç seçkinci eşikleştirip millete dayatmaktadır. Temel eğitimi tamamlamayan çocuklara din eğitimi yasağı, inancı gereği belli yerlerini kapatarak çalışmak ve okumak isteyenlere karşı uygulanan örtünme yasağı, sekiz yıllık temel eğitimin 5+3 şeklinde kesintili olması yerine kesintsiz olması, İmam-Hatip ve diğer meslek liselerinden mezun olanların üniversitelere girme haklarına getirilen kısıtlama, genel olarak sivil din eğitim ve öğretiminin yasaklanması, irticâ sayılarak samîmî dindarlığın engellenmesi... hep sahte eşiklerdir. Bilgi eksikliği ve çarpıtması, yanlış okuma ve değerlendirme, abartma ve genelleme gibi bütün nâkıs yöntemler kullanılarak sahte eşikler oluşturulup savunulmaktadır. Yapılan ilmi sosyal araştırmalar milletin dinî-kültürel fotografını aslına uygun olarak ortaya çıkarmaktadır; bu fotoğrafta paranoyakların tahayyül ettikleri hiçbir tehlike yoktur. Milletin kahir ekseriyeti, hiçbir ferde ve guruba baskı/dayatma yapılmaksızın herkesin inancını serbestçe yaşamasını yani din ve düşünce hürriyeti başta olmak üzere insan haklarının korunmasın istemektedir. Getirilen kısıtlamalara, uygulanan dayatmalara milletin rızâsı yoktur. Sahte eşikçiler millete rağmen ve millet zararına yaşadıkları müreffeh hayat standardını kaybetmemek, kendi yaptırdıkları mevzûâta uygun olsa bile evrensel değerlere göre meşrû olmayan gelir kaynaklarını millete kaptırmamak için bu sahte eşikleri ve tabuları istismar etmektedirler.
Ülkemizde yeni bir seçim olmuş, millet emaneti farklı sayılabilecek ellere teslim etmiştir. İktidar emanetini yüklenecek olanların her şeyden önce millet irâdesine kulak vermeleri, milletin rızâsını gözetmeleri hem kendi gelecekleri hem de ülke menfaati için kaçınılmaz bir davranıştır. Milletin gazete, televizyon, reklâm gibi sesini duyuracağı araçları yoktur, ama talepleri, tercihleri, eşikleri, değerleri... vardır; politikacı bunları duymak ve bilmek durumundadır, milletin içinde olanlar, meclisin duvarları arasında kaybolmayanlar milletin sesini kolaylıkla duyarlar. Bir avuç seçkinci/dayatmacıyı millet yerine koyanlar veya ona tercih edenler her şeyden önce siyasî geleceklerini mahvetmiş olurlar. Olup bitenden ibret almak insanlara mahsus bir özelliktir.
Milletin ve memleketin düze çıkması, acil sıkıntılardan kurtulması imkânsız olmadığı gibi henüz çok zor da değildir. İyi niyetli, samîmî ve erdemli kadrolar millet menfaatine öncelik verir, bunun için kendi siyasî geleceklerini bile hiçe sayabilirlerse, gürültüye pabuç bırakmaz milletin sesine kulak verirlerse, aklın ve ilmin gösterdiği yoldan giderlerse; halka, gerektiğinde fedakârlık edebilecekleri ölçüde güven verebilirlerse Türkiye'nin acil meseleleri çok da uzun olmayan bir süre içinde çözüme kavuşur. Yoksulluk/ihtiyaç fertleri ve gurupları köleleştirir, erdemden uzaklaştırır, verimsiz kılar. Sosyal adâletin bulunmaması milletin birlik ve bütünlüğünü zedeler, kamu düzenini ve asayişi olumsuz etkiler. Manevî değerlerin, özellikle dindarlık ve ahlâkın zayıflaması, millî kültürün yozlaşması ülkeyi ve milleti dağıtır. Şu hâlde milletini ve ülkesini sevenlerin işe nereden başlayacakları ve nelere ağırlık/öncelik verecekleri apaçık ortadadır. Sahte eşikleri kırıp dağıtmak, yapay engelleri ortadan kaldırmak, ciddî ve acil meselelerle meşgûl olmak kaçınılmazdır. Acil meselelerden hemen sonra ülkenin ekonomisini güçlendirmek, milli kültürü koruyup asaletini bozmadan yenileştirerek eğitim yoluyla yeni nesillere kazandırmak için gereken yapılmalıdır. Bu milletin kültürü ile dîni arasında çatışma yoktur, aksine bir görüntü varsa bunun sebebini yozlaşma ve yabancılaşmada aramak gerekir. Dinden ve milli kültürden korkanlar, bunlara karşı çıkanlar miletten korkmakta, ona karşı tavır almış olmaktadırlar. Uygarlık, çağdaşlık, ilkeler vb. kavramlar ve değerleri dîne ve millî kültüre karşı kullanmaya kalkışanlar şeytanın yandaşlarıdır; doğru sözleri eğri maksatları için kullanmaktadırlar, aman gaflete düşmeyelim!


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: