HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


Tarihten Bir Yaprak (2)
Osman b. Maz'ûn.
Mekke'de müslümanlar putperestliği reddedip tevhit dinini benimsedikleri ve Rablerine ibâdet ettikleri için baskı altındalar, putperest Kureyş mütegallibesi tarafından çeşitli işkencelere tâbî tutulmaktalar. Osman b. Maz'un, itibarlı müşriklerden Velid b. Muğîre'nin himâyesine girdiği için rahatça dolaşıyor, Kâbe'ye geliyor, ibâdet ve tavâfını yapıyor... Derken düşünmeye başlıyor: Arkadaşlarım ve dindaşlarım böyle sıkıntılar ve işkenceler çekerken benim, bir müşrikin himâyesi altında rahatça dolaşıp yaşamam kendim için bir ayıptır, kusurdur, bunu devam ettirmem doğru değildir... Bu düşüncenin arkasından kararını verir ve doğruca Velid'in yanına gelir, aralarında şu konuşma geçer:
-Koruma sözün yerini buldu, verdiğin sözü yerine getirdin, ancak şu andan itibaren onu sana iâde ediyorum.
-Neden yeğenim, yoksa bizimkilerden birisi seni incitti mi?
-Hayır, ben Allah'ın himâyesi ile yetiniyorum, başkasının himâyesine sığınmak istemiyorum.
-Öyle ise Mescid- harâm'a git, benim kabûl ederken yaptığım gibi sen de açık olarak koruma sözleşmesini reddettiğini söyle.
Beraberce Mescid'e geldiler, Velid, Osman'ın kararını açıkladı, O da şunları söyledi: "Evet himâyesini geri veriyorum, kendisi sözünde duran, himâyesini hakkıyla yerine getiren bir kimsedir, fakat ben, Allah'tan başka birinin himâyesinde yaşamak istemiyorum, bu sebeple onunla kurduğumuz koruma anlaşmasını bozuyorum."
Koruma sözleşmesi hükümsüz hâle geldikten sonra Osman, Lebîd isimli şairin şiir okumakta olduğu bir meclise gitti, oturup dinlemeye başladı, Lebîd "Allah'tan başka her şey gelip geçicidir" deyince Osman "Doğru" dedi; Lebîd, " Her nimet de çâresiz yok olacaktır" deyince de " Yanlış söyledin, cennetin nimetleri ebedîdir" diye ekledi. Lebîd bu sözden alınarak "Ey Kureyş, sizin meclisinizde bulunan bir kimseyi hiçbir kimse rahatsız edemezdi, bu ne zaman ortaya çıktı" dedi. Meclisten birisi " Bu kendisi gibi akılsızlardan oluşan topluluktan biridir, bizim dînimizi terkettiler, sen onun sözünü ciddîye alıp üzülme" diyerek şairi teskin etmek istedi. Osman da bu adama cevap verince iş kızıştı, adam Osman'a bir yumruk attı ve gözünü morarttı. Hemen yakınlarında bulunan Velîd, Osman'ın yanına geldi ve aralarında şu konuşma geçti:
-Yeğenim, eğer bizim himâyemizi reddetmeseydin gözüne gelen yumruk gelemezdi; çünkü sen aşılamaz bir koruma altında idin.
-Hayır. Şimdi, şu morarmamış gözüm de, Allah yolunda ötekinin başına geleni arzuluyor. Ben şu anda senden daha yüce ve kudretli birinin himâyesi altındayım.
-Gel yeğenim, inat etme, yeniden korumamızı kabûl et.
-Hayır, asla! (İbn Hişâm, I,370).
Bu tarih yaprağından çıkan sonuç şu olmalıdır:
Müslümanın amacı yalnızca rahat ve huzur içinde yaşamak değildir, aynı zamanda hür olarak inancını yaşamak ve insanlığın kurtuluş reçetesi olan dînini başkalarına öğretmektir; bunu yapabilmek için gerekirse bir başka düzenin imkânlarından yararlanabilir, gerektiği zaman da bunu reddeder ve sonucuna katlanır.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: