HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


I
İslâm, İslâmcılık ve İslâm Dünyası

İslâm Bir Dindir
İslâm bir dindir, hak dinlerin sonuncusudur, şekliyle ve rûhuyla (mânâsı ve amacıyla) bir bütündür, değişmez hükümleri, kendini oluşturan inanç, ibâdet, ahlâk ve hayat kuralları ile bellidir, özeldir, bir kimlik, bir kişilik gibidir. İslâm, istenildiği gibi yeniden yoğurulup yeni şekillere ve kalıplara sokulacak, rûhu veya şekli değiştirilecek bir sistem değildir. O'na değişmez şeklini veren de, değişime açık yönlerini ve bu değişimin nasıl gerçekleşeceğini belirleyen de Allah'tır; Resûlullah'ın (s.a.v.) dîne katkısı, kendi aklından veya hevâsından değildir, Allah'ın ona, Kur'an vahyi dışında bir bilgi verme yoluyla verdiklerindendir, bildirdiklerindendir.
İslâm kelimesinin lüğat mânâsından yola çıkarak "esenliktir, barıştır, hakka teslimiyettir, evrensel değerleri benimsemek ve yaşamaktır" gibi başı sonu belirsiz tanımlar yapmak ve bu kavramların içini, modaya ve çağdaş telâkkîlere, uygulamalara bakarak doldurmak, sonra da "İşte İslâm budur" demek bir saptırmadır, kafa karıştırmadır, insanları İslâm adına -bazan ona zıt, onunla çelişen- bilgi, sistem, inanç ve uygulamalara yönlendirmektir. Bugün dünyada çağdaşlık, barış, demokrasi, özgürlük, eşitlik, adâlet, insaniyet, insan hakları gibi yükselen değerler vardır. Ancak sıra bu değerlerin kavramlaştırılmasına gelince kavramlaştırmayı yapanların dünya görüşleri, felsefeleri, inançları, içinde bulundukları tarih ve kültür devreye girmekte, ortaya önemli farklılıklar ve problemler çıkmaktadır. Çağdaşlığın ölçüsü nedir, niçin böyledir, barış nedir, nasıl sağlanır, sürekli olabilir mi, adâlet nedir, eşitlik fırsatta mı olacaktır, mülkiyette mi, istifâdede mi, özgürlük nereye kadar, "özgürlük, adâlet ve eşitlik" arasındaki gerilimler ve çelişkiler nasıl giderilecektir, demokrasi nedir, mümkün müdür, insanın hakları nelerdir, ödevleri nelerdir, hak-ödev dengesi nasıl kurulacaktır... şeklinde yüzlerce sorular, problemler, farklı cevap ve çözümler. "İslâm evrensel değerlerdir" denildiğinde, evrensel değerlerin varlığı da, mâhiyeti de (nelerden ibaret oldukları da) tartışmalı olduğuna ve değişmeye açık bulunduğuna göre, "İslâm diye ayrıca bir din yoktur" denilmiş olmaz mı?
Kur'an'a göre İslâm bir dindir, insanların inandığı, bağlandığı dinlerin hak olanı da batıl olanı da vardır, İslâm en son ilâhî/hak din olduğuna göre ona inanmayanların, onun mecbûr kıldığı ibâdetleri yapmayanların, ahlâkı ve talimâtı yaşamayanların -muhalif oldukları, aykırı davrandıkları noktalarda ve alanlarda- doğru yolda oldukları, "hakkı, iyiyi, güzeli, barışı, esenliği, kemâli..." temsil ettikleri söylenemez. Allah Teâlâ, belli bir bütün olan İslâm'dan başkasını din olarak benimseyenlerin bu dinlerini kabûl etmemekte, bunlarla kendisine kulluk edilmesine râzı olmadığını bildirmektedir. Bugün yeryüzünde yaşayan milyarlarca insanın yaklaşık altıda biri müslümandır, geri kalanı başka dinlere inanmakta veya bütün dinleri inkâr ederek dinsizliği, bir başka felsefeyi din edinmektedirler. Müslümanların ebedî kurtuluşu imanlarını muhafaza etmelerine, İslâm'a uygun yaşamalarına, günahlarına tevbe etmelerine, Allah'ın bağışlamasına bağlıdır. Diğerlerinin ebedî kurtuluşu ise yeterince haberdar olanların İslâm'a girmelerine, haberdar olmayanların ise bütün dinlerin üzerinde ittifak ettikleri inanç ve ahlâk üzere yaşamalarına bağlıdır. Kur'an'dan çıkan sonuç budur, Kur'an bunu demektedir.
Kulağa hoş geliyor, İslâm ile araları hoş olmayanları memnun ediyor ve alkış topluyor diye İslâm'ın kavram yapısını bozmak "bir bozgunculuktur, fesattır, tahriftir". Başka inanç sahiplerini kurtarmak için İslâm'ın "hak din ve kurtarıcı din" olma vasıflarını inkâr etmek veya örtmek de haksızlıktır. İslâm'ı okuyup öğrenenlerin vazifesi onu insanlara doğru olarak anlatmaktır, inanmayanlar ve aykırı yaşayanların akıbetlerini de -yine İslâm'ın bildirdiklerine uygun olarak- açıklamaktır. Milyarlarca insanı inançsızlıkları, ibâdetsizlikleri, ahlâksızlıkları ve kötü davranışları sebebiyle cezâlandıracak olan, onların yaratan, Rahman ve Rahîm olan Allah'tır. O, mutlak adâletine, rahmetine, mahabbetine, affına, lutfuna rağmen kullarının bir kısmını cezâlandırıyorsa, cezâlandıracağını bildiriyorsa kulların yapacağı şey, buna itiraz etmek, hükmünü değiştirmesini istemek değil, rızâsına uygun yaşamaya çalışmaktır, bunu teşvik etmektir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: