HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


BURUK YIL(LIK)
Bu yıl, İmam-hatiplilerin, İlahiyatlıların, hatta bütün hassas Müslümanların hayat tarihlerine "buruk yıl" olarak geçecektir; çünkü iki Şubat arasında çok büyük değerlerimizi ve değerlilerimizi kaybettik; İmam-hatip Liselerimizin orta kısımları kapatıldı, onaltı yaşına girmeden çocuklarımızın camilerde ve Kur'ân kurslarında Kur'ân ve din dersleri ile din eğitimi almaları yasaklandı, başını örterek okumak isteyen kızlarımıza "ya başını aç, yahut da okuma, okulu terket" çağrısında bulunuldu, Müslümanlara belli bir hayat tarzı dayatıldı...
Sizler bu buruk yılın yıllığında resimlerinizi ve kısa hayat hikayelerinizi bırakarak Fakülteden ayrılacak, ülkenin dört bucağına dağılacaksınız. Kiminiz aile içinde ve işinde çalışacak, kiminiz de memur olmayı isteyecek ve olduğunuz takdirde bunu yapacaksınız. Eğer bütün ömrünüzü şahsî işinizde ve resmi memuriyet görevinizin dar çerçevesinde geçirirseniz/geçirirsek daha nice değerlerimizi ve değerlilerimizi kaybetmemiz mukadderdir. Bunlara sahip çıkacaksanız her şeyden önce "Allah'ın memurları" olduğunuzu unutmayacak, her âmirden önce O Büyük Âmirin emirlerini yerine getireceksiniz. O Büyük Âmir bize, dünyaya niçin geldiğimizi, burada asıl işimizin ne olduğunu açıklamış ve öğretmiştir. Buna göre bütün maddî ve dünyevî imkânlar O'na kulluk için kullanıldıklarında bir mâna ve değer ifade ederler.
Sizler İslâm'ı yaşamak ve yaşatmaya çalışmak için ille de bir başka merciden emir mi bekleyeceksiniz? Diyanet, Milli Eğitim veya cemaat lideri emretmedikçe, size bir kadro ve maaş bağlamadıkça Büyük Âmir'in emirlerini ihmal mi edeceksiniz? Eğer böyle yapacaksanız olup bitenlerin suçunu, vebalini yalnızca kendinizde arayın, kendimizde arayalım.
Şartlarımız, statümüz, durumumuz ne olursa olsun birinci işimiz İslâm'ı yaşamak, başkalarına öğretmek ve onların da bu aziz dini yaşamalarına yardımcı olmaktır, olmalıdır. Biz bu emri, bu görevi En Büyük Âmirden almış bulunuyoruz. Bir hadiste "Kıyamet kopmaya başlasa, elinizde de bir fidan bulunsa onu toprağa dikin" buyuruluyor. Bu cümleyi din eğitimi ve öğretimi faaliyetine/görevimize uygulayacak olursak şu sonuca ulaşırız: Elinizde bir dakikalık imkân ve fırsat bulunduğunda insanların zihin ve gönüllerine İslâm'ı ekip dikmeye çalışın, onu yaşamaya ve yaşatmaya gayret edin. Amel defterinizde en azından "on insana Kur'ân okumayı ve İslâm'ı öğretti, onlara ibadet eğitimi verdi" kaydı bulunsun. Bu, kayıt defterimize geçtiği anda bütün yıllarımız -buruk değil- saadet yılları olmaya namzettir; haydi iş başına!

Not: Bu yazı, M. Ü. İlahiyat Fakültesi 1998 mezunlarının yıllığı için kaleme alınmıştır.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: