HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


ZARURETE SIĞINMAK
Bundan önceki iki yazıda kılık kıyafet zulmünü konu edinmiş, inancı yüzünden belli şekillerde giyinen, örtünen, saç-sakal bırakan kimselerin öğrenim veya kamu alanında görev yapma haklarının kısıtlanmasını/engellenmesini kınamış, bunun demokrasilerde ve insan haklarına saygı gösteren düzenlerde yeri olmayacağını ifade etmiş, insanlık haysiyetine sahip her fert ve grubun, bu zulme karşı direnmesi, hakkını isteyip alması gerektiğini kaydetmiştik. Yazının sonuna koyduğumuz notta "özel ve istisnâî durumlarda zaruret hükmünden, zaruretin getirdiği ruhsat ve izinden" bahsetmiş, bundan ancak "işinden ayrıldığında aç ve açık kalacak, perişan olacak... kimselerin" yararlanabileceğine işaret etmiştik. Gelen sorulardan notun yanlış anlaşıldığını, durumlarının ferdî veya ictimaî zaruretle hiçbir alâkası bulunmayan birçok kimsenin "zarurete sığınarak" açılmaya yöneldiklerini öğrendik ve üzüldük.
Bugün başta her inançtan kızlarımız olmak üzere üniversite öğrencilerimizin verdikleri özgürlük ve haysiyet mücadelesi bir "insanlık ve insan hakları" mücadelesidir ve insanımızın yüz akıdır. Bu mücadelede eğer birileri zarara uğruyorsa bu zarar cüz'î (az, parçaya ait, bireysel), kazanç ise küllîdir (topluma, halka, dâvaya aittir). Çok istisnâî durumlar dışında ferdin uğradığı, göreceği zarar kamu yararının önünde tutulsaydı ne sınırları bekleyebilirdik, ne kamu düzenini sağlayabilirdik, ne de zulümleri engelleyebilirdik. Şehitlik en büyük mertebedir; ancak bu mertebeye ulaşabilmek için bireysel zararın en büyüğü göğüslenmekte, en aziz varlık olan can dâvaya feda edilmektedir.
Her zaferin, her kazancın bir bedeli vardır; birileri bu bedeli ödeyeceklerdir, kazananlar da -kimi kazançlar kamuya ait olsa da- bedeli bizzat ödeyenler olacaktır. Eğer kazanç bireye ait değil de vatana, halka, dâvaya, insanlığa ait olursa bu takdirde bedeli ödeyenler kahramanlardır.
"Başımı açmazsam okuyamam, okumazsam hizmet edemem, bu bir zaruret sayılmaz mı?" diyenler oluyor. Onlara cevabımız şudur: Başörtüsü, kılık kıyafet zulmü ve insan hakları kıyımına karşı mücadele büyük bir hizmettir. Bu hizmet yıl kaybına değil, diploma kaybına değer büyüklüktedir. Tahsilin bitirilmesi halinde hedeflenen hizmet bir ihtimaldir, halihazırdaki hizmet (mücadele, direnme) ise bir gerçektir. Bir nesil ya bu mücadeleyi zafere ulaştıracak yahut da -şimdilik sonuç alamazsa bile ki inşaallah alacaktır- ulvî bir dâva uğrunda şahsî kayıplar vermiş olma şerefiyle tarihe geçecektir.
Ne mutlu o nesile, o câmiaya, o gençliğe, !

Bir not daha: Türkiye şimdiye kadar görmediği bir dayanışmayı yaşıyor. Bazı kızlarımız "Biz Müslümanlar..." diye söze girerek başı açık olup kendilerini destekleyen, Müslüman olmadıklarını îma etmeye bile hakkımız bulunmayan arkadaşlarını istemeden ve farkında olmadan dışlamış, gönüllerini incitmiş oluyorlar. Onlara daha hassas ve dikkatli davranmaları gerektiğini hatırlatıyorum.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: