HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


DEMOKRATİK TALEP VE İSTİSMAR
Sekiz yıllık zorunlu temel eğitimin kesintili (iki kademeli) olmasını, böylece hem İmam-hatiplerin orta kısımlarının kapanmamasını, hem de meslek eğitimi veren liselerin bünyelerinde bulunan ikinci kademe sayesinde erkenden (pedagojik olarak tam zamanında) öğrencilerin yeteneklerine göre mesleğe yönelmelerinin ve ilk bilgileri almalarının sağlanmasını talep edenlere, bir kısım medya ve devletin yetkili ağızları hakaretler yağdırdılar, demokratik taleplerini din istismarı, dinin siyasete alet edilmesi olarak ilan ettiler. Sultanahmet'te toplanan -en az- 350 bin kişi, hiçbir partinin menfaat veya zararını kasdetmeksizin, siyasî hesapları aklından geçirmeksizin yalnızca sekiz yıllık temel eğitimle ilgili "iki kademeli olsun şeklindeki" taleplerini dile getirdiler, konuşmacı olarak birçok partiden eşit sayıda siyasî ile siyaset dışı ilim ve fikir adamı davet ettiler. Bir kısım medya ve siyaset adamları buna "istismar" damgasını vurdu. Milyonlarca imza toplandı, telgraf çekildi "istismar" dediler. Siyasî mitinglerde bir kısım vatandaşlar edep dairesinde taleplerini dile getirdiler, "istismar" denildi. Siyaset ve devlet adamları sivil toplum kuruluşları tarafından ziyaret edildi, "istismar" dediler...
İstismar eyleminde "samimiyetsizlik" vardır, asıl amaç gizlenerek değerler kullanılır, kamunun istek ve amacı doğrultusunda hareket edilerek (böyle görünerek) kendi şahsı veya grubunun menfaati kurtarılmak ve kotarılmak istenir. Bunca vatandaşın bu kadar eylemini istismar olarak değerlendirenler, milyonlarca insanı samimiyetsiz olarak suçlamış, bir millî meseleyi partiye oy ve itibar kazanmak için kullanma töhmeti altına sokmuş oluyorlar. Bunun "ayıp ve günah" olduğunu söylemekle yetiniyoruz.
Demokratik talep ve tepkiler karşısında hazımsızlık gösteren, yanlış değerlendirme, karar ve davranışlara sapan siyasîlere bir çift daha sözüm var:
Şakşakçı ve pohpohçu taraftarları vatandaş, diğerlerini yabancı gibi gören, alkış karşısında coşup, protesto yeyince -kendi kusurunu arayacağı yerde- vatandaşta kusur arayan, tepkiyi, işine geldiğinde "samimi ve meşru" gören, işine gelmediği zaman "istismar" olarak değerlendiren siyasîlerin ve idarecilerin tarih boyunca sonları hüsran olmuştur.
Siyasete girmek, bir partiye mensup olmak kişiyi özel veya bazılarıyla ortak olan inanç, dava, tercih ve eğilimlerinden uzaklaştırmaz. Bu sebeple siyasetçi de bir kısım talep ve tepkilerinde "samimi" olabilir; yani parti adına değil, kişiliği adına harekete geçmiş olması ihtimali mevcuttur.
İktidarın hatasından istifade ederek muhalefetin onu yıpratması ve kendi partisine itibar ve oy kazandırmaya çalışması demokrasi oyununun kurallarına aykırı değildir; bunu yapanlar varsa, iktidara düşen onları ayıplamak değil, kendini savunmak ve yanlış yapmamaya çalışmaktır.
Siyasetçiler istismar ediyorlarsa bunu belli bir partinin mensuplarına ve dinî değerlere has göstermek haksızlıktır. Birçok siyasetçi birçok şeyi istismar edebilir ve etmektedir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: