HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


Şehir Velisi, Dağ Velisi
Vaktiyle bir bölgede iki veli yaşarmış; biri dağda, diğeri şehirde. Dağda veli olup yaşayan zat birgün şehirdekini ziyarete karar vermiş, hediye olarak götürecek başka bir şeyi olmadığı için de bir miktar kar toplamış, çıkınına koymuş ve yola koyulmuş. Ovaya indiği ve hava kızdırdığı halde keramet olarak kar erimiyor, olduğu gibi duruyormuş. Şehre ve çarşıya girince dağ velisi insanları ve bu arada kadınları görmüş, kadınları görünce -nefsi ile mücadele etmiş olsa da- aklından bir şeyler geçmiş olmalı ki, kar eriyip akmaya başlamış. Derken şehir velisinin ayakkabı tamir dükkânına ulaşmış, selamlaştıktan sonra şehirlinin ona söylediği ilk cümle şu olmuş: "Kardeşim, dağda veli olmak kolaydır, marifet şehirde veli olmaktır."
Bu kıssadan hisseye gelince:
Müslümanların biri ferdî, diğeri ictimaî iki gurup yükümlülük ve vazifelerinin bulunduğunu ve bu iki gurubun birbirini tamamladığını biliyoruz. İctimaî vazifelerinden biri de eğitim yoluyla yeni nesilleri İslâmî değerler ve pratikler içinde sosyalleştirmektir. Bu eğitim dağda; yani hiçbir bozuk sesin, görüntünün ve etkinin bulunmadığı bir çevrede (kapalı bir ortamda) değil, karışık ve karmaşık bir çevrede gerçekleşecektir; bunu içinde bulunduğumuz şartlar/durum mecbur kılmaktadır. Eğer böyle bir mecburiyetimiz olmasaydı belki kolayı seçer, bozucu etkilerden uzak, kapalı ortamlarda veli (iyi/kâmil müslüman ferd ve ümmet) olmaya çalışırdık. Ne yazık ki günümüz şartlarında böyle kapalı ortamlar/alanlar oluşturmak imkansız hale gelmiştir; mevcut iletişim araçları dünyayı bir köye çevirmiştir, her yasağı delerek bozucu/değiştirici çevrelerle ilişki kurma imkanları vardır. Yakın geçmişte kapalı toplum örneklerinin nasıl değiştiğini gördük, bu deneyim mevcutlarının da er veya geç iletişime, alışverişe açık hale geleceklerini göstermektedir. Bu vaki durum karşısında bir İslâmî toplum modeli oluşturmak üzere düşünen, yazıp çizen, modeller tasarlayan müslüman münevverlerin, yukarıda anlatılan kıssadan alacakları hisseler vardır. Ölçüsüz ve dengesiz yasakçılık ve yasaklarla insanımızı dünyadan ayırmak, başka toplum ve kültürler ile aramıza aşılamaz duvarlar çekmek mümkün değildir. Bunu yapamıyoruz diye hiçbir yasağa yer vermemek çocuğu sokağa salmak, aşılamadan sürüye katmak da onu zayi etmek demektir; çünkü eğitilmemiş nefis kötüye meyillidir, yalnızca kötü örneklerin karşısında değil, iyi ile kötünün karışık bulunduğu örnekler karşısında da eğitilmemiş nefsin tercihi (dinî ve ahlâkî bakımdan) kötüden yana olacaktır.
Şehir velisini koruyan aşı iman ve salih amel (iyi iş, davranış ve ibadetler) ile hasıl olan eğitilmişlik (tezkiye) ve olgunluktur (kemal). Zor olan da bu eğitimi, bozucu şartlar ve çevre içinde vermektir. Müslümanlar yer yer, zaman zaman başarılı olur da fazilet toplumunu oluştururlarsa -ki, bu toplumda dinî ve ahlâkî ölçülere göre suç, ayıp ve günah olan davranışlar kamuya açık alanlarda görülemez, ibadetler ve faziletler açık, kabahatler gizli olur- bu takdirde insanlar uygun çevrededir ve eğitilmeleri nisbeten kolaydır. İçinde bulunduğumuz şartlarda -her yerde ve her zaman- böyle toplulukları oluşturmak ya zor, ya imkansız olduğuna, buna rağmen aşırı yasakçılık yoluna girildiğinde olumsuz sonuçlar da elde edildiğine göre yapılması gereken -alınabildiği ölçüde tedbirler alınarak- zor yolu seçmek, veliyi şehirde yetiştirmektir; yani Rusyanın, Çin'in, Amerika'nın, Almanya'nın... hakim olduğu çevrede, Türkiye'de hakim olan eğitim, medya ve sanatın bozduğu çevre içinde veli (İslâm insanı) yetiştirmektir.
Hayatı durdurmak ve bekletmek mümkün değildir, tavuk ve yumurta gibi "İslâm cemaati iyi müslümanlara, iyi müslümanlar hangi şart ve çevre içinde isek ona uygun (onun içinde yapılabilecek) İslâmî eğitime muhtaçtır". İslâm ülkeleri için en uygun strateji, elde mevcut bütün siyasî, iktisadî, insani gücü ve imkanı eğitim için kullanmak, eğitim için seferber etmek, nihai başarının buna bağlı olduğunu bilmektir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: