HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


Velâyet
Velâyet'in lûgat mânası iki ve daha fazla şeyin, araya yabancı bir şey girmeksizin arka arkaya oluşu, bulunuşudur. Bu asıl kavram, zaman içinde genişleyerek "koruma, yardım, dostluk, temsil, yönetme selâhiyeti" gibi mânaları da çerçevesine almıştır. Bir hukuk (Fıkıh) terimi olarak velâyet "temsil, koruma, yönetme ve adına tasarrufta bulunma selahiyetidir." Şahsi veya mal varlığı yönetilen fert veya özel şahıs ise "hususi velayet"ten, toplum ve ümmet ise "amme velâyetinden" söz edilir. İster fert olsun, ister toplum, müslümanların velîsi, yöneticisi, onlar adına tasarrufta bulunma selahiyetini taşıyan kişi (velî) müslüman olacaktır. Kur'an-ı Kerim ve Sünnet kaynakları bu konuda en küçük bir tereddüde yer bırakmayacak açıklık ve kesinlikte ifadelerle doludur:

Sizin velîleriniz ancak Allah'tır,
Rasûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki, Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılarlar, zekâtı verirler. Kim Allah'ı, Rasûlünü ve iman edenleri velî edinirse -bilin ki- üstün gelecek olanlar Allah'ın tarafını tutanlardır. (Mâide: 5/55, 56)
Müminler, kendileri gibi iman edenleri bırakıp da inkârcıları veli edinmesinler... (Âli-İmrân: 3/28)
Ey iman edenler, küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi bile veli edinmeyin; sizden kim onları veli edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. De ki: eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, bozulmasından korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden konaklarınız... Allah'tan, Rasûlünden ve O'nun yolunda cihaddan size daha kıymetli ve sevimli geliyorsa artık Allah'ın (sizin gibiler için uygun olan) emrini getirmesine kadar bekleyin; Allah, emirlerine karşı gelenleri doğru yola iletmez. (Tevbe: 9/23-24).
Ey iman edenler, yahûdileri ve hıristiyanları veli edinmeyin; onlar birbirinin velîleridir, içinizden onları veli edinenler de onlardandır... (Mâide: 5/51).
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler; onlar iyiyi emreder, kötüyü önlerler, namazı kılar, zekâtı öderler, Allah'a ve Rasûlüne itaat ederler. İşte onlara rahmet edecektir Allah. Şüphe yok ki, Allah izzet ve hikmet sahibidir. (Tevbe: 9/71)

Bu açık ve kesin ifadeler, müslümanların yönetimlerini teslim edecekleri kimselerde bulunması gereken şu vasıfları belirlemektedir:
1. İman: Velî, yönetici, mümin adına tasarrufta bulunan selahiyeti verilecek kişi mümin olacaktır. İslâm hukukçuları kamu hukuku ile ilgili bahislerde bu şartı ele almış ve üzerinde ittifaka varmışlardır; müminlerin, müslümanların devlet başkanı, velâyet yetkisi taşıyan başkan yardımcıları (vekiller, vezirler), hâkimler, vâliler, komutanlar, müdürler... mümin ve müslüman olacaklardır.
2. Amel: İslâmın getirdiği ibadet, hayat ilkeleri, ta'lîmat ve ahlâka riâyet edecek, bu alanlardaki yükümlülüklerini fiilen yerine getirecektir. Amel konusunda kusuru bulunan kimselere fâsık denilmektedir ve hukukçular, fâsıkların velî olup olamıyacaklarını tartışmışlardır.
Tartışmasız olan husus, bulunduğu takdirde imanı ve ameli tam olanların öncelikle veli olacaklarıdır.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: