HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |


Selefiyye'den Kur'an Müslümanlığına
Selef "geçmiş, öncekiler" demektir, İslâm ilimlerinde selef ilk üç nesil (sahabe, tabi'un, ve etbâ'u't-tâbi'în) müslümanlığını ifade eder. Bu dönemde -genellikle alındığında- saf iman, amel ve ihlas vardır, henüz itikad ve amel mezhebleri -en azından bugünki mânâsında- oluşmamıştır, müslümanların dinî bilgi ve davranışları ya doğrudan veya bir bilene sormak suretiyle Kur'an'a ve Sünnet'e dayanır, tevil (nasları hakikat mânâsından başka mânâlara götürerek yorumlama), bid'at ve beşere tazim konusunda sert bir karşı tavır mevcuttur, tevhid konusunda titizlik gösterilmiştir.
Fetihlerin, diğer siyasî ve ticari ilişkilerin yol açtığı kültür karışması -bilahare sünni olan ve olmayan diye iki ana guruba ayrılan- mezheblerin, düşüncelerin ve davranışların doğmasına sebep olmuş, önceki zühd hayatı da sistemli bir tasavvuf ve tarikatler hareketine dönüşmüştür. Bütün bu yolların ve düşüncelerin samimi mensupları yanında kötü niyetle sızmış, suret-i haktan görünmüş şahıs ve gurupları da olmuştur. Bütün bu düşünce, siyaset ve eğitim hareketlerinin, İslâm için iyi tesir ve sonuçları yanında kötülükleri de dokunmuş, inançta, düşüncede, dinî davranışta önemli sapmalar meydana gelmiştir. Bu sapmaların doruğa çıktığı bir dönemde (13. asırda) İbn Teymiyye ve talebeleri iman, ibadet ve eğitim usulünde selef devrine dönüş, bu devri örnek alış hareketini başlatmışlar ve bu cereyana da bilahare "selefiyye hareketi" denilmiştir. Daha ilmî olanı -ilk dönem selefinin sonraki temsilcileri mânâsında- sonraki selef (müteahhir selef) ifadesidir. İnançla ilgili nasların tevili ve bid'atler karşısında sert tepki gösteren sonraki selef, en azından söylem olarak zaman zaman aşırılığa düşmüş veya kastı aşan ifadelerde bulunmuştur. 1792 yılında vefat eden Muhammed b. Abdulvehhab bu ikinci selef hareketini örnek alarak yola çıkmış, selef anlayışı çerçevesinde bir İslâm devleti kurmak üzere siyasî ve askeri bir harekete girişmiş, bu hareketin siyasî sonucu da bugün -karşıtlarının kendilerine Vehhabiler dedikleri- gurubun kurduğu devlet (Suudi Arabistan) olmuştur.
Vehhabiliğin ve sonraki selef hareketinin lehinde ve aleyhinde bir kütüphaneyi dolduracak kadar -Doğu'da ve Batı'da yazılmış- eser vardır; biz burada mezkûr hareketi değerlendirecek değiliz, ancak bu hareketin "müsamahasız ve dar görüşlü" olarak değerlendirilen ilk temsili bir yana sonraları selefiyyecilik "İslâm dünyasında dinin, yozlaştırıcı düşünce ve tutumlardan ayıklanmasını savunan ve din üzerinde bağımsız (ictihada dayalı) hükümler verme, yorumlar yapma" faaliyetinin de genel adı olmuştur.
Günümüzde mealcilik, Kur'an müslümanlığı, hatta Ondokuzculuk gibi bazı akımlar kendilerini -veya başkaları bunları- selefçiliğe nisbet etmekte, selefiyye hareketinin zamanımıza mahsus temsilleri olarak kabul etmektedirler.
Bize göre bu akımlarda selefiyyenin bazı tutum ve ilkelerine raslâmak mümkün ise de onlara uymayan, onlarla çatışan tarafları galip bulunduğundan bu nisbet (mensup göstermek, devamı ve temsilcisi kabul etmek) isabetli değildir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Makale | Sonraki Makale | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: