HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler | Kelime İndeksi |


Din-Hukuk ilişkisi

Hocam sorumun uzunluğundan dolayı özür dileyerek sorumu soruyorum...Hukuka giriş kitabında şu açıklamaya rastladım: "Hayatta sosyal yaşamı düzenleyen kurallar vardır. 1. Hukuk, din, ahlak, görgü kuralları HUKUK: Maddi yaptırımlı devletin koruması altında sosyal hayatı düzenler. DİN: Manevidir, hiçbir şekilde maddi yaptırım bulunmaz. Örnek: Haksız yere adam öldürsen dahi sadece günahkar oluyorsun (manevi) maddi yaptırım yoktur" diyor. Manevi oluşunu 1 örnekle (fitre-zekat) açıklıyor. Hocam haşa Allah'ın (İslam) dini sosyal hayatı tam düzenlemez anlamına gelen açıklamalar yer alıyor. Bu açıklamalara karşı tutum ne olmalı? Bunu lütfen uzunca anlatabilir misiniz?


Cevap:

Yukarıya aldığınız açıklama çok eksik, âdeta kulaktan dolma diyebileceğimiz bilgilere dayanıyor. Din-hukuk ilişkisinden söz ederken önce hukuktan neyin kastedildiği ortaya konmalıdır. Hukuk insan hayatını düzenleyen, yaptırımlarla korunmuş ve uygulaması teminat altına alınmış bir kurum, bir kurallar bütünü olmakla beraber kaynağı bakımından ilâhî ve beşerî olmak üzere ikiye ayrılır. İlâhî denilen hukuk vahye dayanır, akıl ve akla/deneye dayalı menfaat ancak vahyin sınırları ve irşad içinde devreye girer. Mesela İslam Hukuku (fıkıh) böyle bir hukuktur ve müeyyidesi (yaptırımı) yalnızca manevî değildir; maddî, manevî, dünyaya ve ahirete ait müeyyideler vardır. Haksız yere adam öldürme örneğini ele alalım: Bu cinayeti işleyen bir mümin hem suç işlemiş hem de günaha girmiştir. Kur'an'a göre bu cinayeti işleyen müminin ahiretteki cezası (manevî müeyyide), uzun yıllar kalmak üzere cehenneme girmektir. Dünyadaki cezası (maddi müeyyide) ise kısastır; yani ölüm cezasıdır. Bunu devlet affedemez, ancak maktulün yakınları affedip cezayı ağır tazminata (diyete) çevirebilirler. Bu durumda da devlet, kamu düzenini korumak için kısas dışında, tazir cinsinden ceza verebilir. İlâhî hukukta, beşeri hukuklarda mevcut maddi cezaların çoğu vardır, beşeri hukuklarda ise -ilâhî hukukta mevcut olan- manevî-dînî müeyyide yoktur. "Dînî" kelimesini iki mânada kullanmak mümkündür: 1. Dine dayalı, meşruiyetini dinden alan. 2. Allah ile kul arasındaki ilişki, sevap ve günah, ahirette ceza ve mükâfat ile ilgili olan. Fıkıh (İslam Hukuku) her iki mânasıyla da dînîdir, dinle alâkalıdır.



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler | Kelime İndeksi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: