HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


Reklâm, Kumar ve Öşür
Konya ve Afyondan önemli, güncel sorular var. Bu sayıda bir kısmını, gelecek hafta da tamamını, inşallah cevaplandırmış olacağız:

Konya'dan M. Furkan soruyor:
1. Reklâm alırken yalan, abartı vb. durumların yanlış olduğunu biliyorum. Bunların dışında reklâm aldığım firmanın dîne zarar verir nitelikte olmasından ben sorumlu olur muyum?
2. Ajanslığı aldığım firma reklâmını gayri-İslâmî yayın yapan kurumlara vermemde herhangi bir sorumluluğum var mı? Yani bir bakıma o kurumun o yayınına destek niteliği taşır mı?
Genel hatlarıyla anlatmaya çalıştığım sorum bu şekilde. İlgileneceğinizi umuyor saygılarımı sunuyorum.

Cevap:
1. Kapitalist liberal ekonominin ahlâkı yok, hırsı vardır; iç ve dış piyasa şartlarının oluşmasında büyük sermaye sahipleri ve zenginler kulübü devreye girerler, ticareti ve ekonomiyi ilgilendiren mevzûâta da müdahale eder, diledikleri gibi değiştirir ve çıkartırlar; bütün bunlar olup bittikten sonra, benzetmek gibi olmasın da "âyet gibi" bir kural okurlar: "Ekonomiye müdahale edilemez, o, piyasa şartlarında ve tabîî oluşumunda kendini ayarlayarak yürür gider, hükümetler ekonomiye müdahale ederlerse dengeler bozulur, kriz çıkar (bozarız, kriz çıkarırız demektir). Dokunmazlığı olan ticaretin birçok zararından biri de tüketim çılgınlığı oluşturmak, insanların kazandıklarından fazlasını harcamalarına sebep olmak ve reklâm yaparken en azından abartarak yalan söylemek, insanları bir anlamda büyüleyerek/aldatarak malı satmaktır. Eğer ticaretin dîni ve ahlâkı da olsaydı israfı körüklemezdi, sun'î (yapay, gerçek olmayan) ihtiyaç yaratmazdı, sattığı mal ile alâkası olmayan (kadın vb.) objeler kullanmazdı; reklâmlarında, satışa arzettiği malı yalnızca tanıtırdı, özelliklerini ve işlevlerini açıklardı, benzeri mallardan farkını -varsa üstünlüğünü- ortaya koyardı.
Dünyada ve ülkemizde "tüketiciyi korumak" diye bir kavram ve bu kavram çerçevesinde yapılmış mevzûât, oluşturulmuş kurumlar var; bence bu kurumun aldatıcı reklâmları da engellemesi gerekir.
Bir firma reklâmcılık çerçevesine giren bir iş yapıyorsa, İslâm'a göre câiz olmayan bir unsurun girdiği reklâmın herhangi bir halkasında bulunmaması gerekir. Müslümanlar, ya sivil toplum kuruluşu veya profesyonel meslek sahibi olarak, meşrû olmayan ve tüketiciye zarar veren reklâmcılıkla mücadele etmeliler; olabiliyorsa bu yoldan para kazanmalılar, olmuyorsa -parayı başka yerden bulup- bu hizmeti vermeliler.
2. İslâm'a aykırı yayın yapan bir kuruma ve kuruluşa reklâm vermek sözkonusu olduğunda şu soruların cevabı aranmalıdır:
a) Bu kuruluşa reklâm verilmediği takdirde yayınına devam edebilir mi?
b) Bu yayın kuruluşu, satım ve tanıtımı yapılmak istenen şeyi hedef kitleye ulaştırma bakımından ikâme edilemez (yerine başkası konamaz) nitelikte midir?
c) Satımı ve tanıtımı yapılan şeyden müslümanların elde edecekleri fayda ile, malûm yayın kuruluşuna reklâm vermeden hâsıl olan zarar karşılaştırıldığında hangisi daha büyük ve daha önemlidir?
Müslümanlar reklâm vermese bile yayın kuruluşu işine devam edebilecekse, onun yerine başkasını koymak mümkün değilse (aynı faydayı ve etkiyi sağlamıyorsa) ve müslümanların elde ettikleri fayda, gördükleri zarardan daha önemli ise bu takdirde kuruluşa reklâm verilebilir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: