HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


Başörtüsü Yasağı ve Çözüm Yolu

1. İslâm'da Örtünme (tesettür):
Müslümanların takvimine göre Medine'ye hicretten bu yana on dört asrı geride bıraktık. Bu uzun zaman dilimi içinde müslümanlar Kur'ân'ı okudular, Sünnet ve Sîret'in (Hz. Peygamberin (s.a.v.) açıklamaları ve uygulamalarının) da yardımıyla onu anladılar, hayatlarına uyguladılar; bir hidâyet, bir rehber olarak gönderilen Kur'ân bu vazifesini yerine getirdi. Hicretten sonra uzunca bir süre (yedi sekiz yıl) içinde parça parça indirilen Nûr sûresinde iki âyet örtünme ve iffeti koruma vazifesi ile ilgili idi, bu sûre iner inmez İslâm kadınları başörtülerini, boyun ve gerdanlarını da örtecek şekilde bağladılar, ondört asır hiçbir âlim örtünme emrini farklı anlamadı; yüz, eller ve ayaklar dışında bütün vücûdun, uygun giysilerle örtülmesinin farz olduğu hükmünde ittifak edildi (icmâ meydana geldi). Son birkaç asırda oryantalizm, sömürgecilik ve kültür istilâsı bazı müslümanların kafalarını karıştırdı, kendi değerlerinin evrensellik veya geçerliğinden şüphe etmeye başladılar, bunları başka düşünce ve kültürlerin değerleriyle değiştirmenin zorunlu olduğuna inandılar, bunu yapabilmek için yine dîne dayanmak gerektiğinden usûle uygun olmayan, zorlamalara ve saptırmalara dayanan ictihadlara (!) kalkıştılar. Bu yeni, zorlama ve uyarlama (kitabına uyudurma) amacına yönelik ictihadların, son yirmi otuz yıl içinde yöneldiği hedeflerden biri de örtünme oldu. Yeni yorumcular ondört asırlık uygulamayı, Kur'ân âyetlerini, hadîsleri, fıkıh âlimlerinin icmâını bir yana bırakarak önce "madem ki uygar dünya örtünmüyor güzel ve doğru olan budur, biz de böyle yapmalıyız" fikrine geldiler, sonra bu fikri zorla uygulamaya koyanların işini kolaylaştırmak için, mûteber olmayan okuma ve yorumlama yollarına saptılar.
Türkiye altmışlı yılların sonlarına doğru başörtüsünü üniversitelerde (önce Ankara İlâhiyât'ta) yasakladı, sonra bütün fakülteler yasak kapsamına alındı derken sıra İlâhiyât Fakültelerine ve İmam Hatip okullarına geldi. Buralarda okuyan ve dinî uygulamalar bakımından daha hassas olan kızlarımız, yasağa karşı direnmeye başlayınca bir yandan cezâ uyguladılar, öğrenim haklarını ellerinden aldılar, "ya kırk katır ya kırk satır" dediler, insanları en tabîî iki hak ve taleplerinden birini diğeri için fedâ etmek (ya örtünmeyi, ya okumayı ve çalışmayı seçmek) durumunda bıraktılar, bir yandan da örtünmeyi dinî bir gereklilik olmaktan çıkarmak için ilâhiyatçılardan yetkisiz, bilgisiz, duyarsız, uyumlu olan bazı kimseleri devreye soktular. Şimdi onlar her gün yeni bir şey bulduklarını zannederek (veya iddia ederek) yirmi otuz yıl önce söylenmiş ve cevaplandırılmış "argümanlarını" tekrarlıyorlar.
Sekiz on yıl önce, bana, Ezher Üniversitesine ve Diyanete, "bir dergi adına Dr. Fahri demir tarafından" sorulmuş sorular ile bunlara tarafımdan verilmiş cevaplar, İslâm'da Kadın ve Aile isimli kitabımda yayınlanmıştır. Okuyanlar göreceklerdir ki, bugün söylenenler yeni değildir ve insaflı olanlar için iknâ edici açıklamalar yapılmış, cevaplar da verilmiştir.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: