HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |


Ramazan (19)
Zekât ve Fitre (2)
Bir müslümanın zekât vermekle yükümlü olabilmesi için ne kadar mala, servete (nisap) sahip olması gerekir? Dünkü yazıda bunu, günümüzde anlaşılır, uygulanabilir ve amaca uygun bir formüle sokabilmek için iki yol ve ölçüden söz etmiştik: 1. Hadîslerde ve fıkıh kitaplarında, belli mallar (deve, koyun, sığır, altın, gümüş...) için verilen miktarları (nisapları) teker teker kuruşlandırmak, yani bugünkü para ile karşılıklarını tesbit etmek, sonra bunların ortalamasını almak ve "günümüzde nisap budur" demek. Bu durumda dînin hedeflediği zenginlik sınırını yaklaşık olarak tesbit etmek mümkündür. Çağdaş âlimlerden Kardâvî "altını esas alalım" diyor, buna göre nisap 500 milyon civarında olur. Gümüşü alalım diyenlere göre 60 milyon olur. Kırk koyunu 30 milyonla çarpsanız 1.2 milyar eder. Hem 55 milyon sahibini hem de milyar sahibini eşit derecede zengin saymak âdil değildir, İslâm bunu hedeflemiş olamaz. 2. Bu nisaplar, tesbit edildiği zamanda birbirine eşit ve normal bir ailenin bir yıllık geçiminin karşılığı olduğu için, buradan hareket ederek günümüzde ailenin yıllık asgarî geçim indeksini esas almak ve temel ihtiyaçları karşılayan malvarlığı dışında bu kadar zekâtlık mala sahip olanların "nisaba mâlik olduklarını" söylemek. Her iki çözüme göre de "gümüşü esas alarak 50-60 milyonu olanın zengin olduğunu, zekât alamayacağını, aksine zekât vermesi gerektiğini" söylemek yanlıştır. İkinci formüle göre, asgarî aylık geçim indeksinin iki yüz milyon olduğunu varsayarak kaba bir hesap yapacak olursak yıllık geçim tutarı 2.4 milyar eder. Birinci hesap şeklinin de bu rakama yakın bir sonuç vereceğini sanıyorum. Her iki şekilde de dinî metinlerin belirlediği zenginlik ölçüsünü (nisabı) değiştirmek sözkonusu değildir; yapılan şey nisabın, günümüz ölçülerine göre tesbit ve ifade edilmesidir. Geçen yazıda söylediğimiz gibi bu hesaplar ve ölçüler, yoksulun ihtiyacının böylece karşılanır olması durumunda geçerlidir. İhtiyaç devam ediyorsa yükümlülük ölçüleri de değişir.
Zekât konusunda iki husus sıkça sorulmaktadır: 1. Kadınların örf ve âdete göre normal ölçülerde edinip kullandıkları altın ve gümüş zînetlerden, takılardan zekât verilecek midir? Hanefîler dışındaki üç mezhebin de dahil bulunduğu çoğunluğun ictihadına göre zînet, kadının temel (aslî) ihtiyaçlarından sayılır ve zekâta tâbî değildir; yani bunlardan zekât ödenmez. Ben de bu ictihada katılıyorum. 2. Bir temel ihtiyacı karşılamak (meselâ ev almak, ameliyat olmak, ihtiyaç halinde araba, okumak için kitap, işinde kullanmak içini makina, âlet vb. almak) için biriktirilen para birçok Hanefî fıkıhçıya göre zekâta tâbî değildir; ben de bu görüşü tercih ediyorum.


 


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Bu Kitapta: Önceki Başlık | Sonraki Başlık | İçindekiler |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: