HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Dert çözen finansman

Katılım bankaları bir yandan güçlü rakipleri karşısında ayakta kalma diğer yandan zarurete dayalı uygulamaları azaltarak amacına uygun hale gelme mücadelesi veriyor.

Çoğu Müslüman olan halkımız nasıl seçmeli olan (Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz’in hayatı ve İslam bilgisi) derslerini seçmede gaflet ve gevşeklik gösteriyorlarsa faizsizlik esasına göre çalışan katılım bankalarına teveccüh ve destekte de aynı şeyi yapıyorlar.

Kişinin meşru menfaatini ve helal parasını korumak istemesi onun hakkıdır, bu sebeple ihtiyacını en düşük maliyetle karşılamak istemesi de tabiidir. Bir yanda yurt dışından ucuz kredi temin ederek nispeten düşük faizle kredi veren faizci bankalar var, bir yanda da bir zaruret bulunmadıkça böyle bir krediyi alamayan, öz sermaye ve kâr bekleyen katılım hesaplarıyla çalışmak durumunda olan katılım bankaları var. Her şeye rağmen bu bankaların daha az kazanmayı göze alarak müşteriyi, faizci bankalara kaptırmamak için gayret göstermelerini tavsiye ediyoruz.

Oturacak bir eve, işinde veya zorunlu ulaşımında kullanacağı bir arabaya… sahip olmak isteyen dar gelirli şahıs, katılım bankasında maliyetin daha pahalı olduğunu görürse nefsiyle mücadele etmek mecburiyetinde kalır.

Öte yandan biz yıllardır katılım bankalarının ekonomiyi ve ticareti ortaklık yoluyla finanse etmelerini ısrarla tavsiye ediyoruz. Peşin alıp vadeli satmak da bir yol olmakla beraber İslam bankacılığının müspet sonuçları bu yoldan değil, ortaklıkla finansman yolundan gerçekleşecektir.

Bu genel değerlendirme ve durum tespitinden sonra özel bir konuya “dert çözen finansmana” gelmek istiyorum.

Alım satım yoluyla karşılanması mümkün olmayan harcamalar oluyor, insanlar bu tür harcamalara muhtaç olduklarında faizci bankalara gidip faizle ihtiyaç kredisi alma durumunda kalıyorlar. Katılım bankaları bu ihtiyacı karşılayabilmek için bir formül bulmaya çalıştı ve sonunda teverruk çözümü ortaya çıktı.

Bu çözümü halkımız zaten şu şekilde uyguluyorlardı: İhtiyaç duyduğu mesela yedi yüz lirayı acilen elde edebilmek için mesela bin liraya vadeli bir beyaz eşya alıyor, bunu mesela yedi yüz liraya satıyordu.

Teverruk uygulaması da buna oldukça yakın bir uygulamadır. Yurt dışında bu işlem için kurulmuş şirketler var, katılım bankası aracı oluyor, bu şirketlerden mesela vadeli bakır satın alınıyor, belli bir oranda ucuz olarak peşin satılıyor, bakırı peşin satın alan da ilk satıcıya satıyor. Sonuçta peşin paraya ihtiyacı olan kişi, vadeli mal alıp peşin satmak suretiyle ihtiyacını karşılamış oluyor. Bu işlemi ihtiyaç sahibinin kendi imkanlarıyla yapması zordur, almakta, alıcı bulup satmakta zorluklar vardır, bu yüzden mevcut şirketlerle bu işlem yapılıyor.

Teverrukun caiz olup olmadığı alimler arasında tartışılmıştır. Kısaltılmış adı AAOİFİ olan ve bünyesinde tanınmış alimleri bulunduran İslâmî kuruluş bu işlemin caiz olduğuna fetva vermiştir.

Mesele Kanuni zamanında bile bahse konu olmuştur. Ebussuud muâmele adını verdiği bu işlemi, “mal, ucuza peşin alan tarafından ilk satana satılsa bile meşru görmüştür (Akgündüz neşri, s.379).

Ödünç bin lirayı binyüz lira karşılığında almak için yapılan bir muamele şeklini de ele alan Ebussuud, bu meseleyi, ödünç verenin mesela ceketini ödünç alana yüz liraya satması, satın alanın üçüncü şahsa ceketi hediye etmesi, üçüncü şahsın da ödünç verene (ceketin ilk sahibine) hediye (hibe) etmesi şeklinde çözüyor. Bu çözümden sonraki kısmı aynen veriyorum:

Mesele: “Suret-i mezkurede olan muamele hiledir bundan hasıl olan ribh (kâr) haramdır” diyen kimesneye ne lazım gelir?

El-Cevab: Kâfir olur, i’tikad etti ise.

Mesele: Bazı hiyel-i şer’iyyelere Zeyd, “Hiledir, Tanrı’yı alet etmektir” dese ne lazım gelür?

El-Cevab: Ta’zîr-i beliğ (etkili ceza) ve tecdîd-i iman lazım olur. (s. 385).

Ben, bu konuda farklı fetva verenler kâfir olur demiyorum. Ayrıca keşke cemiyetimiz böyle ihtiyaçları karz-ı hasen yoluyla karşılasa da bunlara hacet kalmasa da diyorum. Ancak “Bu işlem İslam hukukunda caiz değildir” demenin de hatalı olduğunu ifade etmek durumundayım.

26.04.2019



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: