HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


İnsafsız muhalefete karşı insaflı yabancılar (2)

Bu sene iki milyon dolar değerinde olan prestijli Genesis Ödülü’ne layık görülen Natalie Portman’ın, haziran ayında İsrail’e gelerek ödülü alması bekleniyordu. Yazılı bir açıklama yayınlayan Natalie Portman, “Kendi adıma konuşmama izin verin. Törene katılmamaya karar verdim. Çünkü törende bir konuşma yapacak olan Benjamin Netanyahu’yu destekliyormuş gibi görülmek istemedim. BDS hareketinin bir parçası değilim ve bu hareketi desteklemiyorum. Dünyadaki pek çok İsrailli ve Yahudi gibi İsrail yönetimini, tüm bir milleti boykot etmeyi istemeden, eleştirebilirim” dedi.

Filistinli siyasetçi Mervan Barguti, Portman’ın kararına ilişkin The New York Times’a mektup yollamış ve “İsrail’in kültürel etkinlik ve ödüllerine, İsrailli Amerikalı bir süperstar tarafından verilen bu ret cevabı, Hollywood’daki bazı liberal çevrelerde dahi, İsrail’in marka olarak ne kadar zehirli hale geldiğine son zamanlardaki en güçlü işarettir” demiştir.

Siyonist yöneticilerin bu asil davranışa sert tepkilerinden bahsetmeyi gereksiz buluyorum.

Geçtiğimiz nisan ayının sonunda Hollanda’nın Trouw adlı gazetesine konuşan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker:

“Avrupa küresel sahnede güç kaybediyor. Dünyanın patronu olduğumuzu düşünüyoruz ama aslında kâinatın küçük ve zayıf bir parçası olduğumuzu unutuyoruz”.

“Kültürel olarak varız ama baskın değiliz. Bu nedenle herkesi daha mütevazı olmaya ve dünyanın geri kalanını dinlemeye davet ediyorum”

“AB bir Hristiyan birliği değildir”.

Juncker, Hristiyanlığın Avrupa’nın gelişimine büyük katkı sağladığını ancak AB’yi Hristiyan bir birlik olarak tanımlamanın gerçeği yansıtmayacağını aktararak “Topraklarımızda Müslümanlar da yaşıyor. Kurallarımıza uydukları müddetçe onların da topraklarımızda yeri olmaya devam edecek” diye konuştu.

Eski Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, “Türkiye’yi AB’ye yakınlaştıralım diye Almanya olarak biz rapor ettik. Ben o yıllarda Başbakan olan Erdoğan’ı her aradığımda ‘Türkiye olarak demokratikleşme alanında daha neler yapabiliriz’ diye sorardı. Ben de çeşitli önerilerde bulunurdum. Erdoğan, benim önerdiğim tüm demokratikleşme çabalarımı yerine getirdi” dedi.

TV programında Verheugen’ın sözlerine karşı çıkan ilk isim Can Dündar oldu. Dündar’ın söylediklerine aldırmayan Verheugen, “Soruyorum değişen nedir? Türkiye mi değişti? Bizde mi bir şey var? Şimdi Erdoğan için diktatör diyoruz. Çok yanlış ve hatalıyız ve bir an önce bu hatadan dönmeliyiz” dedi.

Türkiye-AB ilişkilerine dair Avrupa televizyonlarında düzenlenen açık oturumların yeniden en çok aranan ismi olan AB’nin genişlemeden sorumlu eski komiseri Günter Verheugen, Hürriyet’ten Celal Özcan’a konuştu. AB ile Türkiye arasındaki gerilimi çok tehlikeli bir kriz olarak niteledi ve bunun ilişkilerin tamamen kopmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Alman eski bürokrat, Türkiye ile AB’nin karşılıklı hakaret ve şüpheleri sona erdirmesi gerektiğinin altını çizdi ve “Avrupa Birliği içinde hiçbir ülke faşistler tarafından yönetilmemektedir. Türkiye de bir diktatörlük değildir” diye konuştu... Bir yanda Avrupa’nın Türkiye’ye verdiği, ama yerine getirmediği sözler zinciri var. Müzakereler yürümüyor. AB’nin Almanya gibi önemli ülkeleri ve Brüksel’deki AB kurumlarının bir kısmı Türkiye’yi yıllardır bir Avrupa ülkesi olarak tanımıyor ve hiçbir sorumluluk üstlenmeden üyelik vaadini geri almak için popülist yollar arıyor. ”

Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerilimi bir makalesinde değerlendiren Amerikalı tarihçi Adam McConnel “Sonu gelen Amerikan imparatorluğu Türkiye’ye ikiyüzlü davranıyor” dedi.

Bu yazıyı kaçıranların internetten bulup okumalarını tavsiye ederim.

Taziye

Hemşehrimiz, AK Parti Çorum adayı Sayın Erol Kavuncu’nun damadı Said Uslu Şırnak’ta şehit düştü. Aileye başsağlığı diliyor, kalbimiz acısa da bu şerefin ve ibadetin herkese nasip olmadığını hatırlatıyorum.

10.06.2018



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: