HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Darbe teşebbüsünü hangi halk engelledi? [31.07.2016]

Allah Teâlâ hep doğruyu söyleyen kitabında müminlere şu emri veriyor:

“Allah'ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah'ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir.” (Enfâl 60)

Caydırıcı güç edinme emri evrensel bir gerçeği dile getirmektedir. Buradaki “Savaş atları” ve bazı sahih hadislerde (Müslim, “İmâre”, 167) teşvik edilmiş bulunan okçuluk ve atıcılık ise tarihî şartlar içinde yapılmış bir tavsiyedir, bir örnektir. Bunun günümüze yansıyan anlamı ise “en uygun, maksadı gerçekleştirmede en etkili olan silahlar ile diğer araç gereçler, askerî eğitim, strateji gibi savunma ve zafer için gerekli olan her türlü askerî ve sivil güç, imkan ve hazırlıklar” demektir.

Günümüzde dünya bir köye döndüğü için iç, dış düşman ve bunlarla mücadele kavram ve araçlarının da değişmesi gerekiyor. Bugün içimizde ve sözde bizden olan düşmanların dış bağlantıları, dışımızda olan düşmanların da iç bağlantıları var. Dış dediğimiz düşman neredeyse istediği kimsenin yatak odasını bile görüyor ve denetliyor.

Bu durumda düşmanı caydıracak gücün çok boyutlu, içte ve dışta, her türlü stratejik araçlarla ve topyekün olması gerekiyor.

15 Temmuz kalkışmasında görünen düşmanın kim olduğu anlaşıldı (yoldan çıkış belli olduktan sonra hala lidere bağlılığı devam eden Gülen Cemaati), âyette işaret edilen “onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah'ın bildikleri” düşmanların kimler olduğu da olay karşısındaki durum, tutum ve söylemleriyle bir bir ortaya çıkıyor. Böylece dünyanın zalim oyuncularının oyuncağı olmadıkça sıfır problemin de mümkün olmadığı açıkça anlaşılmış oluyor.

Bu kalkışmayı, darbe teşebbüsünü engelleyen fedâkâr güvenlik güçleri ile sivillerin birer kahraman olduklarında şüphe yok; ancak “en etkili olanları hangileridir ve bunu kim nasıl hazırladı?” sorusu da önem kazanıyor.

Dindarlık, ideolojik angajman, grupçuluk, iç ve dış odaklara ait çıkarlar göz önüne alındığında din, vatan, demokrasi, insan hakları... gibi değerleri korumak üzere canını ortaya koyacak bir millet bütününden söz etmek mümkün değildir. Toplumun içinde heyecanla ve dualarla darbenin başarılı olmasını isteyenler de var, köşesine çekilip seyredenler, hatta bunu da yapmayıp uyuyanlar da var, bekle gör kuralına uyarak hareketin seyrine göre tavır belirleyenler de var, Cumhurbaşkanımız'ın bir emri ile sokağa dökülüp dünyaya parmak ısırtan kahramanlar da var.

Takdirle karşıladığım ve etkisini kabul ettiğim disiplinli, devletine, milletine ve demokrasiye sadık askerler vazifelerini yaptılar. Medya da önemli ve etkili şeyler yaptı. Ancak bana göre bu belanın def'inde en büyük pay sokağa dökülen ve göğsünü kurşunlara, bedenini tanklara siper eden halka aittir.

Hangi halk?

Recep Tayyip Erdoğan'ı ailesinin bir ferdi ve büyüğü bilen ve böyle seven, her türlü vesayete karşı kişilik, onur ve hakkını korumayı ibadet bilen, bu yolda ölmeyi şehadet, kalmayı gazilik telakki eden halk kesimi. Bunların içinde birinci saike iştirak etmeyen, ama diğer saiklerde ortak olan sayıları daha az bir kesim de vardır.

Peki Allah'ın “hazırlayın” emrine uyarak kim bu halkı hazırladı?

Bu milleti değiştirmek ve özünden uzaklaştırmak için alınan bütün tedbirlere rağmen yüzyıllar boyunca genlerine işlemiş bulunan öz değerleri kısmen koruyan ve 1950 demokrasi devriminden bu yana öz değerleri konusunda daha bilinçli ve korumada daha gayretli olan, okullarda, kurslarda, ev sohbetlerinde, STK faaliyetlerinde, yayında ve sanatta bu gayreti sürdürenler yaptı bu hazırlığı ve Allah onlardan razı olsun!

Diyeceksiniz ki, darbe teşebbüsünü yapanlar da bunu benzeri kurumlarda, kuruluşlarda ve faaliyetlerde hazırladılar?

Doğru, ama Allah Teâl⠓namaz kılanların bir kısmına bile bunu şartına uygun yapmadıkları için yazıklar olsun” diyor. Mescid vardır melekler ile melek insanların yuvasıdır, mescid vardır şer odaklarının yuvası, fesat kumkumasının otağıdır (Dırar mescidi). Şu halde suç mekanda ve kurumda değil, onu dolduran, niyeti ve fiili kötü olanlardadır.

31.07.2016



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: