HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Farklılık ve kutuplaşma (2)

İlmî araştırmalardan anlaşıldığı üzere farklılık ve ayrılma normaldir, tabîîdir, kutuplaşma değildir, zararlı olan kutuplaşmadır.

Kutuplaşmanın başta gelen amilleri, grup liderlerinin maksadı, maksada uygun kutuplaştırıcı söylemleri ve tabilerinin kendi akıllarını onlara kiraya vermeleridir.

Komünist ve faşist ideolojiler ve uygulamalarında tek tip insan istenir, farklılığa tahammül edilmez, farklı olanlar (sisteme ve lidere bey'at etmeyenler) düşman ilan edilir ve varlıklarına son verilir.

Demokrasilerde siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik... çoğulculuk esastır. Ancak çoğulculuğun olmazsa olmaz şartı değerindeki tahammül bazı toplumlarda eksiktir; işte bu eksiklik de kutuplaşmanın etkili amilleri arasındadır.

Bazı siyasetçiler, yazarlar ve sözde san'atçılar farklı siyasi, sosyal, kültürel, dînî gruplara tahammül edemedikleri gibi onları düşman ilan ediyorlar, 'hain', 'satılmış', 'alçak', 'halk düşmanı'... diyorlar. Bunlar kesmeyince de alenen sokak ağzı ile küfrediyorlar. Bu ağzı ve kalbi bozuk adamları idol, örnek, rehber edinen tabanlar akıllarını bunlara kiraya verdiklerinden, bu ilâhî imkan ve nimeti (akıllarını) kullanmadan körü körüne tabi oluyor ve böylece kutuplaşıyorlar.

İlim ne diyordu?

"Toplumda kutuplaşma durumu, karşıt taraflardaki bireyler arasında müzakere ortamının gerilemesi" hem sebeptir hem de sonuçtur.

Ülkemizde, ortak ve uzlaşmaya dayalı çözüm arayışlarında siyasi partilere bakınca şunu apaçık görüyoruz: Ortak çözüm için adım atmak şöyle dursun, müzakereye bile yaklaşmıyor, komisyonlara üye vermiyor, "ya bizim teklif ve şartlarımızı diğerleri de kabul eder veya (etmezlerse) biz onların yüzlerine bile bakmayız" tavrı içine giriyorlar.

Kutuplaşma olmasın diye -veya bunu bahane ve istismar ederek- farklılığa itiraz edilemez. Allah insanları ortak olanlar yanında farklı niteliklerle yaratmıştır. Bireylerdeki yaratılış ve sonradan kazanılmış farklılıklar gruplaşmalara ve ayrılmalara sebep olur. Buraya kadar her şey normaldir. Gruplar kendi düşünce ve değerlerini başkalarına dayattıkları, farklılığa tahammülü kaybettikleri, farklı olanları düşman görmeye ve göstermeye başladıkları zaman tehlike çanları çalar ve çatışmacı kutuplaşma hali ortaya çıkar.

Bir başka tehlike, bir grubun devleti ele geçirerek ve devlet gücünü kullanarak farklı olanlara zulmetme teşebbüsüdür. Meşru devlet, şiddet kullanmayan, kamu düzenini bozmayan, güvenliği sarsmayan ve ülkeye hıyanet etmeyen bütün gruplara hak ve özgürlük tanıyan devlettir. Meşru devlet aynı zamanda, önceki cümlede saydığım suçlara yönelen fertleri ve grupları hukuk içinde kalarak engelleyen devlettir. Devleti yöneten hükümetler bunu yapıyor diye onları suçlamak ve kutuplaştırmakla itham etmek haksızlıktır, tuzaktır, suret-i haktan görünerek hakkı çiğnemektir.

Uluorta kutuplaştırmadan söz edenler, kendilerini unutup başkalarını suçlayanlar önce kendilerine bakmalı ve farklı olanlara ne kadar tahammül edebildiğini, onlara karşı kullandığı söylemin hangi sonuçları doğurabileceğini düşünmelidirler.

13.11.2015



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: