HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Şâkilesi benzer olmayanlar anlayamazlar

Faziletli Başbakanımız gece gündüz demeden, adeta sağlığına kastederek ülkeyi dolaşıyor, halkı ile kaynaşıyor, yalana dolana, hayale yer vermeksizin AK Parti iktidarının yaptıklarını ve yapacaklarını anlatıyor, bu meyanda eğer halkımız yeterli imkan ve iktidar verirse yeni bir anayasa yapacaklarını, başkanlık sisteminin de düşünülebileceğini, hatta mevcut şartlarda tercih edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Bir muhalefet konuşmacısı bunu diline dolamış ikide bir şunu söylüyor: “Bu Başbakan ne dediğini bilmiyor, bindiği dalı kesiyor, başkanlık olursa başbakanlık olmaz, şu halde kendisinin olmayacağı bir sistemi savunarak çelişkiye düşüyor…”
Bu değerlendirme üzerinde düşününce karşımıza temel dertlerimizden, eksiklerimizden biri çıkıyor: Bizi millet ve ümmet yapan değerlerimiz erozyona uğramış, okumuş yazmışlarımızın pek çoğu bize yabancı değerleri benimsemiş ve yabancılaşmışlar. Farklı söylemler ve uygulamalar da bu temel değişimden kaynaklanıyor.

Öyle ya, saiki Allah rızası olmayan, ahirete inanmayan, hayatı bu dünyadakinden ibaret bilen, bu sebeple sınırlı dünya hayatında sınırsız haz ve menfaat peşinde koşan, menfaat kendine yönelik değilse onu ancak istismar için dile getiren ve “başkası cehennem” diyen… ahlaki değerleri bu çerçevede oluşmuş bulunan kimselerin, “ülke ve millet menfaatine kendi menfaatini ve makamını feda edenlerini” anlamaları mümkün değildir.

Oldukça yakından tanıdığım sevgili başbakanımızı, çok sevdiği kitaplarını ve öğrencilerini bırakarak siyaset alanına zorlayan tek saik “millet menfaati, Hakk rızası”dır. O, makamın mahkûmu değil, hâkimidir ve onu davası için kullanandır. Ülkenin ve milletin menfaati başkanlık sistemine geçmeyi gerektiriyorsa onu savunmakta ve gerçekleştirmek için çaba göstermekte bir an tereddüt etmez ve kaybedeceği makam onun önünde gölge kadar bile engel teşkil etmez.

Bir âyet (İsra: 17/84) şöyle diyor: “De ki, herkes şâkilesine göre davranır ve Rabbiniz kimin en doğru yolu seçtiğini çok iyi bilmektedir”.

Meallerde bu “şâkile” kelimesi “yapı, mizac, karakter” gibi kelimelerle tercüme edilmektedir. Ehl-i Sünnet'in büyük imamı Ebu Mansûr Mâtürîdî ise tefsirinde bu kelimeyi “din ve yol” olarak tefsir etmiştir.

Bu tefsire göre insanlar ya dinli veya dinsiz olurlar. Dinli olanlar da ya hak dine veya hak ve gerçek olmayan (Allah tarafından vahyedilmemiş veya beşer eliyle değiştirilmiş) bir dine tabi olurlar. İşte bu aidiyetler insanların kendilerine bir hayat yolu çizmelerinde, dünya hayatında takip edecekleri yol ve yöntemi belirlemelerinde birinci derecede amil olur.

Milletin dinine, değerlerine, yoluna ve yöntemine yabancılaşmış kimseler anlamasalar da biz “şâkiledaşlarımızı” çok şükür anlıyoruz; millet de anlayacak ve kararını buna göre verecektir.

15.05.2015



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: