HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Karışık duygular içinde bir bayram

Müslümanların bayramları her şeye rağmen sevincin, neşenin, kurtuluş müjdesinin bayramlarıdır; çünkü Allah Teâlâ bu günlerde kullarına müstesna lütuflarda bulunmakta, rahmet kapılarını sonuna kadar açmakta, af ve mağfiretini, temizleyen ve hayat veren yağmurlar gibi yağdırmaktadır. Buna sevinmemek, bundan dolayı mutlu olmamak mümkün değildir.

Belki öteden beri, ama ateş düştüğü zaman düştüğü yeri yaktığı için bugün, kendi zamanımızda ve kendi dünyamızda mazlum ve mağdur insanları ve bunların içinde İslam ümmetinin hal-i perişanını düşününce de üzülmemek, ağlamamak, yanmamak mümkün olmuyor. Bayramdır diye sevinirken birden bu durum hatıra geliyor, bayram neşesini gölgeliyor. Tabii yalnızca üzülmek ve ağlamak yetmez, kavli ve ameli dua da gerekir. Kavli (söyleyerek) dua malumdur. Amelî dua ise bu perişan halden kurtulmak, adaleti ve huzuru dünyaya hakim kılmak için herkesin elinden ne geliyorsa onu yapmasıdır.

Ben bu bayramda bir başka güzel duyguyu da yaşamaktayım ve içimden "bu bayram aynı zamanda mağdurların kurtuluş bayramı" demek geliyor.

Hayalimde iki manzara canlanıyor: Birincisi laikçilerin egemen olduğu, ikna odalarının harıl harıl çalıştığı zulüm günlerinden birinde bir tıp fakültesinde, başı örtülü bir kızımızın, asistanlar tarafından ağzı kapatılarak bastırılan feryadı ve yaka paça dışarı atılışı. İkincisi son yıllarda ve günlerde başörtüsü yasağı zulmünün kaldırılmasıyla hemen her yerde örtülü ve örtüsüz insanlarımızın yanyana oturmaları, çalışmaları, insanca, dostça ilişki içinde olmaları. Bu ikinci manzaraya ülkemizde iki tepki var: Birincisi "hak yerini buldu, böyle olması gerekirdi, insanların nasıl giyineceklerine, nasıl örtüneceklerine laik devlet karar veremez; bakın serbestlik geldikten sonra bu yüzden ne kaos oldu, ne dışlama, ne ayrımcılık, ne kutuplaşma ne de kavga" diyenlerin tepkisi (tavrı). İkincisi "laiklik (dini) elden gidiyor, şeriat geliyor, yaşam tarzımıza müdahale ediliyor, mahalle baskısı var, bunun sonu kaos" diyenlerin tepkisi.

Ne yazık ki, böylesine bir temel (insan hakkına dair) meselede bile ülkemiz insanı ikiye bölünmüş durumda. Ama serbestlikten yana olanlar açıklara tahammül ediyorlar, sözde demokratlar ise kapalılara tahammül edemiyorlar; bütün problem de işte bu "tahammülsüzlükten" kökleniyor ve besleniyor.

Biz bu "hakkın sahibine verilmesi" bayramında da bir kat daha seviniyor, bunu da Allah'ın bir lütfu bilerek O'na şükranlarımızı arzediyoruz.

Bizim işimiz tahammülsüzlüğe aynısı ile karşılık vermemektir. İşimiz, karşımızda olanlarla da Allah rızası için insanca ilişki kurmak, şefkatle tebessüm etmek, bayramlarını tebrik etmek, hal ve hatırlarını sormak olmalıdır.

Bağnaz laikçilerle bu gibi hak ve hürriyetleri demokrasi adına veya din adına tartışmanın fayda vermediği tecrübe ile sabit olmuştur. Bu sebeple tartışmayı bırakalım, biz kendi hayat tarzımızı muhafaza edelim, başkaları da kendi hayat tarzlarını korusunlar. Laf salatası değil, iyilik, güzellik, eser, güzel ahlak, özgecilik, merhamet, hayırseverlik... yarışsın. Göreceksiniz sonunda kazanan erdemlerin ve eserlerin sahipleri olacaktır ki, bu da herkesin kazanması demektir.

Her manasıyla bayramınız hayırlara vesile olsun!

5.10.2014



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: