HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


İslamî sigortacılık (3)

İslâmî sigortacılığın kooperatifler vasıtasıyla "mütüel-tekâfül" şeklinde yapılabilmesine ülkemizde mevcut mevzûâtın müsait bulunduğunu bundan önceki yazıda ifade etmiştik.

Şirket, vakıf ve bağımsız sandık (fon) kurarak İslâmî sigortacılık yapabilmek için mevzûatta değişiklik yapılması gerektiğini de kaydettik. Yürürlükte olan mevzûât, bir yandan sigorta şirketlerinin sigorta işleminden başka bir faaliyette bulunmasına izin vermiyor, diğer yandan "karşılıklı teberru ve dayanışma" esasına dayalı sigortanın ancak kooperatifler tarafından yapılabileceğini söylüyor. Halbuki İslâmî sigortanın vakıflar ve şirketler tarafından da yapılabilmesi için bu sınırlamaların kaldırılması gerekiyor; çünkü aşağıda kısaca örneklerini vereceğimiz İslâmî sigorta şekillerinde "fonda toplanan para" ile ticaret ve yatırım yapılabilmesine, bu paranın atıl kalmamasına, fona katılan sigortalıların malik oldukları bu paranın hem nemasını hem de ayrılmak isterlerse bakıyye paralarını alabilme haklarının tanınmasına ihtiyaç vardır.

Vakıf şekli:

Bu maksatla kurulmuş bir vakıf bir sigorta fonu tesisi eder. Sigortalı olmak isteyenler bu fona, yönetmelikte açıklanan kurallara göre teberruda bulunurlar. Bu teberrular vakfın mülkiyetine geçer, ama "vakıf malı" olmaz. Bu sebeple hem bir şirket aracılığı ile nemalandırılabilir, hem de buradan hasarlar ödenir, hatta kalan para sigortaya katılanlara tevzi de edilebilir.

Şirket şekli:

Daha yaygın olan şirket şeklindeki İslâmî sigortacılıkta şirketin iki işlevi vardır: 1. Sigorta fonunda toplanan parayı, mudarabe ortaklığı yoluyla meşru ticaret, yatırım ve üretimde nemalandırır. Bu ortaklığın özelliği, işletmenin bir tarafa, sermayenin diğer tarafa ait olmasıdır. İşletmeden kâr oluşursa şirket, mudârib ortak olarak bundan payını alır. 2. Şirket ya belli bir ücret karşılığında veya parasız/meccâni olarak sigorta fonunu yönetir. Hesapları tutar, taksitleri toplar, hasarları öder, şirket kâr etmiş ise karara göre kârı sigortalıların hesabına geçirir veya dağıtır, sigortadan ayrılmak isteyenlere hesaptaki bakıyelerini öder...

İslâmî sigortada fon, hasarları karşılayamazsa şirketin tamamlama borcu yoktur; çünkü sigorta fonunun sahibi, karşılıklı olarak hasarı ödeme teahhüdünde bulunan şirket değil, sigortalılardır. Bu sebeple ya ödünç para alınıp gelecek yıllarda ödenir veya sigortalılardan ek ödeme talep edilir.

Sigorta şirketlerinin bir üst sigorta ile "üst sigorta akdi:reasürans sözleşmesi" yapmaları da caizdir. Reasürans şirketlerinin de islâmî kurallara göre çalışıyor olması gerekir. Eğer böyle bir reasürans şirketi bulunmazsa bir yandan Müslümanlar bunu gerçekleştirmeye çalışmalı, bir yandan da ihtiyaca binaen mevcut şirketlerle çalışmalı, ama bu reasürans şirketleri meşru/helal olmayan bir kaynaktan ödeme yaparlarsa bunu yoksullara dağıtmalıdır.

İster kooperatif, ister şirket ve fon yoluyla uygulanacak İslâmî sigortacılık gerçekleşirse hem meşru, hem de maddî ve manevi yönlerden daha avantajlı olduğu için büyük ilgi görecek ve ülkeye bereket getirecektir.

09.05.2014



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: