HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Ne fetva ne hakaret

« Yalan söyleyen, iftira ve hakaret eden kimseye İslami kaynaklarda fâsık denir, fâsık ahlaksızdır, ahlaksız da şerefsizdir. Bu kişinin şahitliği kabul edilmez, sözüne inanılmaz, kamu görevinde istihdam edilmez, devletin uygun gördüğü şekilde cezalandırılır. »

Bu ifade için bilmeden konuşup yazan birisi şu değerlendirmeleri yapmış: Küfür ve ölüm fetvası.

Allah aşkına, yukarıdaki ifadenin hakaret manasında küfür ve birinin ölümüne fetva ile ne alakası var!

Bana yöneltilen "Yalana fetva veriyor musun" sorusuna yukarıdaki cevabı yazmıştım; bu cevap bir fetva değil, İslâmî-ahlâkî bir hükmün, bir kuralın açıklamasıdır.

İslam'ı bilenler bu hükmü tartışmazlar; çünkü üzerinde icma (ittifak) vardır.

Hakaret ve ölüm fetvasına gelelim:

Ben bir şahsa "fasık, ahlaksız, şerefsiz" deseydim bu "küfür" olurdu. Bir şahıs, bir isim sözkonusu olmadan "şunu diyen, şöyle yapan böyle olur" demek ne hakarettir, ne de küfürdür; dediğim gibi, ittifaklı bir İslamî kuralın açıklanmasıdır.

Bunu bir kimse üzerine alırsa "yaptığı ve söylediği" bu çerçeveye uyduğu için üzerine almış olur ki, bu onun meselesidir.

"Yalan söyleyeni, iftira edeni, insanların itibarları ile oynayanı devlet uygun şekilde cezalandırır" sözünden, "Benim ölümüme fetva vermiş" sonucunu çıkaran, meşhur "ördek Hasan" misalinin güncel temsilcisi olur. Herhalde duymuşsunuzdur: Adam kendisine "ördek" denmesine öfkelenirmiş, arkadaşı "Bugün hava bulutlu" deyince "Sen bana ördek dedin" diye kükremiş, arkadaşı "Nasıl olur?" deyince de şu mantık(!) zincirini kurmuş: "Hava bulutlanınca yağmur yağar, yağmurdan göl olur, gölde ördekler yüzer, san bana ördek dedin!.."

Bir kere ben devletin uygun ceza vermesinden söz ediyorum. Devletin ceza vermesi fetva ile değil "kazâ", yani yargılama sonucu verilen hüküm ile olur. İslam hukukunda "yalan söyleyene, hakaret ve iftira edene ölüm cezası" yoktur; tazir cinsinden hafif cezalar olabilir. Telaşa kapılıp sapla samanı birbirine karıştırmanın ne âlemi var!

Bazı devlet adamları için "Bunlar da yalan söylüyorlar, o halde…" diye bir karşılaştırma da yapılmış.

Yalan ile hilaf-ı hakikati birbirine karıştırmamak gerekir. Yalan "bilerek gerçek dışı konuşmak"tır. "Hilaf-ı hakikat" ise yalan olabileceği gibi, doğru sanılarak gerçek dışı ifade manasına da gelir.

Devlet, millet adamı, kim olursa olsun, yalan söylerse İslam'a göre bunun karşılığını açıkladım, "doğru sanarak gerçeğe aykırı söz söylemiş olursa" ona düşen, gerçeği öğrendiği zaman onu açıklamaktır.

07.02.2014


(Site Editörünün Notu: Bu makalenin grafik versiyonu da bulunmaktadır, buradaki resime tıklayarak indirebilirsiniz:)



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: