HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Başörtüsü ve laik demokrasi

Laikliği bir ideoloji haline getirmiş ve din hürriyetini engellemeye vasıta kılmış olanlar yıllardan beri şu ezberi tekrarlıyorlar:

"Laiklik olmadan demokrasi olmaz, laiklik insan hak ve özgürlüklerinin teminatıdır, laik bir ülkede kamu hizmeti verenler her vatandaşa eşit davranmak mecburiyetindedir, bu mecburiyet ise hizmet verenin dinî veya ideolojik aidiyetini gösteren bir sembol, bir belirti kullanmamasını zorunlu kılar, başörtüsü ve Müslümanca sakal İslam'a aidiyet simgeleridir, bu sebeple kamu hizmeti verenler sakal bırakamazlar, bayanlar başlarını Müslümanca örtemezler..."

Çok yakında eski bir CHP milletvekili bayan bu düşünceyi tekrar ettiği için eskilere ilaveten veya zorunlu tekrar olarak bir daha tahlil ve tenkit ihtiyacı duydum.

Bu davanın sahipleri daha önce hizmet alanlarında dini sembol (mesela başörtüsü) kullanmalarına karşı çıkıyor, bu yüzden mesela öğrencilere başörtüsünü yasaklıyorlardı. Şimdi normalleşmeye doğru bir adım atmış olmalılar ki, yalnızca kamu hizmeti verenlere yasaklıyorlar.

Demokrasi son tahlilde halkın kendini idare etmesi ise halkın içinden sayısı az veya çok bir grubun insan hak ve özgürlüklerinden istifade etmesine rağmen diğerlerinin edememesi bu sisteme aykırı olmalıdır. Eğer farklı inanç, dünya görüşü ve hayat tarzları bulunan vatandaşlar bir ülkenin vatandaşları ise tamamının eşit olarak hak ve yükümlülükleri olmalıdır.

Laiklik toplumu dinden arındırmayı hedeflemiyorsa -ki, katı laiklik uygulamaları dışında böyle bir hedef yoktur- her vatandaşa, başkalarının haklarına zarar vermedikçe inancına göre yaşama hakkı ve imkanı vermelidir.

Şimdi soru şudur:

İnancı gereği başını örten bir devlet görevlisi, sırf örtündüğü için başkalarının haklarına zarar vermekte midir?

Buna evet diyenlerin dayandıkları illiyet bağı gerçekçi ve gerçeğe uygun değildir.

"İnancı farklı olan bir vatandaş, başını örten bir bayan hakimin kendisine karşı adil davranacağı konusunda şüpheye düşer, emin olamaz" diyorlar.

Halbuki asıl dini ve ideolojik kimliğini gizleyenler bu bakımdan risklidir, güven vermezler. Eğer mesela hakimin inancı ve ideolojisi belli oluyorsa onunla işi olanlar bu bakımdan dikkatli olur, oyuna gelmez, aldatılamaz, daha bir titizlikle hükmü ve icraatı takip ederler.

Ayrıca dürüstlük, adalet, hakkaniyet, vazifeye sadakat her şeyden önce bir inanç ve ahlak meselesidir; başkaları için genel bir hüküm veremem, ama Müslümanların kitabı "düşmana karşı dahi adil olmayı" emrediyor (Mâide: 8/5). Müslüman, karşısındaki şahsın inancı ve hayat tarzı ne olursa olsun ona adil davranmaya mecburdur; böyle bir kuralı ve hassasiyeti olmayanlar ise aidiyetlerini gizlerlerse daha tehlikeli olurlar.

31.10.2013



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: