HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Sebep Cendere mi?

"Şimdi o yeni siyaset (iktidar) toplumu yeniden cendereye alan bir yolda ilerliyor" cümlesini, tespitini, düşüncesini tartışacağım.

Eğer Akparti iktidarı, önce özgürlük alanlarını genişletmiş, demokratikleşme yönünde önemli adımlar atmış ise şimdi niçin bundan vazgeçsin de toplumu cendereye sokma yoluna girsin!

Görüş sahiplerinin önce bu soruya ikna edici bir cevap vermeleri gerekiyor.

Sonra bu "cendere"nin içini doldurmaları gerekiyor.

"İktidar neler yapmış da toplumu cendereye sokmuş"; bu sorunun detaylı açıklanması gerekiyor.

Ortalıkta dönüp dolaşan örneklere bakıldığında "Gezi Parkı düzenlemesinin halka sorulmaması, alkollü içkilerle ilgili düzenleme, bir kesimin edebe aykırı gördüğü davranışların kamuya açık alanlarda yapılmaması ile ilgili tavsiye ve tepki, eğitimde dindarlaşmaya temayül, İmam Hatiplerin önlerinin açılması, başkanlık sistemi, bazı etnik ve dini grupların taleplerinin gerçekleştirilmemesi…" konuları öne çıkıyor.

Bütün bunlar ve benzerleri de bir noktada toplanıyor: Çoğulculuk yerine çoğunluk sistemi.

Bu iki sistemi karşı karşıya getirmenin, çelişik görmenin yerine şöyle bir telif mümkün değil mi: Ülke yönetiminde çoğunluk, sosyal hayatta çoğulculuk.

Yasama, yürütme ve denetimde çoğulculuk mümkün değildir. Olabilecek şey, bütün kesimlerin görüşlerini ve taleplerini dinlemek, sonunda iktidar (yönetici) olarak bir şeye karar vermek ve uygulamaktır; o şeye katılmayanlar daima olacağı için yönetim çoğunluğa göre gerçekleşecektir; bunun başka yolu yoktur.

Sosyal hayatta çoğulculuktan maksadım demokratik toplumlarda bütün inanç, görüş, ideoloji sahiplerinin, bütün farklı hayat tarzlarının eşit haklara ve özgürlüklere sahip olmasıdır. Ancak dünyanın bütün demokratik toplumlarında kamu düzeni, genel ahlak ve âdâb, genel sağlık, kamu düzeni, başkalarının hak ve özgürlükleri gibi kriterlerin, hak ve özgürlükleri kısıtladığı ve kısıtlaması gerektiği malumdur.

Ayrıca Osmanlı bakıyesi ve büyük çoğunluğu müslüman olan bir milletin vazgeçilmez değerlerinin, çoğunluğa göre "zedelendiği kanaati" hasıl olduğunda "sosyal hayatta çoğulculuk" uzun soluklu bir problem teşkil eder ve çözümü de zaman alır.

Şimdi çoğulculuğun renklerine/taraflarına, gruplarına bir vazife, devlete de bir vazife düşüyor.

Farklı kesimler kamuya açık alanlarda hayat ve eylemlerini yürütebilmeleri için yukarıda sayılan kısıtlayıcı ilkelere riayet edecekler, ayrıca tahammüllü olacaklardır. Bu da amaca uygun bir eğitimle gerçekleşebilecektir.

Devlet de bu kısıtlayıcı ilkeleri mümkün olduğu kadar daraltarak, özgürlük tarafına ağırlık vererek uygulamaya gayret edecektir.

Türkiye'de son günlerde olup bitenleri yalnızca özgürlük alanlarının daralmasına, çoğulculuğun zayıflamasına bağlamak ve delile, belgeye, bilgiye dayanan manipülasyonları "komplo teorisi" diyerek bir kalemde silmek tehlikeli ve zararlı bir gaflettir!

14.06.2013



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: