HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


İslamcı "muhalif entelektüel" midir?

"İslamcı entelektüeller" ve "genetiğinde muhalif ve sivil bir duruş barındıran İslamcılık" ifadeleri hem kavram hem de tarihimizdeki temsili bakımından bize uymuyor.

Bizim medeniyetimizde ve kültürümüzde "âlim, ârif, hakîm ve Osmanlı'nın son döneminde münevver" vardır. Bunların hiçbiri "muhalif ve sivil" bir duruş ile tanımlanamazlar. İslam siyaset düzeninde parti ve demokrasilerdekine benzer muhalefet yoktur. Ulemâ, urefa ve hükemâmızın ortak referansı Kur'an ve Sünnet, ortak kâmil örneği Hz. Peygamber (s.a.)dir. Âlimler halkın olduğu kadar yöneticilerin de yanında, yakınında olurlar; ama onların uydusu olarak değil, eğiticisi, öğreticisi ve hakka yönlendiricisi olarak yanlarında bulunurlar. Yöneticiler şeriata uydukları sürece (ulema dahil) havas olsun avam olsun hiçbir kimse bunlara (ülü'l-emre) muhalefet edemez; herkes onlara itaat etmekle yükümlüdürler.

Hz. Ebu Bekir halife seçilince ilk konuşmasında "Ben Allah'a ve Rasulüne itaat ettiğim sürece siz de bana itaat edeceksiniz, ben yoldan çıkarsam o zaman bana itaat yoktur" demişti. Hz. Ömer de halife olunca bu mealde bir konuşma yapmış, cemaatten biri kılıcını göstererek "yoldan çıkarsan seni bununla yola getiririz" demiş, halife de ona teşekkür ve Allah'a hamdetmişti.

İslam alimi, hakîmi, münevveri "dine karşı veya din karşısında hür ve bağımsız" değildir; Allah'ın kulu ve kölesidir, ama nefsi dahil olmak üzere Allah'ın yarattıklarından hiçbir kimsenin kulu ve kölesi olmaz. Vahye mazhar ve Allah tarafından bize örnek olan Peygamberimiz (s.a.) hariç ve müstesna başka hiçbir kimsenin ictihadı, yorumu ve tefsiri, belli bir konuda bilgisi ve ehliyeti olan kimseyi bağlamaz. Onları dinler, üzerinde düşünür ama kendi ictihad ve yorumuna uyar. Bu ferdi hayat için böyledir. İctimai hayatta ise herkes ülü'l-emrin çıkardığı kanunlara (tercihe, mezhebe, emre) uymak durumundadır. Herhangi bir kanun veya kararı tenkit etme ve farklı bir teklifte bulunma hakkı vardır, ama itaat etmeme hakkı yoktur.

Usulüne göre yapılmış ictihadlar, yorumlar ve yetkilisi tarafından alınmış kararlara fikir ve ilim yönünden muhalif olmak caizdir, ama bu muhalefet kardeşlik, yardımlaşma, destek, sevgi hal ve davranışlarına zarar verecek şekilde olamaz.

İslamcı, İslam münevveri, İslam alimi yaşadığı zaman ve zeminde, olabildiğince müslümanca bir hayat yaşanması uğrunda fikir ve emek harcar. Din ve medeniyet olarak İslam'ı bir başkası ile değiştirmek isteyenlere muhaliftir, onlarla asla işbirliği yapamaz, yalnızca onları hakka (İslam'a) davet eder. İslam içinde kalmak isteyenlerin de içinde bulundukları şartlar gereği farklı tutum, ictihad ve yöntemleri olabilir. Bu farklılık makul ve meşru gerekçelere dayandığı sürece bunlardan birini tercih eden islamcı, diğerlerini tercih edenlerle yine kardeşlik ve dayanışma içinde olur.

Daha özel ve açık bir örnek vereyim:

Merhum Erbakan'ın kısmen ve zaman zaman açıklanan hedefi İslam idi, islamcılar bu hedefte ona muhalif olamazlardı, ama yöntem konusunda bazıları muhalif olabilirler, başka yöntem gruplarının yanında olabilirlerdi.

O ocaktan yetişen başkaları için de aynı tutum meşrudur; bu mana ve mahiyette yanlarında olmak da olmamak da islamcılığa aykırı değildir.

16.05.2013



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: