HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Ümmet içinde farklılık ve çözüm

İslâmî inanca ve anlayışa göre bütün insanlar, "Son Peygamber'in kendilerine gönderildiği muhatap kitle" olarak "Muhammed ümmeti"dir. Bu ümmetin bir kısmı onun davetini kabul ederek Müslüman olmuşlar, bir kısmı ise henüz Müslüman olmamışlardır. Müslüman olmayanlardan ayrı devlet sahibi olanlarla -onlar saldırmadıkça, zulmetmedikçe ve tehlike teşkil etmedikçe- barış içinde ilişki kurulur.

İslam devletinin vatandaşları olan gayri müslimlerle ilgili hükümleri bundan önceki yazıda özetledik.

Müslüman olan ümmetin tek bir devlet veya bir şekilde siyasi birlik kurmaları ideal olanıdır.

Sömürgecilerin, ümmet düşmanlarının çalışmaları ve Müslümanların ise cehalet, gaflet ve hiyanetleri yüzünden ayrı (ulus) devletler kuran Müslüman toplulukların aralarındaki ilişkinin kardeşçe olması Kur'an-ı Kerîm'in gösterdiği hedeftir. Nimetler adaletle paylaşılmalı, acılar, problemler, felaketler, zulümler, saldırılar… yardımlaşarak karşılanmalı ve hafifletilmelidir. Irk, mezheb, menfaat gibi amiller, İslam kardeşliğinin önüne geçmemeli, farklılıklar (mesela bir ırk, bir mezheb) diğerlerine dayatılmamalı, ortak olan kelimede (tevhidde, din kardeşliğinde) birlik titizlikle korunmalıdır.

Bir İslam ülkesinde ise mezheb, ırk, bölge, parti farklılıkları, Müslümanlar arasındaki kardeşlik ilişkisini bozmamalı, bunlar İslam bağının önüne ve üstüne geçmemelidir.

Geçmişte ve günümüzde bu teorik İslam düzeni işledi mi, problemleri çözebildi mi, evet veya hayır ise nasıl ve niçin?

Bu kitaplık soruya burada birkaç satır içinde cevap vermeye çalışacağım:

Yukarıda anlatmaya çalıştığım "İslâmî düzen" bundan ibaret ise insani problemleri bundan daha iyi çözecek bir düzen olamazdı. Ama ne yazıktır ki, daha Râşid Halifeler'in üçüncüsü olan Hz. Osman devrinden beri İslam ümmeti uzun süreler içinde huzur ve mutluluk yüzü göremedi.

Niçin?

Çünkü çeşitli zamanlarda ve coğrafyalarda ırk, mezhep, saltanat ve iktidar hırsı, maddi menfaat… din bağının ve İslam ahlakının önüne/üstüne geçti, geçirildi. Ve ne yazıktır ki, bu güzelim din daima istismar edildi; saydığım din dışı amiller, din kullanılarak meşrulaştırıldı.

Bugün de İslam dünyasında kimi zaman alimler, kimi zaman siyasiler ve başkaları toplantılar yapıyorlar, güzel ve doğru sözler de söyleniyor, hatta kararlar alınıyor, ama uygulama yok veya eksik.

Niçin?

Çünkü iman, şuur, heyecan, bilgi ve eğitim olarak hayatımızda İslam eksik!

(Demokrasilerde çözüm gelecek yazıda.)

02.05.2013



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: