HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Çözüme katkı

Adını 'Kürt Meselesi' koydukları mesele her ne ise çözümünden önce doğru teşhis edilmesi gerekiyor. Bir başka gereklilik de meselenin (problemin, davanın, anlaşmazlığın...) taraflarının belirlenmesidir. Her iki gerekliliğin de yerine getirildiğini ve aşıldığını benim söylemem mümkün değildir.

Meselenin ne olduğu açık ve eksiksiz olarak ortaya konmadıkça (teşhis yapılmadıkça) çözüm konuşmaları havada kalır. Bana görünen manzaraya göre tarafların ve tarafların içindeki grupların meselenin mahiyeti ve kapsamı hakkındaki görüşleri farklı ve kısmen kapalıdır.

Taraflar konusunda da belirsizlikler ve karışıklıklar vardır. Birileri çıkıp 'Kürt meselesi, Kürtlerin talebi' dediğinde bu sözün gerçekte (sosyal vakıada) karşılığını bulmak oldukça güçtür. Bunun yerine 'şöyle düşünen, şöyle inanan, şu görüşte olan... Kürtler, Türkler, Araplar...' denirse bunun gerçekte karşılığı bulunabilir.

Kürt meselesini 'ana dilde eğitim ve yerinden yönetim' gibi bir iki meseleye indirgemek, meselenin bütününü ortaya koymadan bazı parçaları üzerinde soru sormak ve alınan cevaplara göre bir hükme varmak da doğru değildir.

Ortaya koymaya çalıştığım müzakere başlıkları gösteriyor ki, birkaç kişinin, meselenin taraflarından bazılarının, meselenin tamamını değil de bir kısmını ortaya sürerek medyada çözüm araması istenen sonucu vermeyeceği gibi çözümü çıkmaza da sokabilir veya zorlaştırabilir. Bu sebeple eğer 'âkıl adamlar'ın çözüme katkıları isteniyorsa bunlarla teker teker medyada tartışmaya veya müzakereye girişmek yerine onları bir araya getirip aralarında müzakereyi başlatmalarını sağlamak uygundur.

Ben İslam ümmetinin hangi şekilde ve ne kadar mümkün ise o kadar bir ve bütün olmasını, bölünmemesi gerektiğini savunuyorum. Bu konuda yazdığım yazılardan birinde 'sedd-i zerî'a: sakıncalı olan yolu tıkama, engelleme' kuralını açıklamak üzere bir örnek vermiştim. Bu örneği saptırmanın gereği yoktur; anlayanlar anlamıştır ki, bu örnekten maksadım, talepleri değerlendirirken etraflı düşünmek, kuvvetle muhtemel sonucu da göz önüne almaktır. Bir kimse bana 'sağlıklı bir kimsenin şeker yemesi caiz midir' diye sorsa 'caizdir' derim, 'obez veya şeker hastasının tatlı yemesi caiz midir' diye sorsa 'caiz değildir' demem gerekir. İslam iman ve ahlakının hakim olduğu bir toplumda merkezi yönetimin gevşetilmesi ve mahalli yönetime kayılması talebi ile 'ümmeti bölmenin bir adımı olarak' yerinden yönetim talebinin hükmü aynı olmaz.

Ben İslam ümmetinin değerli bir unsuru olan Kürt kardeşlerimin 'ümmeti bölme' peşinde olduklarını ne iddia ederim ne de buna inanırım. Hangi ırktan/kavimden olursa olsun ümmet içinde bazı hastalıklı parçalarda bu bölünme temayülü olabilir ve ümmet bütününün bu temayüle karşı tedbir alması gerekir. Benim söylediğim bundan ibarettir.

Böylelerinin şu veya bu şekilde cezalandırılması düşüncesi bana değil, bir başka alime aittir ve ictihadlara katılmasak da saygılı olmamız gerekir.

17 Haziran 2012 Pazar



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: