HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


İsyan ve İslamcılık

İslam'ın doğru anlaşılmasını, Müslümanların hayatında tam olarak yaşamasını, tebliğ yoluyla bütün insanlığa sunulmasını/yayılmasını, dine ve Müslümanlara yönelen her türlü tehlikenin ümmetin birliği -bu olmazsa- işbirliği sayesinde defedilmesini dava edinmek manasında "İslamcılık", İslam ve Müslümanlar var olduğu sürece var olacak, asla iflas etmeyecek, sonu gelmeyecek, devri dolmayacaktır.

Yukarıda tanımlamaya çalıştığım çerçevede İslamcılığı gerçekleştirmek için takip edilmesi gereken yol ve yöntem daima tartışılmış, düşünce, gruplaşma ve hareket olarak farklılıklar daha ziyade bu konuda ortaya çıkmıştır.

İslam'ın yalnızca iman, ibadet ve ahlaktan ibaret olduğu; siyasi, içtimai, hukuki, iktisadi... alanların dinin dışında kaldığı ve bu alanları insanların diledikleri gibi düzenleyip uygulama imkanına sahip bulundukları şeklindeki görüşün ve yaklaşımın Ehl-i Sünnet geleneğinde yeri yoktur. Parça çözümlerin ve bunlara temel teşkil eden ayetlerin ve hadislerin bağlayıcı olmadığı, sosyal ve ahlaki amaçlara göre -naslara aykırı da olsa- çözümlerin üretilebileceği görüşü de bir kısım modernist Müslümanlara aittir ve yine Ehl-i Sünnet geçmişinde meşruiyet temeli yoktur.

İslam'ın ferde ve topluluğa ait bütün alanlarla ilgili bulunduğu anlayış ve inancı orta yol İslam'nın temel ilkesidir. Ancak siyasi ve içtimai alanlardaki bozulma ve sapmaları düzeltmenin hükmü ve şartları üzerinde -bu teşebbüsün doğuracağı sonuçlar sebebiyle- farklı ictihadlar ortaya çıkmıştır.

İslam'dan çıkan ve ona aykırı bir siyasi rejimi benimeyen siyasi kadroya (sultana, imama...) karşı isyanın dince gerekli olduğunda Ehl-i Sünnet ittifak etmiştir.

İslam'dan çıkmamak şartıyla fiilen dine aykırı bir yol izleyen, halka zulmeden, açıkça günaha giren yönetime karşı isyan konusuna gelince, "sabretmek, nasihat ve dua etmek gerekir, isyan edilemez" diyen bir azınlık dışında hemen bütün Ehl-i Sünnet alim ve müctehidleri, "isyanın faydası, zararından büyük olmamak şartıyla bu durumda da yönetime isyan ederek değiştirmek dinen gereklidir" demişlerdir.

Benim takip edip görebildiğim kadarıyla bütün İslami hareketler (İslamcılık çeşitleri) İslam'ın şümulü ve değişimin zorunluluğu konusundaki inançlarını muhafaza ediyorlar. Geriye içinde bulundukları şartlar dahilinde değişim için izlenecek en uygun yolun ne olduğu konusu kalıyor. İşte bu konuda farklı yaklaşımlar var.

Geçici ittifakları, uyum ve uygulamaları da bu çerçevede görmek ve değerlendirmek en doğrusudur.

"İslamcılık bitti, iflas etti, sonu geldi" diyenler bir yandan kendilerine göre bir İslamcılık tanımından hareket ediyorlar, diğer yandan da olanı değil, olmasını istediklerini dile getiriyorlar.

31 Mart 2011 Perşembe



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: