HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Başörtüsü ve Anayasa

Anayasanın, bundan önce değiştirilen iki maddesi başörtüsü yasağını da ortadan kaldırıyordu; CHP acilen anayasa mahkemesine başvurarak bu iki maddeyi iptal ettirdi. Son değişikliklere karşı çıktı. Baştan beri başörtüsü konusunun çözüm için gündeme gelmesini istemedi, çözüm teşebbüslerini şiddet ve hiddetle engellemeye çalıştı. Şimdi çıkmış "Ben başörtüsü konusunu çözeceğim ve yeni bir anayasa için hiç beklemeyelim, hemen harekete geçelim" diyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

Oyuna gelmeyelim, bir akrep deliğinden elimizi ikinci kez sokturmak akıl kârı değildir. Eğer anayasanın bütünü değişmeden yine bir başörtüsü yasağını kaldırma düzenlemesi yapılırsa iş -daha önce birkaç kere olduğu gibi- biraz daha çıkmaza girer. Belki de bu isteniyor!

Başörtüsü yasağını getiren kararların gerekçelerine bakıldığında konu dönüp dolaşıp halihazırdaki laiklik anlayış ve uygulamasına geliyor. Buna göre laik ülke din özgürlüğünü genişletmek için bir düzenleme yapar, bir karar alırsa laikliğe aykırı oluyor. Bu laikçi anlayışa göre "din özgürlüğü, belli bir dini yaşayanlara değil, ona muhalefet eden azınlığa öncelik veriyor ve öncelikle onların hakkını koruyor". Bu laikçilere göre kamusal alanda baş örtmek (ferdi olarak bile dini uygulamak) devletin düzenini dine dayandırmak oluyor. İşte bu anlayış ve buna dayanak olan mevcut anayasa maddeleri ortadan kalkmadıkça başörtüsü konusu çözümlenemez.

Ana muhalefet partisinin, devlette hizmet verene başörtüsünü yasaklamak, hizmet alana serbest bırakmak" şeklindeki çözümü, "başın önünü biraz açarak ve örtünün uçlarını çene altından bağlayarak problemi çözmek" gibi bir yandan cehalete dayanırken, öte yandan -muhtemelen- Müslümanlarla alay etme mahiyetinde olan teklifleri ciddiye alınamaz.

Beyler dinde pazarlık olmaz, dini Müslümanlar koymadı ki, onlarla pazarlık ediyorsunuz! Eğer din özgürlüğünü tanımada samimi iseniz dindara sorarsınız, o nasıl inanıyor ve nasıl tatmin oluyorsa ona izin ve imkan verirsiniz; işte çözüm öyle olur.

Anayasa değişikliğini aceleye getirme çağrısında da bir tuzak olabilir. Mesela seçimden sonra güçlü bir irade ile yapılacak işi, vaktinden önce ele alıp çürütme, çıkmaza sokma niyeti bulunabilir. Bu konuda da oyuna gelmeyelim. Herkes yapacağı hazırlığı yapsın, diyeceğini desin, ama anayasanın mecliste ele alınması mutlaka seçimlerden sonraya bırakılsın.

Mevcut anayasa kaşıkla veriyor, sapıyla göz çıkarıyor, verdiğini geri alıyor. Hak ve özgürlükleri yorum yoluyla kısıtlamaya imkan veren tuzak maddelerden temizlenmiş, kamil manada demokratik bir anayasaya ihtiyaç var. Ya böyle bir anayasa yapılsın veya -bu şimdilik olamayacaksa- anayasa konusu gündemden çıkarılsın, başka memleket meselelerine bakılsın.

30.09.2010



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: