HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Milletin bayramı

İslami kaynaklarda din, millet ve şeriat kelimeleri farklı bakış açılarından, farklı yönleri göz önüne alınarak aynı şey, yani din manasında kullanılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de, etnik ve kültürel aidiyete dayalı insan toplulukları için başta "kavim" kelimesi olmak üzere farklı kelimeler kullanılır ve sıra "dinin birleştirdiği farklı topluluklara" gelince bunlar ve bunları bağlayan manevi yapı için "millet" kelimesine yer verilir.

Yusuf suresinde (12/37) kavim ve millet kelimeleri yan yana gelmiş ve ifade şöyle olmuştur: "Ben Allah'a inanmayan ve ahreti inkar eden bir kavmin milletinden ayrılıp geldim..."

En'âm suresinde (6/159-163) millet kelimesinin manası daha açık olarak ortaya çıkmaktadır:

"Dinlerini bölüp kendileri de buna göre parçalanan/gruplaşan kimselerle senin hiçbir alâkan yoktur... Sen şöyle de: Rabbim beni elbette doğru yola iletti; doğru ve sağlam dine, İbrahim'e gelen tevhîd milletine (kavuşturdu), o asla Allah'a şirk koşanlardan değildir. Benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun ortağı yoktur, bana da bu dine bağlanmak emredildi ve ben içinizden ilk Müslümanım."

İslam milleti (İslam dininine bağlı çeşitli kökenlerden gelen insan toplulukları, camiası) farklı din anlayışı, ırk, bölge, kültür, toprak, siyasi idare gibi sebep ve amillere dayalı olarak parçalanıp bölündüler. Her şeyleri Allah için (O'nun buyruklarına ve rızasına uygun) olması gereken Müslümanlar mesela ırklarını veya siyasi yönetimlerini ön plana çıkararak (Allah'ın olmaktan çıkararak) "millet"ten ayrılmanın ilk adımlarını attılar. Bunun arkasından milleti tamamen parçalayan, hatta bazen birbirine düşman eden diğer adımlar geldi.

Parçalanmış ümmetin birliğini hatırlatan ve ulusa aidiyetten önce bir millete aidiyetin altını çizen vesileler var; selam, ezan, Kur'an, mübarek günler ve geceler, sünnet, şiarlar bunlar arasındadır ve bugün bunların en güçlülerinden biri olan "milletin iki bayramından birini" idrak etmiş bulunuyoruz. TC vatandaşlarının ulus olarak da bayramları (şenlikleri) var, ama millet (İslam ümmeti) bunları tanımaz, bunlara katılmaz; sıra millet bayramına gelince İslam dünyası tek bir camia gibi bu günü bayram bilir, bayram olarak yaşarlar.

Bu şuur güçlenmeli ve etkisi bayram günlerini aşarak hayatımızın bir parçası olmalıdır. İşte o zaman gerçek manada bir İslam dünyası oluşur. Bu dünyanın insanları birbirini din kardeşi, diğer din mensuplarını da, aynı Rabbin yarattığı insan kardeşi olarak görürler. "Millet" ahlakına sahip oldukları takdirde dünyada en güzel ahlakı temsil ederler, dünyada adaletin ve barışın teminatı olurlar. Onlar insanlara farklı dinden, ırktan, renkten ... oldukları için değil, yalnızca haksızlığa saptıklarında, zalim olduklarında düşman olur ve zalimlere karşı mazlumların yanında yer alırlar.

Tasvir etmeye çalıştığım manada millet ne güzel, bu milletin bayramı ne kadar anlamlı!

Millet şuurunun güçlenmesi dualarımla İslam Dünyası'nın Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum.

09.09.2010



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: