HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Oylar çöpe mi gidiyor?

Demokrasi iyinin iyisi midir yoksa kötünün iyisi midir? Bu soruya benim cevabım "Demokrasi kötünün iyisidir" şeklinde olacaktır; çünkü demokrasiye zıt olan diğer beşeri-siyasi sitemler kötü olduğu gibi demokrasi de kusurdan hali değildir; kusursuz bir demokrasi tasavvuru belki mümkündür, ama uygulaması mümkün değildir.

İnsanoğlu uzun tecrübelerden sonra kendi bulduğu ve uyguladığı siyasi sistemlerin en iyisi olarak demokrasiyi bulmuş ve çeşitli şekilleriyle uygulamıştır.

En basit, "ilkel" ve topluluğun temsiline en yakın demokrasi, küçük kantonlarda, halkın meydanda toplanarak tartışma sonunda karar alması şeklinde uygulanmış demokrasidir ve bunda bile bütün fertler aynı görüşte olmadığı takdirde ya karar alınamaz veya alınan karar muhaliflerin talebine/iradesine uymadığı için halkın bir kısmı temsil edilmemiş olur.

Eğer mecliste bütün görüşlerin temsil edilmesinden maksat, "dedikleri olmasa bile meclise girsinler, konuşsunlar, oy kullansınlar" demekse bunun faydası olmaz, zararı olur. Faydası olmaz; çünkü azınlıkta olanların dedikleri olmaz. Düşünceyi ifade etme imkanı ise meclis dışında da vardır. Zararı olur; çünkü müzakereler uzar, parçalanma çok olursa -uzlaşma hayal olduğu için- bir türlü karar alınamaz, kanunlar çıkarılamaz, ülke ve halk zarara uğrar. Koalisyon dönemlerinde neler olduğunu hepimiz biliyoruz.

Şuraya gelmek istiyorum:

"Çoğunluğun oyunu alan veya en çok milletvekili çıkaran bir partinin iktidarı milli iradeyi temsil etmez, mesela yüzde kırk yedi alarak iktidara gelse bile yüzde elli üç muhaliftir, onlar da ya mecliste olmadıkları veya dedikleri olmadığı için oyları çöpe gidiyor" diyorlar.

Bu doğru olsa bile demokrasinin kusurudur ve çaresi de yoktur.

Ya çoğunluğun iradesi, "yasama ve yürütme" bakımından milli irade olarak kabul edilecektir yahut da "milli iradeyi temsil edemeyen" demokrasiden vazgeçilecektir.

İkincisine kimse razı olmadığına göre birincisi âdeta eşyanın tabiatı gibidir.

İrade beyanı bakımından sivil toplum kuruluşları, medya, parlamento gibi araçlarla millet iradesinin bütün renkleri ve çeşitleri ortaya konur. İradenin "yasama ve yürütme" olarak gerçekleşmesi ise hiçbir zaman bütün halkın iradesinin ortak bir kararda buluşması ile gerçekleşemez.

Şu halde "insan hakları çiğnenmemek kaydıyla" çoğunluğun dediği olacak, bu manada azınlık da -çöpe atılan- oylarını çoğaltmanın yollarını arayacaktır.

Başörtüsü örneğinden giderek çoğunluk iktidarının -demokrasinin özü olan- insan haklarını koruma ile ilişkisini şu üç ihtimalde değerlendirebiliriz:

1. "Her bayan başını örtmeye mecburdur" diye bir karar alınırsa;

2. Her bayan başını açmaya mecburdur diye bir karar alınırsa; bu kararları alan çoğunluk iktidarı insan haklarını çiğnemiş olur ki, bu durum bir kısım oyların çöpe atılmasından çok daha önemlidir.

3. Çoğunluk, "isteyen bayan başını açar, isteyen örter" diye bir karar alırsa hem çoğunluğun dediği olmuş, hem de kimsenin hakkı çiğnenmemiş olur.

09.05.2010



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: