HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Kimliğimizin manevi unsurları

Ebedî Risâlet ilân ediyordu ki: a) Bütün insanlar Bir Allah'ın kullarıdır. b) Bütün insanlar aynı kökten, aynı aslî maddeden (özellikli bir topraktan) yaratılmış, bir ana-babadan türemişlerdir. Hiçbir şahsın, grubun, rengin, ırkın, soyun diğerinden üstünlüğü ve imtiyazı yoktur. Üstünlük her bir ferdin kendi çabasıyle irâdesini ilâhî irâdeye paralel kılması, hayatını O'nun rızâsı içinde yaşaması ile elde edilecektir.

c) İnsanın yaratılış amacı Allah'a kulluk ve itâattir. Kulluk ve itâat bölünmez bir bütündür. İnsan din-dünya, zâhir-bâtın, ferdî-ictimaî, siyasî, hukûkî... hayatını -bölünmez bir bütün hâlinde- Allah'a kulluk şuuru içinde, O'nun irâde ve rızâsını gözeterek yaşamadıkça kulluk vazifesini yerine getiremez, şirkten kurtulamaz ve ehl-i tevhîd olamaz. Garaudy'nin deyişi ile "Peygamberlerin, gerçek ve bir Allah'a kul olmaya, Allah'tan başka güçlere (tâğûtlara) tapınmayı terketmeye ısrarla dâvetlerinin sebebini anlayabilmek için şuna dikkat etmek gerekir: Kötülük ve bozukluğun asıl kaynağı, ya doğrudan; yahut da dolaylı olarak bir kısım insanların diğerlerine tanrı olmalarıdır. Tarihi incelediğiniz zaman; insanların tanrısız olmadıklarını, ya gerçek tanrıya tapındıklarını yahut da kendilerini tanrı yerine koyan kişilere, zümrelere, sınıflara, partilere itâat ettiklerini görürsünüz... İnsanların sosyal dengeyi gerçekleştirebilmeleri için insandan üstün bir güce ve dünya hayatının hazlarından daha büyük ve yüce bir mükâfata iman etmeleri şarttır. İnsanlar ilâhî otoriteyi tanımaz ve âhiret günü hesabından habersiz olurlarsa, kendi nefislerinin sınırına mahpus olarak yaşarlar. Allah yerine insanı koyan, insan yerine de kendini koyacaktır; çünkü başka bir insanın ondan farklı tarafı yoktur (o da insandır). Dünya hayatı ve hazlarından başka bir beklentisi ve hesabı olmayan kimselerin hedefi ne yapıp edip dünyadan en büyük payı kendisi için koparmak olacaktır; bunun da kaçınılmaz sonucu egoizm, maddî faydacılık, imkân bulanın altta kalanı ezmesi ve sömürmesidir."

Kadîsiye harbinin başlarında, İslâm tarafından Rib'iyy b. Âmir'in Farslıların komutanı Rüstem'in, "Buraya niçin geldiniz?" sorusuna karşı, verdiği şu cevap evrensel amacın belîğ bir ifâdesidir: "Bizi Allah gönderdi, gönderdi ki; dilediklerini kullara kul olmaktan Allah'a kul olmaya, daralmış dünyadan geniş bir dünyaya, (yörüngesinden saptırılmış) dinlerin zulmünden İslâm'ın adâletine çıkaralım. Bizi, dînine dâvet edelim diye halkına Allah gönderdi."

Ebedî Risalet insanı, eşya ve kâinât içindeki müstesna yerine yerleştirmiştir:

Ebedî Risâletin getirdiği insan anlayışına göre o, ne tanrıdır, ne melektir, ne de hayvanlar zincirinin gelişmiş bir türüdür. Onu Allah Teâlâ insan olarak yaratmış, insan nev'ine mahsus vasıf ve kâbiliyetler, hak ve hürriyetler ile donatmış ve imtihan için ona dünya hayatını takdir buyurmuştur. İmtihan, kâbiliyet ve imkânları amaçlarına uygun -başka bir deyişle ilâhî irâde ve rızâya muvafık- bir şekilde kullanıp kullanmamakla ilgilidir. Allah Teâlâ insana, kendi mülkünde tasarruf vekâleti vermiş, buna hilâfet demiş ve halife kullarına, peygamberleri vasıtasıyla talimât göndermiştir. Bu talimâta uyan, vekâlet ve hilâfeti (aynı mânâda emaneti) hakkıyle îfâ etmiş ve imtihanı kazanmış olacak, uymayan ise kaybedecek, hayat tecrübesini başarısızlıkla, mânevî ticâreti ziyân ile kapatmış olacaktır. Talimâta uymanın meyvası, imtihanı kazanmanın yanında, insan için mümkün ve mukadder olan kemal basamaklarını tırmanmak, nefsi tezkiye ve tasfiye ederek, arıtarak yüceltmek, Allah'a yakınlık devletine ermek, bu devletin hâsıl edeceği marifet ve yakîni elde etmektir.

Değerleri, araç ve amacı yerlerine koymuştur:

İnsanlığın maddî ve mânevî değerlerini, yaratılış amacının en önemli araçlarını tanıtmış ve korunması için etkili tedbirler almıştır. Bunlar "Din, insan hayat ve haysiyeti, akıl, mal ve nesildir." Yüzlerce âyet ve hadîs bu değerlerin tanınması ve korunması ile ilgilidir.

(Devam edecek)

28.08.2009



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: