HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Devlet-din ilişkisi

Akparti'yi kapatma davasının iddianamesinde yer alan laiklik anlayışını tahlil ve tenkide devam ediyorum.

"Devlete, dinsel konularda denetim ve gözetim hakkı tanınması, din ve vicdan özgürlüğünün, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı bir sınırlama sayılamaz." Diyor.

Devlete din konusunda denetim ve gözetim hakkı verilmesinin amacı (hikmeti), dinin uygulanmasında kanunların (daha doğrusu hukukun) sınırlarının aşılıp aşılmadığını kontroldür; aşılırsa, yani din adına rejimi değiştirmeye kalkışma olursa laik devlet müdahale eder. Türkiye'de olan bu değildir, bu ülkede devlet, ortada bir zorunluluk bulunmadığı halde meşru/hukuki din özgürlüğünü kısıtlamakta, toplumda dinin uygulanmasına müdahale etmektedir.

"Demokrasiye geçişin de aracı olan lâiklik, Türkiye'nin yaşam felsefesidir." Diyor.

Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir ilkesi olabilir, ama Türkiye'nin "yaşam felsefesi" olamaz, değildir. Bu ülkede yaşayan insanların kahir ekseriyeti müslümandır ve onların hayatlarında (düşünce ve davranışlarında) dinin çok önemli bir yeri vardır.

"Laiklik ilkesi; 5 Şubat 1937 tarih ve 2115 sayılı Yasa ile Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında yer almıştır. Laik devlet ilkesinin cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer verilmesine 1961 ve 1982 Anayasalarında devam edilmiş ve her iki Anayasa laiklik ilkesini sıkı bir korumaya almıştır." Diyor.

Laiklik ilkesi cumhuriyetin olmazsa olmaz şartı ise neden cumhuriyetin ilanından itibaren değil de yaklaşık on beş yıl sonra kabul edilmiş?

Bu sorunun birden fazla cevabı olabilir. Bana göre bazıları şöyledir:

1. Daha başta Cumhuriyetin kurucuları laikliği benimsemişlerdi, ama yıllarca takıyye yaptılar, "Devletin dini İslam'dır" dediler, sonra baskı ve tehlikeyi savuşturup niyetlerini açıkladılar. Bu cevap doğru ise takıyye her zaman var demektir.

2. Cumhuriyetin kurucuları arasında, laiklik konusunda görüş ayrılıkları vardı, laiklik taraftarları Atatürk'ün ömrünün sonlarına doğru güçlendiler ve laikliği ilan ettiler.

Her ne ise, benim tartıştığım husus laiklik ilkesi değil, Türkiye'de bazı çevrelerin "din hürriyetine karşı bir engelleme ve kısıtlama aracı" olarak anlayıp kullandıkları laikliktir.

Ayrıca bir inancımı daha burada ifade etmek isterim. Bugün laiklik tehlikede diyerek parti kapatmaya kalkışanların buna inandıklarını asla kabul etmiyorum,

Laiklik bahane, demokrasiyi baypas ederek iktidara gelmek şahane.

Mesele bundan ibarettir.

Not: On beş gün sürecek bir seyahate çıkıyorum. Yazılarım aksayabilir. Hoşça kalın.

06.04.2008



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: