HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanı seçimi gündeme girdiğinden beri muhalefetin (seçilmiş olsun, atanmış olsun, seçmen olsun, CHP zihniyetini temsil edenlerin) sırıtan bir çelişki ve tutarsızlık içinde olduğu göze çarpıyor.

İlk çelişki cumhurbaşkanının yetkileriyle ilgili.

Mevcut Anayasa'da cumhurbaşkanının yetkileri 1982 den beri belirlenmiş ve bu yetkileri kullanan cumhurbaşkanları gelip geçmiş. Bugün muhalefette olanların önemli bir kısmı daha önce de siyaset, medya ve akademi sahasında söz sahibi oldukları halde bu yetkilere ses çıkarmamışlar, hatta işlerine geldiği için "iyi ki bu yetkileri var, iktidarın elini kolunu bağlıyor, ülkeye de (bize de) çok yararlı oluyor" demişlerdir. Sıra AK Parti iktidarının cumhurbaşkanı seçiminde hakim olduğu döneme gelince hep bir ağızdan hem cumhurbaşkanını halkın seçmesine karşı çıkmışlar hem de mevcut yetkilerin çok olduğundan, azaltılması gerektiğinden söz etmeye başlamışlardır.

Bu tutumun asıl sebebinin "güvensizlik" olduğu kesin gibidir. Muhalefet hem AK Parti'ye hem de halka güvenmiyor. İçlerinden ölçüyü iyice kaybederek "AK Parti cumhurbaşkanını da seçince Türkiye'ye şeriat düzenini getirme operasyonu zirveye ulaşmış, tamamlanmış olacaktır" diyenleri bile olmuştu.

Bahanelere gelince her biri diğerinden zayıf ve ironik olmak üzere oldukça çok.

Mesela bir CHP sözcüsü "Atatürk'ün makamına, eşi başörtülü, kendisi Milli Görüş kökenli birisi oturamaz, buna izin veremeyiz" demişti. Şimdi bu cümlenin Anayasa'da, hukukta ve demokraside yeri var mı? Elbette yok, ama muhalefette yeri baş köşedir.

Bazılarına göre "olamaz"ın gerekçesi mesela Gül'ün tarafsız olamayacağıdır.

Peki şimdiye kadar gelip geçmiş ve gerçek manada tarafsız bir cumhurbaşkanı var mı? Sıra Sayın Gül'e veya AK Parti'den bir başka adaya gelince mi tarafsızlık akla geliyor ve önem kazanıyor! Elbette cumhurbaşkanı, yetkilerini kullanırken, geldiği partiden yana tavır koymayacak, bütün ülkenin, bütün partilerin, bütün halkın cumhurbaşkanı olacaktır; ama bunun manası cumhurbaşkanının duygu, düşünce, inanç, dünya görüşü... sahibi olmaması değildir. Tarafsızlık, şahsi görüş, meyil ve düşüncelerini bir yana bırakarak (terk ederek, yok ederek değil; çünkü bu mümkün olamaz) hukukun çerçevesi içinde davranmak ve görevini layıkıyla yapmakla gerçekleşir. Hiçbir kimse hakkında "O böyle yapmaz, yapamaz" şeklinde bir hüküm vermek kimsenin hakkı olamaz.

En son dile getirilen bir gerekçe de şöyle:

"Efendim şimdi yeni bir sayfa açılıyor, Meclis başkanı seçiminde de bu sayfayı memnuniyetle gördük, Sayın Gül yine aday gösterilirse bu, eskiye dönmek olur".

Dışı parlak, içi boş bir söz. Çünkü yeni bir sayfanın açılması demek, eskiye ait olup doğru, hukuka ve demokrasiye uygun düzenleme ve uygulamaların terk edilmesi demek değildir, yanlışların terk edilmesi demektir. Eskiden Sayın Gül'ün aday gösterilmesi yanlış idiyse ona dönülmemelidir, ama doğru idiyse neden dönülmesin!

Uzlaşma ve gerginliğe sebep olma gerekçeleri çok konuşuldu, onları tahlil etmeye gerek kalmadı, ama demek istedikleri şudur: Siz hakkınız olan bir şeyi yaparsanız biz, haksız olarak çıngar çıkarır, gerginlik yaratırız.!

Demokrasilerde muhalefetin çelişkiye düşme hakkı da vardır, ama iktidarın düsturu şu olmalıdır: Yolcu yolunda gerek!

12.08.2007



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: