HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Yeni irtica tarifi

Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu, Danıştay'ın kuruluş yıldönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, "Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı her tür hareket irticadır" dedi.

Biz defalarca "laiklik ve irticanın tarifi yapılmalı, bu iki kelimeye farklı manaların yüklenmesi karışıklık, istikrarsızlık ve haksızlıklara sebep oluyor" diye yazdık. Hele şükür bir hukuk mensubundan irtica için bir tarif denemesi yapılmış oldu. Bu tarife katılmasak da, onu problemli, tutarsız, tarif tekniğine aykırı (efradını cami, ağyârını mani değil) bulsak da bir gelişme olarak kaydediyoruz.

Bu tarifi irdelemeye, "Atatürük ilke ve inkılapları" kavramından başlayalım.

"Atatürk ilke ve inkılapları" denince ya cumhuriyetin bütün kazanımları veya Anayasaya da girmiş bulunan inkilap kanunları kastedilir.

Biz kavramı geniş tutarak birincisini esas alalım.

Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, milliyetçilik harf inkılabı, hukuk devrimi, Avrupa medeniyetine yöneliş, kılık kıyafet, moda vb de Batı hayat tarzının taklidi örneklerini ele alsak bunların hiçbirini -ilkenin ortaya konuşu- bakımından Atatürk'e mal etmek mümkün değildir. Daha evveline de gitmek mümkün olmakla beraber Tanzimat'tan bu yana bu ilkelerin bir kısmı Osmanlı devleti ve toplumu için bile tartışılmıştır. Sultan Mahmud fesi aldığı için "gavur padişah" diye anılmıştır. Mithat Paşa cumhuriyetten söz etmiştir. Aynı Paşa, Fransız medeni kanunun tercüme ettirmiş ve daha başka destekleyici devlet adamlarıyla beraber Osmanlı Medeni kanunu olarak kabul ettirmek için çaba göstermiştir. Celal Nuri'nin kitaplarında Latin harfleriyle ilgili tartışmalar ve teklifler vardır. Başkaları yanında özellikle Ziya Gökalp, milliyetçilik üzerinde çok düşünmüş ve yazmıştır. Demokrasi ve laiklik son Osmanlı döneminde tartışılmış ve bu sistemler Batı'da bizden önce bulunmuş ve uygulanmıştır.

Bu tarihi gerçeklik karşısında cumhuriyetin kazanımlarını ilke olarak değil, ancak uygulamanın başlatıcısı olarak Atatürk'e mal etmek doğru olur.

Atatürk, çağdaş uygarlık seviyesini aşmayı hedef gösterdiğine göre, onun uyguladığı ilkelere tarihi içerik ve şekilleriyle bağlı kalmak onun gösterdiği hedefe ters düşer. Atatürkçüyüm diyenlere yakışan, bir noktada donup kalmak, o noktayı tabulaştırmak değil, çağdaşlaşmak, hedefe doğru değişerek, gelişerek ilerlemektir.

Gelecek yazıda "Atatürk ilke ve inkılaplarını" temel alan irtica tarifini analiz edeceğim. Ama bu yazıyı bitirmeden bir örnek vermek istiyorum:

26-11-1934 tarih, 2590 sayılı kanuna göre "Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlariyle anılırlar."

Bu bir inkılap kanunudur. Bu lakap ve unvanlar kaldırılmış olmasına rağmen -resmi belgelerde olmasa da- halkın günlük dilinde ve hayatında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Şimdi biri diğerine "Bey, Beyefendi, Paşa..." dediğinde mürteci mi oluyor?

13 Mayıs 2007
Pazar



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: