HayrettinKaraman.net
Mobil - Metin Versiyonu

[Facebook] - [Twitter] - [YouTube] - [instagram]

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git


Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |


Mitingler ne diyor?

Daha önceki bir yazımda laikçi-ulsalcıların yaptıkları mitinglere katılanların sayısı konusunda abartma yapıldığını ifade etmiştim. Bu yazıda ise başka yönlerine dikkat çekeceğim.

Mitingleri yorumlayan laikçilere göre "orada millet iradesini ortaya koymuş ve şunları istemiş, şunları da istememiştir."

Peki soralım:

Bizim milletimiz iki milyon mu?

Mitinglere katılanlar 74 milyonu temsil edecek çeşitlikte mi? Yani dengeli olarak her siyasi ve ideolojik düşünce/talep orada temsil edilmiş mi?

Bu sorularn kesin cevabı, miting esnasında yapılan kamu oyu araştırması ile ortaya çıkmıştır. Buna göre mitinge katılanların yüzde sekseni, yaklaşık yüzde 65 artı 15 olmak üzere CHP ve DSP den oluşmaktadır. Bunun da manası, toplananların yüzde sekseninin, ideoloji, zihniyet ve siyasi tercih olarak Halk Partisi mensubu olduğudur. Halk Partisi'nin (çeşitli isimlerle bölünse ve ortaya çıksa da) nasıl bir Türkiye, nasıl bir cumhuriyet, demokrasi ve laiklik istediği yıllardan beri bellidir; önemli hiçbir değişiklik yoktur.

Durum ve gerçek bundan ibaret olunca her gün dinlediğimiz CHP sözcülerinin konuşmaları, temsil ve düşünce olarak neyi ifade ediyorsa, cumhuriyet adı kullanılarak yapılan mitingler de aynı şeyi ifade ediyor demektir.

Bir de korku edebiyatı var.

Halkın bir kısmı, AK Parti iktidarının güçlenmesinden korkuyormuş, bunlar Çankaya'yı da ele geçirirlerse bizim hürriyetlerimizi elimizden alırlar, ülkeyi İran'a çevirirler diye endişe ediyorlarmış.

Bu masalı bir uyduranlar var bir de okuyup/dinleyip aldananlar.

Uyduranlar kurt politikacılar ile ideoloji bağnazlarıdır. Ellerinde bulunan bütün telkin araçlarını kullanarak bu masalı anlatıyor, hem de -kendileri inanmadıkları halde- gerçekmiş gibi anlatıyorlar.

Hem Türkiye'nin ve dünyanın içinde bulunduğu şartları, hem de ülkemizde yaşayan dindar Müslümanların taleplerini gerçek tarafıyla bilmeyen, tek yönlü bilgilendirilmiş ve şartlandırılmış bulunan "aldananlar" ise masala inanıyor ve korkuyor olabilirler.

İşe yarar mı bilmem ama bir deneyeyim:

Türkiye'de yaşayan dindar Müslümanların kahir çoğunluğunun gerçek talebi, "başkalarına inanç ve hayat tarzı dayatmak değil, kendilerinin inançlarına göre yaşamalarına imkan tanınmasından ibarettir".

Bu ülkede birileri korkacak ise bunlar, laikçiler ve onların aldattığı vatandaşlar değil, dindar Müslümanlardır; çünkü onların korktukları başlarına gelmiştir: Başlarını örterek okuyamazlar, çalışamazlar, çocuklarına istedikleri yerde ve şekilde din eğitim ve öğretimi yaptıramazlar, inançlarını ve düşüncelerini açıklamada, hatta ibadetlerini yapmada sınırlara tabidirler... hasılı kendilerine belli bir dünya görüşü ve hayat tarzı dayatılmıştır.

Müslümanım diyenler arasında "haklara riayet ederek birlikte yaşama" ilkesine ters düşen sözler söyleyenler, davranışlarda bulunanlar yok mu? Elbette vardır, ama devede kulak. Bunların en hızlı ve şiddetlisinin bir iki gün içinde haklarından gelindiği de unutulmamalı. Ayrıca bunların bir kısmının özellikle -karşı tarafça- hazırlanmış olduğu gerçeği de bilinmektedir.

Bu gerçek durum karşısında tuzları kuru olanların çıkıp da korkudan, tehlikeden filan söz etmeleri traji-komik oluyor.

11 Mayıs 2007
Cuma



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

 
Önceki Makale | Sonraki Makale | Makale Listesi |

Ana Sayfa | Hakkında | Makaleler | Kitaplar | Soru Konuları | Soru Listesi | Konuşmalar | Şiirler | İndeks | Rastgele Oku | Yeniler | Geri Git | İleri Git



   


BULUNDUĞUNUZ SAYFAYI AŞAĞIDAKİ ARAÇLARLA KULLANABİLİRSİNİZ: